ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi çatısı altında kurulan Teknopark bünyesinde yürütülen iki önemli Ar-Ge çalışması sonuçlanarak sağlık sektörünün hizmetine sunulma aşamasına geldi.

Yanlış antibiyotik kullanımının önüne geçecek test çalışması ile hastane enfeksiyonunu önlemek amacıyla geliştirilen proje kısa bir süre sonra hastaların hizmetine sunulacak.
Boğaziçi Üniversitesi çatısı altında 2009 yılından bu yana çeşitli kuruluşların Ar-Ge çalışmalarına ev sahipliği yapan Teknopark bünyesinde sağlık sektöründe yeni bir dönemi başlatacak iki önemli çalışmaya imza atıldı. 
ENGY Çevre ve Enerji Teknolojileri Biyoteknoloji Araştırma Geliştirme Şirketi tarafından gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçme amacıyla yürütülen ‘Boğaz Sürüntüsünde A Grubu Beta Hemolitik Streptokok Tespiti İçin PCR Tabanlı Bir Kit Geliştirilmesi’ ve ‘Hastane Enfeksı?yonu Etkenlerı?nı?n Hızlı Tespı?tı? ı?c?ı?n Otomatı?ze Moleku?ler Analı?z Cı?haz ve Kı?tlerı?nı?n Gelı?s?tı?rı?lmesi’ çalışmaları sonuçlandı. 
Şirketin kurucularından, Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi ve Moleküler Ekoloji Grup(MEG) Eş Başkanı Prof. Dr. Bahar İnce, Türkiye’de antibiyotik kullanımının çok fazla olduğuna dikkat çekerek, “‘Boğaz Sürüntüsünde A Grubu Beta Hemolitik Streptokok Tespiti İçin PCR Tabanlı Bir Kit Geliştirilmesi’ ile yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmiş olacağız. İlaç kullanımının kısıtlanması ve gerekli olmayan durumlarda insanlara antibiyotik verilmemesi son derece önemli. Bu çalışma ile yalnızca maliyet bazında değil, geliştirilen kitin özgünlüğü ve hassasiyeti yönünden de olumlu sonuçlar elde ettik. Sahada yaptığımız karşılaştırma testleri de başarılı şekilde tamamlandı. Bu ürünle ilgili patent başvurularımızı gerçekleştirdik ve Sağlık Bakanlığı da çalışmamıza desteğini sundu. “strep.pyogenez hızlı polimeraz zincir reaksiyon testi” sosyal güvenlik sisteminin ödeyeceği işlemler arasına alındı, ikinci aşamada da, antibiyotik reçeteye yazılmadan önce bu testin uygulanmasının zorunlu hale getirilmesi planlanıyor” şeklinde konuştu. 
Hastane Enfeksiyonu Projesi patent yolunda 
Boğaziçi Üniversitesi Teknoparkı bünyesinde 13 proje yürüttüklerini, bunların büyük bölümünün tamamlandığını belirterek bugüne kadar, 100’ün üzerinde bilimsel, akademik ve teknolojik Ar-Ge projesi tamamladıklarının ve ürünlerinin patentleşme sürecinde bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Bahar İnce, hastane enfeksiyonu alanında yürüttükleri bir başka projenin ise tamamlanma aşamasında bulunduğunu ve kısa süre içinde patent başvurusu yapacaklarını söyledi. 
Ön çalışmaları yapılan ve Kasım 2014 itibariyle TÜBİTAK 1003 projesi olarak desteklenen “Hastane Enfeksı?yonu Etkenlerı?nı?n Hızlı Tespı?tı? ı?c?ı?n Otomatı?ze Moleku?ler Analı?z Cı?haz ve Kı?tlerı?nı?n Gelı?s?tı?rı?lmesi” projesi sonuçlandığında patent başvurusunu gerçekleştirilecek. İnce, “Medipol Hastanesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çapa Tıp Fakültesi, Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun da içinde olduğu altı partnerin olduğu ortak bir yapı içinde yürütülen projemiz ile Türkiye’de ve dünyada büyük bir önem taşıyan bu sorunu yetkin ve ekonomik olarak çözmeyi hedefliyoruz’’ dedi. 
2009 yılında hizmet vermeye başlayan Boğaziçi Üniversitesi Teknopark başta sağlık, çevre ve enerji olmak üzere pek çok alanda yenilikçi Ar-Ge çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Ar-Ge çalışmaları yapan 26 kuruluşu çatısı altında bulunduran Teknopark bünyesinde Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlileri tarafından kurulan ve medikal, bilişim teknolojileri, enformasyon yazılımı, deprem mühendisliği, çevre ve elektronik sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler bulunuyor. 

