ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ (DTÖ-WTO)

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ (DTÖ-WTO)

2015 'TE İHRACAT BAKIN NE KADAR DÜŞTÜ ?

Uluslararası Projede Çalışacak Ziraat Mühendisi Aranıyor.

KURBAN SEÇERKEN KURBANLIĞIN YAŞI NASIL ANLAŞILIR ?

Kategori Hayvancılık

DOĞALGAZ FATURASINI DÜŞÜRMENİN YOLLARI

• Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği (ETADER) Başkanı Zafer Yavuztürk, tasarruf çözümlerini gerçek ölçüm verilerine dayandırmanın gelişigüzel çözümlere yönelmekten çok daha etkili olduğunu söyledi.
• ETADER, kullanmadığımız aygıtları kapatmak gibi tasarruf alışkanlıkları edinmenin yanı sıra uygun maliyetlerle uygulanabilecek birtakım tasarruf çözümleri önerdi.
• ETADER: "Isı pay ölçer sistemi sayesinde, enerji israfını kolayca tespit edip bilinçli tasarruf önlemleri uygulayabilirsiniz, böylece kullanmadığınız enerji için para ödemek zorunda kalmamış olursunuz."
Enerji kullanımının sık aralıklarla otomatik ölçülmesi, tüketimin hangi günlerde ve saatlerde arttığının ayrıntılı olarak görülmesini sağlıyor. Böylece en acil tasarruf çözümlerine karar vermek kolaylaşıyor. Ayrıntılı ölçüm verileri, enerji israfının açıkça görülmesini sağlayarak tasarrufu teşvik ediyor.
En verimli tasarruf çözümlerinin genellikle çok uygun maliyetlerle gerçekleştirilebildiğini söyleyen Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği (ETADER) Başkanı Zafer Yavuztürk, "İhtiyaç duyduğumuz enerji ile ihtiyaç dışı tüketimi, yani israfı ayırt etmemiz gerekir, bunun tek yolu enerji tüketimini ölçen aletler kullanmak" diye konuştu. 
Türkiye’de enerji ve ısı tasarrufu bilincini artırmayı amaçlayan ve bu amaçla kamu yararına etkinlik gösteren ETADER (Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği), kullanmadığımız aygıtları kapatmak gibi tasarruf alışkanlıkları edinmenin yanı sıra çoğu uygun maliyetlerle kolayca uygulanabilecek şu tasarruf çözümlerini de öneriyor:
• Mantolama yaptırın.
Mantolama kışın sıcak havanın dışarıya çıkmasını, yazın ise sıcak havanın içeriye girmesini engelleyerek enerji tasarrufu sağlar. 2017 yılına kadar alınması yasal zorunluluk haline gelen enerji kimlik belgesi için de öncelikle dış cephe mantolaması şartı aranıyor.
• Evinizdeki tüm pencerelere ısı yansıtıcı film uygulayın.
Cam filmi sayesinde camlarınızdan giren sıcağı ve soğuğu engelleyebilirsiniz. Duvarlara uyguladığınız mantolama gibi cam filmi de iç ortamdaki ısıyı önemli ölçüde korumanızı sağlar. Özellikle seramik cam filmlerini tercih ederseniz hem güneşin zararlı ışınlarından korunur hem de güneş ısısını yüzde 99'a varan oranlarda engelleyerek enerji tasarrufu sağlarsınız.
• Pencerelerinizde panjur kullanın.
Genelde güneş ışınlarını engellemek için kullanılan panjurlar ortamdaki ısının korunmasına da yardımcı olur.
• Kapı ve pencerelerdeki aralıkları kapatarak ısı ve serinlik kaybını önleyin.
Evinizin pencereleri ahşap çerçeveli ise cam kenarlarının macunlandığından ve çerçevelerde boşluk kalmadığından emin olun. PVC kasa ve doğramalar ısı kaybını önlemek için idealdir. Ahşap kapı ve pencerelerde ise izolasyon bantları ve çıtaları kullanarak yalıtım sağlayabilirsiniz.
• Evinizin duvarlarında ve çatınızda açık renkli yalıtıcı boya kullanın.
Evinizin iç ve dış duvarları ile düz çatılarda ısı iletkenliği düşük olan yalıtımlı açık renk boyaları tercih edin. Böylece yüzde 25'e kadar ısı yalıtımı sağlayabilirsiniz. Ayrıca bu tür boyaların yüksek yansıtma özelliği sayesinde iç mekanlardaki aydınlatma donanımını daha az kullanarak tasarruf yapmış olursunuz.
• Evinizin çevresine ve üzerine gölgeli ağaçlar dikin.
Bitkilerin doğru kullanımı mekanlardaki hava sıcaklığını on derece kadar düşürebiliyor. Uluslararası Fidancılık Derneği’ne göre genç bir ağacın net serinletme etkisi, günde 20 saat çalışan 10 adet oda tipi klimanın verdiği serinliğe eşit.
• Tüm elektrik ampullerini tasarruflu ampullerle değiştirin.
Yapılan araştırmalar, 75 vatlık akkor flamanlı ampuller yerine 15 vatlık tasarruflu ampuller kullanıldığında aynı aydınlatma kalitesinin yüzde 80 daha az enerji tüketimi ile elde edilebildiğini gösteriyor. Üstelik tasarruflu ampuller eski tip ampullere göre sekiz ile on kat daha uzun ömürlü.
• Enerji sınıfı "A" ve "A+" olan aygıt ve makineleri tercih edin.
Yapılan araştırmalar, en yüksek verimli cihazlar ile en düşük verimli cihazlar arasında yüzde 60 civarında enerji tüketimi farkı olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, enerji verimlilik sınıfı A olan bir buzdolabı, D sınıfı buzdolabına göre yüzde 45, G sınıfı buzdolabına göre yüzde 56 tasarruf sağlıyor.
• Oda termostatı veya termostatik radyatör vanası kullanın. 
Oda termostatı veya termostatik radyatör vanası, ısı derecesine göre enerji harcamalarını kontrol altına alır, önemli ölçüde tasarruf sağlar.
• Merkezi Sistemle ısıtılan bir binada yaşıyorsanız ısı tüketiminin ölçüldüğü sistemlerin kurulması için yöneticinizle görüşün.
Kısa ve düzenli aralıklarla otomatik kaydedilen ölçüm verileri ile evinizdeki rutin enerji israfını kolayca tespit edebilirsiniz. Ayrıca, tasarruf çözümlerini gerçek ölçüm verilerine dayandırmak gelişigüzel çözümlere yönelmekten çok daha güvenilir sonuçlar verir. Isı pay ölçer sistemi sayesinde kullanmadığınız enerji için para ödemek zorunda da kalmamış olursunuz.

