ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

SAĞLIKTA MUCİZE CİHAZ

IBM'nin ürettiği ve CEBIT'te tanıtılan bu cihaz, hastalıkların erken teşhisinde çok önemli rol oynayacak.

Üstün teknolojiyle üretilen bu cihazla, bilgisayar ekranından insan vücudu taranabilecek. Komple vücudu tarayabilen bu tomografi cihazındaki mouse yardımıyla vücudun istenilen bölümü incelebiliyor.

Editörün notu:

Hastalık olmadan olası hastalıkları teşhis edecek cihazlara ancak mucize cihaz denebilir.

Dileğimiz koruyucu hekimlik de gelişir.

 

 

Kategori Sağlık

HÜCRE TEDAVİSİNDE DEV ADIM

Hücre Tedavisinde Dev Adım

Kategori Sağlık

Çoğumuz yılbaşını önemli kararları uygulamak için bir başlangıç olarak kabul ederiz. Gelin en değerli hazinemiz olan sağlığımız için de bunu uygulayalım. Ama unutmayalım ki çoğumuz devamını getiremiyoruz çabuk vazgeçiyoruz. Peki, yeni yılda sağlığımız adına alınması gereken karalar neler? 

Organik taze sebze meyve ağırlıklı beslenin: Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar dünyanın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve mevsiminde yetişen organik ürünlerle beslenmeleri...Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanılmadığı, geleneksel tarım ürünlerinin tüketiminin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücudların nhassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor. 
Kilo verin ve insülin direncini yenin:Diyabet, erken ölüm, kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve körlüğün önde gelen nedenlerindendir. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu fazla kiloludur. Fazla kilolu veya obez olmak kolon, göğüs, rahim ve safra kesesi kanserleri için riskimizi yükseltir.) Kemiklerde eklemlerde yıpranma ve kireçlenme, Uyku Apnesi (Uykuda nefes duraklaması beynin ve kalbin oksijensiz kalması). Obezite solunum yetersizliği sendromu,  kısırlık sorunları ve safra taşlarıyla ilgili hastalıklardan bu sene  uzak yaşamak istiyorum. 
Bilgisayar ve cep telefonu kullanmadan yüzyüze sosyalleşin:Bağışıklık sistemi dahil vücuttaki birçok sistem kişinin Ruhi durumuyla yakından irtibatlı çalışıyor. İyimser kanser hastalarının kandaki bağışıklık hücrelerinin kemoterapiye daha iyi yanıt verdiğini gösteren birçok araştırma var. Sindirim sistemi hastalıkları, Kalp damar hastalıkları hipertansiyon romatizmal hastalıklar ve cilt hastalıkların hatta böbrek taşının dahi stres ile tetiklenebildiği biliniyor. Hobisi fazla olan, yüzyüze görüşerek sosyalleşen, çevresi geniş olanların daha sağlıklı ve hastalıklarla baş etmede başarılı olduğu, stres hormonları düzeylerinin daha düşük olduğu bildiriliyor. 
Sigaradan uzak durun:Sigara damarları daraltıyor, iç tabakasını tahrip edip kolesterol yapışmasını tetikliyor, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor.  Kalp krizine, inmeye, çeşitli organların damarlarında tıkanmalara yol açıyor. Kanseri tetikliyor. Sevdiklerimle kaliteli bir hayat sürdürmek için dumansız hava sahası istiyorum.

Dr. ÖZGÜR ŞAMİLGİL (İç Hastalıkları Uzmanı)

 

 

Kategori Sağlık

KAN TESTİYLE OTİZM TEŞHİSİ

KAN TESTİYLE OTİZM TEŞHİSİ

Kategori Sağlık

TÜRK BİLİM ADAMLARI KALBİN BAKIN NEYİNİ GELİŞTİRDİLER

Kategori Sağlık

GAZLI İÇECEKLER DÜNYA DA BAKIN KAÇ KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ

Kategori Sağlık

KANSERE DOST-DÜŞMAN YİYECEKLERE DİKKAT

Kansere dost- düşman yiyeceklere dikkat

Medikal Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kanserden korunmak için “dost” bilinen bazı sebze ve meyvelerin, kanser tanısı almış kemoterapi ya da radyoterapi gören hastalara “düşman” olabileceğine dikkat çekti.

Medikal Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kanserden korunmak için “dost” bilinen bazı sebze ve meyvelerin, kanser tanısı almış kemoterapi ya da radyoterapi gören hastalara “düşman” olabileceğine dikkat çekti. Soya, greyfurt, nar, maydanoz gibi yiyeceklerin kanser tedavisi gören hastaların “yasaklar” listesinde ilk sırada yer aldığını belirten Doç. Dr. Görümlü, “kanser riskini azaltığı için tüketilmesini önerdiğimiz antioksidan meyve ve sebzeler, kanser tedavisi sırasında bazen yarardan çok zarar getirebiliyor. Örneğin nar ve greyfurt. Tedavi sürecinde yüksek doz antioksidan tüketimi kemoterapinin etkinliğini azaltıp, yan etkilerinin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor” dedi.