 

 

Kategori Sağlık

ORGANİK KÖYDEKİ TARIM ZARARLILARINA ORGANİK ÇÖZÜM

Kategori Organik Tarım

Diyet, bir soykırım aracı, komplo mu?

Kategori Beslenme

EN BÜYÜK BİYOGAZ TESİSİ GELİYOR

EN BÜYÜK BİYOGAZ TESİSİ GELİYOR

Kategori Tarım

TARIM HAVZALARI LİNYİT MADENİ OLACAK !

TARIM HAVZALARI LİNYİT MADENİ OLACAK !

Kategori Çevre

Balıkçılar avlanacak, Adanalı doğa konusunda bilinçlenecek

Kategori Balıkçılık

DÜNYANIN EN YAŞLI AĞAÇLARINDAN BİRİ TÜRKİYE' DE BULUNDU

Kategori Çevre

Balık ölümlerinde tarım ilacı etkisi

Kategori Balıkçılık

Başkentte yiyecek fiyatları ateş pahası. Sizin şehirdeki durumu yazın yayınlayalım.!

Peynir ve zeytin marketlerde iki kat pahalı satılıyor. Dar gelirlilerin umudu ise akşam pazarları. Tezgahlar toplanırken kalan ürünleri, gündüz fiyatının yarısına almak mümkün

Çarşı pazar incelemelerimize gıda pazarlarıyla devam ediyoruz. Meyve - sebzeden bakliyata, şarküteri ürünlerinden baharata kadar yaptığımız piyasa araştırmasında, özellikle süt ürünlerinde fiyat farkı 2’ye katlanıyor. Akşam saatlerinde pazara çıkan dargelirli vatandaş ise alışverişini yarı yarıya ucuz fiyatlarla yapabiliyor.
Hâlde fiyatlar birbirinin benzeri. Domates 2.5, biber 4, salatalık 3, patlıcan 3, patates 2, soğan 1.5, mantar 4 TL’ye satılıyor. Fiyatlar havanın soğuğundan, neminden etkileniyor. Bir gün 3 liraya aldığınız ürünün fiyatı 2 gün sonra 5 liraya çıkabiliyor. Meyvede de aynı. Mandalina 1.5, armut 4, yerli muz 4, elma 2.5, ayva 3.5, kivi 6, portakal 1.5, kestane 11 TL’den satılıyor. Kestanenin fiyatı 15 TL’ye kadar çıkabiliyor. Dolaşırken Fatoş Teyze bizi farkedip anlatmaya başlıyor:
“Fiyatlar pahalı kızım, yaz. Her birinden yarım kilo alabiliyoruz, 3 elma, 2 armut... Ancak bu kadarına gücümüz yetiyor. Markette fiyatlar pahalı diye buraya geliyorum. Buradaki meyve sebze hem daha taze. Yoruluyorum ama yapacak birşey yok.”

 Bulgur ve pirince zam

Hacı Baba baharatçısına uğrayıp kuru bakliyat fiyatlarını soruyoruz. Kuru fasulye 6 ila 8 TL, nohut 5.5 TL, kırmızı ve yeşil mercimek 4.5 TL. Dükkanın işletmecisi sezon başından itibaren bulgur ve pirincin fiyatlarında artış olduğunu söylüyor; bulgurun 2 TL’den 2.5 TL’ye çıktığını anlatıyor. Pirincin fiyatı ise 4.5 ila 6 TL arasında. Marketlerde ise en ucuz bulgur 2 TL’den satılıyor. Pirinç de 3 TL ile 11 TL arasında değişiyor.

Poşetli fiyat 3 kat

Baharatçıda pul biber 15 ila 25 TL, karabiber 50, toz biber 20, kimyon 15, kekik 30, nane 20 TL’ye satılıyor. Marketlere göre epey ucuz. Satıcı, “Biz  gram üzerinden değil, kilo fiyatından satarız” diyor. Bu aylarda en çok zencefil ve zerdeçal satılıyormuş. Karabiber ve zencefil gibi ithal baharatların fiyatları dolara göre değişiyor. Marketlerde baharat kutu ya da poşete girince fiyatı 3 katına kadar çıkıyor. Gram fiyatlarını kiloya vurduğumuzda toz biber 50, karabiber 112, kekik 80, nane 65 TL’ye geliyor.