 

 

Kategori Çevre

"Gıda fiyatları aracıların azalmasıyla uygun seviyeye gelebilir"

 Türkiye Gıda İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, "Gıdada üretici ve tüketici fiyatları arasındaki yüksek farkların, bu aracıların azaltılması ile kabul edilebilir seviyelere gelebileceği, bunun da enflasyonu olumlu etkileyeceği muhakkaktır" dedi.

Kopuz, AA muhabirine gıda ve içecek sektörüne ilişkin yaptığı açıklamada, gıda ve içecek sanayisinin yıldan yıla önemli bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, geçen yıl 290 milyar lira iş hacmine ulaşıldığını, yüzde 10,7 artarak 11,9 milyar dolara yükselen ihracatla yeni bir rekor kırdıklarını ve Türkiye'nin toplam ihracatındaki paylarını yüzde 7,8’e yükselttiklerini kaydetti.

Bu yılın beklentileri karşıladığını söylemenin pek mümkün olmadığını ifade eden Kopuz, şunları söyledi:

"Bu yılın başında yaşadığımız kuraklık, don ve aşırı yağışların sebep olduğu zararların en büyüğünü özellikle bitkisel üretimde oldu. Bu yıl gıda ve içecek üretimi için gerekli olan kaliteli, uygun fiyatlı ve yeterli miktarda tarımsal ham maddeye ulaşmakta büyük zorluklar yaşadık. Tüm bu zorluklara karşın sektörümüz, her yıl olduğu gibi 2014 yılında da dış ticarette fazla vermeye ve net ihracatçı sektör konumunu sürdürmeye devam etti. 2014 yılı ocak-ekim döneminde 4 milyar 618 milyon dolarlık gıda ve içecek ürünleri ithalatına karşılık sektörümüzün ihracatı 9 milyar 41 milyon dolar oldu. Böylece gıda ve içecekte dış ticaret fazlamız yılın ilk 10 ayında 4 milyar 423 milyon dolara yükseldi."