 Akşam pazarlarında fiyat yarı yarıya

Semt pazarlarındaki fiyatlar da üç aşağı beş yukarı aynı. Ancak akşam pazarlarında fiyatlar bir hayli düşüyor. Pazarcı elindeki ürünü bitirmek için yarı yarıya indirim yapıyor. Gündüz 2.5 liraya satılan domatesi 1 TL’den, 4 liraya satılan biberi ise 2 TL’den satın alabiliyorsunuz. Tabii akşam saatlerinde ‘malın iyisi’ pek kalmıyor. İyi bir tur sonuç verebilir. O nedenle de akşam pazarlarıAnkara’da epey kalabalık oluyor.

Her şubede farklı fiyat

Süpermarketlerde durum ne diye merak edip bir markete giriyoruz. Domates 2.45, patlıcan 2.29, patates 2.25, soğan 1.45, salatalık 2.95 TL. Meyvelerde; mandalina 1.99, armut 2.75, muz 4.95, elma 2.25, ayva 5.95, kivi 4.45, portakal 1.99 TL. Kestane ise 16 TL’yi buluyor. Marketlerin avantajı bazı ürünlerde günlük indirimler yapmaları. Gerçi aynı süpermarketin iki şubesi arasında bile fark olabiliyor. Market zincirlerinden birinin Kızılay şubesindeki fiyatlarla,Gaziosmanpaşa, Kavaklıdere, Oran şubelerindeki fiyatlar birbirini tutmuyor. Bir market yetkilisi, semtin genel gelir durumu, müşteri sirkülasyonu gibi nedenlerle, şubeler arasında birkaç liralık fark olabildiğini anlatıyor.

Peynir ve zeytin markette uçuyor

Hâldeki bir şarküterinin vitrini dikkatimizi çekiyor. Karakovan balı 38, petekli bal 14.80, tereyağı 26, tulum peyniri 17, köy peyniri 10, tam yağlı beyaz peynir 8, gemlik sele siyah zeytin 12.90, iri kokteyl yeşil zeytin 9.90 lira.
Fiyatlar marketlere göre yarı yarıya ucuz. Marketlerde en ucuz açık beyaz peynir 12 TL’den başlıyor; 40 TL’ye kadar beyaz peynir var. Zeytinlerin de türlerine göre kilosu 10 TL ile 30 TL arasında değişiyor.

Yöresel gıda pazarında kuruyemiş daha ucuz

Yöresel ürün pazarları da çok ünlü. Bunlardan biri Yıldız ve Çukurambar’da açılan Nişantaşı Pazarı. İki gün önce Aşağı Ayrancı’daki kuruyemişçide fındığın kilosu 70, Antep fıstığı 60 ve ceviz 65 TL’den satılıyordu. Ancak pazardaki fiyatlarla, kuruyemişçi arasında gerçekten bir uçurum var. Pazarda fındık 45, ceviz 49, antep fıstığı 50 TL’den satılıyor. Pazarlık bile yapabiliyorsunuz.

Derya kuzusu bunlar

Bu yıl balık çokmuş. Hâldeki fiyatlar şöyle:
Mezgit 10, Karadeniz somon 12, Norveç somon 30, deniz çipura 20, palamut (tane) 6, levrek 20, çinekop 18, kalkan 75, lüfer 80, kılıç 90, sarıkanat 25, barbun 25, istavrit 10, hamsi 8 TL. Balıkçılarda da balık fiyatları çok farklı değil. Çipura 23 TL’den, Norveç Somon 36 TL’den, levrek 20 TL’den satılıyor. Kızılay Sakarya’daki balıkçılarda fiyatlar semt balıkçılarından biraz daha uygun.

 

 

Kategori Ekonomi

Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün web sayfasında 05.01.2015 tarihinde yapılan duyuruda, “Kırklareli İli, Vize İlçesi, Topçu Köyü yakınlarında "IV. Grup Linyit Kömürü Ocağı" açılıp işletilmesi planlanmaktadır. Aşağıda belirtilen tarih ve saatte faaliyetle ilgili Halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak için "Halkın Katılımı Toplantısı" yapılacağı, Toplantı Yeri : Topçu Köyü Köy Kahvehanesi Toplantı Yerinin Adresi : Topçu Köyü Vize/KIRKLARELİ Toplantı Tarihi : 15.01.2015 Toplantı Saati : 11:30 da halkı bilgilendirme toplantısı yapılacağı ilan edildi.

Toplantının yapılacağı Topçuköy’e çevre köylerin yanı sıra il, ilçe ve beldelerden çok sayıda insan katıldı. Topçuköy’den İstanbulda yaşayanlarında yoğun katılımı ile  köy meydanı  doldu taştı. Köy meydanının her tarafına asılan pankartlarda, orman,su ve toprak vurgusu vardı.

İlçe Jandarma Komutanlığınca güvenlik önlemleri alınmasının ardından, Bakanlık, İl Müdürlüğü, TKİ yetkilileri ve ÇED  Projesini hazırlayan şirket yetkililerinin köy girişine gelmesiyle birlikte yoğun bir protesto başladı.  Deyim yerindeyse Topçuköy Gelenleri adeta Topa Tuttu… Düdükler, Islıklar, haykırışlar birbirine karıştı.

Tüm bu haykırışlar arasında tekbir slogan vardı. Çocuklar, Babalar ve Dedeler,  Haykırdı.. “Ormanımızı, toprağımızı ve suyumuzu vermiyoruz..”

Protestoların artması üzerine ÇED bilgilendirmesi için köye gelen yetkililer, Jandarmanın önlemleri sayesinde köy meydanında toplantının yapılacağı kahveye gelemeden köyü terk etmek zorunda kaldılar.

Yetkililerin köyü terk etmesinin ardından, Köylüler adına konuşma yapan Muhtar ve Ziraat Odası Başkanı,  Köyün tepkisinin  gerekçelerini katılımcılara  ve basın mensuplarına şöyle açıkladılar.

Proje alanı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Tarım Alanı ve Orman Alanı” vasfında kalmaktadır.

Bu alan köyün tüm tarım alanlarını kapsamaktadır, Geçim kaynağı sadece tarım ve hayvancılık olan köyde yaşam sona erecektir.

Sadece Topçuköy ile sınırlı kalmayan  34.522 dekar lık  Ruhsat sahası  ve  8.873  dekar işletme alanı    Hasbuğa, Çavuşköy  , Doğanca köylerinde ki   tarım ve hayvancılığı yok edecektir.

Ormanı ve henüz kirlenmemiş  doğanın nimetlerinin, değişen anlayış gereği başka şekillerde değerlendirilebilmesi için yörede pek çok proje yürütülmekte, denenmeye çalışılmakta ya da tavsiye edilmektedir. Bunların en başında ise eko-turizm faaliyetlerinin yörenin imkanları ölçüsünde şekillendirilip uygulanmasına yönelik girişimler yer almaktadır. Bölge insanımıza arıcılık yapı diyorlar. Çünkü  Trakya arısı 30/06/2010  Tarih  ve 29 sayılı olurları ile  Tarım Bakanlığı tarafından mutlak korumaya alınmış, Ama Faaliyet bölgesinin  tamamına yakınında TRAKYA ARISI  koruma kapsamındadır.

Üstelik Ergene 1-1 alt havzası, 5 Kasım 2009 tarih ve 27397 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Ergene ve Meriç Havzaları Yeraltısuyu İşletme İlanı” ile her türlü yeraltısuyu tahsislerine kapatıldı. Bizlere sondaj açmak yasak iken, nasıl olurda Binlerce dekar alan açık kömür işletmesi için yok edilir.

“Istrancaların  nadir ekosisteminin korunması ve yerelin sürdürülebilir kalkınması yönünde ve gelecek nesillere,  yaşanabilir bir dünya bırakma  sorumluluğumuz gereği bu açıklamayı kamuoyu ile paylaşacağız, ormanımızı, tarım alanlarımızı ve göletlerimizin yok olmaması için, hukuksal platformda her türlü mücadeleyi vereceğiz” dediler.

Köydeki ÇED Halkı bilgilendirme toplantısına İlçe dışından gelen, Belediye Başkanları, İl Genel Meclis üyeleri, Sivil toplum örgütleri, TEMA ve DAYKO her platformda köylünün haklı mücadelesinde yanlarında olacaklarını beyan ettiler. 

 

Göksal ÇİDEM  DAYKO KIRKLARELİ

Kategori Çevre
Sayfa 1 / 14

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014