Kopuz, gıda sanayisi için bu yılın yurt içinde bir yandan talebin kısıldığı diğer yandan maliyetlerin artış yönünde baskılandığı zor bir yıl olduğunu anlatarak, "Buna karşın 2014 yılı iş hacminin 300 milyar lirayı geçeceğini, cari fiyatlarla büyümenin yüzde 5-6 civarında gerçekleşeceğini öngörüyoruz" dedi.

TGDF olarak sektörün ithalata olan bağımlılığının azaltılması ve yüksek katma değerli ürünlerin ihracatının artırılması yoluyla 2015 yılında dış ticaret fazlalığının daha da artırılmasını hedeflediklerini aktaran Kopuz, "Önümüzdeki yıl, artan nüfusu ve gelirinin yanı sıra kültürel yakınlığıyla da önemli bir potansiyel taşıyan Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu’nun Türkiye için gıda ürünlerinde daha büyük bir dış pazar haline gelmesini bekliyoruz" diye konuştu.

 

- "2015'te gıdanın enflasyona etkisinin daha düşük olmasını öngörüyoruz"

 

Kopuz, diğer taraftan, son 3 ayda ihracata yansımasa da gelecek yıl Rusya’ya gıda ihracatının da artacağını belirterek, Rusya pazarına süt ve süt ürünleri ihracatının açılması ve aynı pazara kanatlı ürünlerinde ihracat artışı beklentisiyle hayvansal ürün ihracat miktar ve değerinde 2015 yılında artış olacağını kaydetti.

Tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve verimliliğin artırılması durumunda Türkiye'de dünya fiyatlarının üzerinde seyreden gıda fiyatlarının düşebileceğini ifade eden Kopuz, "Bu durum, yerli fiyatların dünyada artan gıda fiyatlarına yaklaşması yoluyla ülkemiz açısından bir fırsat oluşturabilecektir. Bu sayede 2015 yılında gıda enflasyonunun genel enflasyona etkisinin daha düşük olacağını öngörüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

 

- "Fiyat artışının kaynağı sadece kuraklık ve benzeri olumsuz gelişmeler değil"

 

Kopuz, tarımsal ürünlerin fiyat artışları, 2013-2014 döneminde genel olarak yurt içi ÜFE ile aynı eğilimde hareket ettiğini anlatarak,  sözlerine şöyle devam etti:

"2014 yılından itibaren tarımsal ürünler bazında izlenen ÜFE kapsamında hububat, yaş ve kabuklu meyveler, bazı bakliyat, çay ve ormancılık ürünlerindeki fiyat artış oranlarının yurt içi ÜFE’nin üzerinde seyrettiğini gözlemledik. 2014 yılında gıda fiyatlarındaki artışlar geneli itibarıyla et ve et ürünleri, taze ve işlenmiş meyveler ile hazır yem fiyatlarından kaynaklandı. 2014 yılı ekim ayına göre tarım ürünleri ÜFE, 12 aylık ortalamada 10,48 oranında arttı. Bunda yaşadığımız doğal felaketlerin etkisini yadsımamak lazım."

Pek çok üründeki fiyat artışının kaynağının kuraklık ve benzeri olumsuz gelişmeler olmadığını belirten Kopuz, "Bunun bir sebebi de üretici ile tüketici arasında birçok aşamada yer alan aracılardır. Gıdada üretici ve tüketici fiyatları arasındaki yüksek farkların, bu aracıların azaltılması ile kabul edilebilir seviyelere gelebileceği, bunun da enflasyonu olumlu etkileyeceği muhakkaktır. Diğer bir çözüm ise tarımsal üretimi artırmaktan geçmektedir" diye konuştu. 

 

 

Kategori Gıda

SÜRÜCÜLER DİKKAT, O MADDE DEĞİŞTİ !

TÜRKİYE İSRAİL İLE SERBEST TİCARET ANLAŞMASINA TARIM ÜRÜNLERİNİ DE KATMAK İSTİYOR

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, tarım sektörüne 2014 yılı için ayrılan destek miktarının 9,6 milyar lira olduğundan yakınırken; “Oysa yılın ilk 11 ayında sadece buğday, soya, ayçiçeği ve pamuk ithalatına yaklaşık 4,4 milyar dolar, diğer bir ifade ile 9,6 milyar lira ödenmiştir. Tarımımızı desteklemek üzere ayrılmış kaynak, sadece 4 ürünün ilk 11 aylık ithalatına eşdeğer bir miktar olmuştur.” dedi.

Atalık, çiftçiye buğday için tarımsal destekleme bütçesinden 760 milyon lira ödeme yapıldığından dert yanarak, şunları ifade etti:

“Yılın 11 aylık diliminde 4,7 milyon ton buğday ithalatı için 1,4 milyar dolar yani 3 milyar lira ödenmiştir. Soya için verilen destek miktarı 30 milyon lira iken, 1,8 milyon ton soya ithalatı için 1 milyar dolar (2,2 milyar lira); ayçiçeği için verilen destek 156 milyon lira iken, 503 bin ton ayçiçeği ithalatı için 366 milyon dolar (800 milyon lira); pamuk için verilen destek miktarı 1,1 milyar lira olurken, 850 bin ton pamuk ithalatı için 1,6 milyar dolar (3,6 milyar lira) ödenmiştir.

Tarım Kanunu 2006 yılında yürürlüğe girmiş olup, tarıma verilecek desteklerin milli gelirin yüzde 1‘inden daha az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun uygulamaya konulması gereken 2007 yılından bu yana söz konusu oran sürekli yüzde 0,5 civarında olmuştur. Bu çerçevede çiftçiye eksik ödenen tarım desteği miktarı 44 milyar liraya ulaşmıştır.

Avrupa Birliği (AB) bütçesini bizim gibi yıllık değil, 7 yıllık bir süreç için hazırlamaktadır. Bu kapsamda 2014-2020 yılları aralığı için oluşturulan 960 milyar Euro bütçenin yüzde 40‘ı yani 380 milyar Euro’su tarım ve kırsal kalkınmaya ayrılmaktadır. Bunun da yüzde 95’i yani 360 milyar Euro’su tarımsal desteklere ayrılmaktadır. Yıllık bazda tarımsal destek miktarı 51,5 milyar Euro’ya karşılık gelmektedir. Ülkemizde tarımsal desteklerin bütçe içerisindeki payı ise yüzde 2 civarında olmaktadır.

Tarım desteklerinin ödeme şekli konusunda 2014 yılında akıllara durgunluk veren bir gelişme olmuştur. Resmi Gazete‘nin 9 Mart 2014 tarihli nüshasında yayımlanan 2014/6052 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı‘nda tarımsal sulamaya ilişkin elektrik borcu olan çiftçilere borçlarını ödeyene kadar tarımsal destek ödemesi yapılmayacağı belirtilmiştir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 30 Ağustos 2014 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanan 2014/42 sayılı tebliğ ile konu bir adım daha ileri taşınmış ve 15 Eylül 2014 tarihine kadar borcunu ödemeyen çiftçilere yapılacak tarımsal destekleme ödemelerinin elektrik şirketlerine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Çiftçiyi koruması ve desteklemesi gereken bakanlık, elektrik şirketlerini desteklemeyi tercih etmiştir. Çiftçilerin açtığı dava sonucunda Danıştay 10. Dairesi 17 Kasım 2014 tarihinde verdiği karar ile bu son derece yanlış uygulamanın yürütmesini durdurmuştur.

Tarımsal desteklerden sadece Çiftçi Kayıt Sistemi‘ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler yararlanmaktadır. Küçük çiftçilerin bu sisteme kayıt olmak için yapacakları masrafı, çoğu zaman alacakları destek karşılamadığından küçük çiftçiler sisteme dâhil olmamakta ve desteklerden yararlanamamaktadır. Oysa AB destekleme politikasını değiştirmiş, aile tarımını ön plana çıkarmış, genç ve geri kalmış bölgelerdeki çiftçilerini daha çok desteklemeye başlamıştır. ÇKS‘ye kayıtlı çiftçi sayısı son 10 yıllık süreçte 2,8 milyondan 2,2 milyona gerileyerek 600 bin kişi azalmış, bu kapsamda işlenen tarım arazileri de 167,3 milyon dekardan 147,3 milyon dekara gerileyerek 20 milyon dekar küçülmüştür. Ekilebilir tarım arazilerimiz ise toplamda 27 milyon dekar küçülmüş olup, bu arazi miktarı Belçika‘nın toplam yüzölçümüne yakın bir miktardır. Ülkemizde tarım arazileri hızla küçülür, tarımsal üretimde değerlendirilmezken, Sudan‘da 8,7 milyon dekar tarım arazisi kiralanması da ayrı bir soru işareti oluşturmaktadır.”

“TARIMSAL HAMMADDEDE DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZ 4,6 MİLYAR DOLAR”

Yıllık bazda gıda maddeleri ihracatının 15,9 milyar dolar, ithalatının 10,8 milyar dolar olduğunu bildiren Atalık, şu açıklamalarda bulundu:

“Gıda maddelerinde dış ticaret dengesi ihracat lehine 5,1 milyar dolar olmuştur. Buna karşın, gıda maddelerinin üretimine esas tarımsal hammadde temininde ülkemizin net bir şekilde dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Aynı dönem için tarımsal hammadde ihracatımız sadece 915 milyon dolar iken, ithalatımız ise 5,5 milyar dolar olmuştur. Dış ticaret dengemiz 4,6 milyar dolar açık vermiştir.

Bitkisel ve hayvansal ürünler açısından ihracatımız 5,3 milyar dolar olurken, ithalatımız 7,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, 2,3 milyar dolar açık verilmiştir. Bitkisel ürünler ticaretimiz çerçevesinde ihracatımız 4,9 milyar dolar olurken, ithalatımız 7,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, 2,5 milyar dolar açık verilmiştir.

Ülkemiz meyve ve sebze üretiminde ihracatçı iken bunların dışında kalan tarla ürünlerinde açık bir şekilde ithalatçı konumdadır. Kasım 2014 itibarıyla 733 milyon dolarlık sebze ihracatına karşın 200 milyon dolarlık ithalat yapılmış ve dış ticaret dengesi 533 milyon dolar lehimize sonuçlanmıştır. Aynı dönem için 3 milyar dolarlık meyve ihracatımıza karşılık sadece 686 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmiş, dış ticaretimiz yaklaşık 2,3 milyar dolar fazla vermiştir. Tarla ürünleri ihracatımız 1 milyar dolar olurken, ithalatımız 6,5 milyar dolar olmuş, dış ticaret dengemiz 5,5 milyar dolar açık vermiştir.

Hayvancılık dış ticaret dengemiz 2014 yılının ilk 11 ayı için yaklaşık 199 milyon dolar fazla vermiş olup ihracatımız 410 milyon dolar, ithalatımız 211 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Et fiyatlarındaki yükselmeyi durdurmak amacıyla 2010 yılından bu yana toplam 1,3 milyon büyükbaş, 2,2 milyon küçükbaş hayvan ve 193 bin ton et ithalatı gerçekleştirilmiştir. Bu alımlar için yaklaşık 2,5 milyar dolar (5,8 milyar lira) ödeme yapılmıştır.

İthalat politikası fiyatları baskılamada başarılı olamamış, o dönemde kasaptaki fiyatı 18,50 lira olan kıymanın fiyatı günümüzde 32 liraya, 20,70 lira olan kuşbaşı et fiyatı 34 liraya, 18,55 lira olan dana karkas kesim fiyatı ise 21 liraya yükselmiştir. Yükselen fiyatlar yine çok yanlış bir kararla ithalat ile baskılanmaya çalışılmaktadır.”

Atalık, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin taleplerini şöyle sıraladı:

§ siyasi iktidar tarafından 2015 yılında tarım sektörüne hak ettiği önemin verilerek gerçek anlamda desteklenmesi ve güçlendirilmesi,

§ tarımda altyapı sorunlarının hızla giderilmesi,

§ üretimde iyi bir planlama ve yönlendirme ile kendimize yeterliliğin sağlanması,

§ böylelikle kaynaklarımızın başka ülkelerin halklarının refahı yerine bizim halkımızın refahının arttırılması için kullanılması,

§ çiftçinin refah düzeyinin arttırılarak hizmet satın alabilecek bir düzeye çıkartılması,

§ sektörle ilgili mühendislerin kamuda ve özel sektörde istihdamlarının sağlanabileceği bir ortam oluşturulması,

§ tüketiciye daha kaliteli ve güvenilir gıdanın ulaştırılması.

 

 

Kategori Tarım

TARIM VE ÖTESİ

TARIM VE ÖTESİ

Kategori Tarım
Sayfa 1 / 5

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014