KANSER VE BESLENME

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nü biri “Herkes için tedavi; imkansız değil” olan sloganlarla vurgularken, İzmir Kent Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, “kanser ve beslenme ilişkisi”ne dikkat çekti. Doç. Dr. Görümlü, çeşitli araştırmaların her 100 kanser vakasından 9’unun diyet değişiklikleri ile önlenebileceğini öne sürdüğünü, yine farklı çalışmaların sağlıklı vücut kilomuzu koruyarak her 100 kanser teşhisinin 5’inin engellenebileceğini gösterdiğini söyledi. Sağlıklı diyet ve yaşam tarzının genel sağlığımız için büyük önem taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Görümlü beslenmenin meme kanseri üzerine etkisini bir örnekle vurguladı. Görümlü, “Farklı ülkelerde meme kanseri sıklığına baktığımızda, bu veriler bize meme kanseri ve diyet ilişkisi hakkında çeşitli ipuçları veriyor. Japon kadınlarında meme kanserinin Amerikalı kadınlara göre oldukça düşük olduğu görülürken, Japon kadınların Amerika’ya göç ettiklerinde meme kanserine yakalanma risklerinin belirgin arttığı gözlenmiştir. Bu durum da iki toplum arasındaki meme kanseri risk farklılığının olası en büyük sebebinin genetik faktörlerden çok yaşam tarzı ve çevresel etmenler olduğunu düşündürmektedir. Bunlar içinde de en açık etken diyet olarak gözükmektedir” diye konuştu.

Yağ tanımında, sıvı yağlar, tereyağı, margarin yanı sıra etteki, balıktaki, çerezlerdeki yağın önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Görümlü bisküvi, kek, çikolata ve benzeri hazır gıdalardaki yağ içeriğinin zengin olduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti. Görümlü, “Yaklaşık 45 büyük çalışmanın birlikte yapılan değerlendirmesinde menopozdan sonra yağ tüketimi fazla olan kadınlarda daha az tüketenlere oranla meme kanseri sıklığının belirgin arttığı gösterilmiştir. Yine EPIC isimli Avrupa çalışmasında doymuş yağdan zengin gıdalarla beslenenlerde meme kanseri sıklığı 2 kat artmaktadır. Bu gıdalar arasında sosis,salam gibi işlenmiş et ürünleri, krema, çeşitli çikolata, pasta ve bisküviler yer almaktadır. Bununla beraber omega-3 balık yağı içeren gıdalardan zengin beslenmenin meme kanseri riskini azalttığı bildirilmektedir.                Kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin meme kanseri riskini azaltabileceğine dair çeşitli veriler mevcuttur” dedi. 

Medikal Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü sağlıklı beslenmek için protein, liften zengin meyve ve sebzelerin, kuru baklagillerin tüketiminin kanserden korunmada önemini vurguladı. Havuç, lahana, fasulye benzeri sebzelerde bulunan karoten adlı maddenin, soğan, brokoli, maydanoz, siyah çay, yeşil çay ve kereviz gibi çeşitli sebzelerde bulunan flavonol maddesinin meme kanseri riskinde azalmaya sebep olduğunu gösteren çalışmalar olduğunu kaydeden Doç. Dr. Görümlü kanser tanısı almış, kemoterapi ya da radyoterapi gören hastalara şu uyarılarda bulundu:

Soya sağlıklıyken yararlı, kanser tedavisi görürken zararlı

“Fito-östrojenler, vücuttaki doğal östrojene benzer aktivite gösteren bitkisel kökenli bileşiklerdir. Çeşitli fito östrojenler mevcut olup bunların bir kısmı soya ürünlerinde mevcut olup isoflavonlar adı verilir. Diğer bir kısmı çeşitli tahıl ürünlerindeki liflerde, meyve sebzelerde ve keten tohumunda bulunabilen lignanlardır.  Sağlıklı  menopoz sonrası dönemde bulunan kadınlarda tüketiminin meme kanseri gelişim riskinde ılımlı azalma sağlayabileceğini bildiren veriler olmakla beraber, içeriğindeki östrojen benzeri moleküller nedeni ile meme kanseri tanısı almış ve hormona duyarlı meme kanseri olan kadınlarda tüketilmemesi gerekmektedir. Hastalarımıza kemoterapi ve radyoterapi tedavileri alırken günde en az 8 bardak su ya da maden suyu olarak kalorisiz içecek tüketmelerini öneriyoruz. Süt ve süt ürünlerini az yağlı, kırmızı eti yağsız tüketmelerini istiyoruz. 

KEMOTERAPİ SÜRESİNCE NAR VE GREYFURT KESİNLİKLE YASAK

“Soya örneğini verdiğim gibi hastalarımızın kemoterapi ve radyoterapi sırasında başka bazı gıdalardan da uzak durmalarında yarar var. En belli başlı olanlar nar ve greyfurt. Özellikle nar tüketiminin kanser riskini azalttığını biliyoruz ama buna karşılık kemoterapi sırasında tüketimi sakıncalı. Narın içerisindeki bazı özel  bileşenler yüzünden tedavinin etkinliğini azaltıp tedavinin yan etkilerini daha sık ortaya çıkardığına yönelik çalışmalar var. Kesinlikle uyarıyoruz. Antioksidan A, C, E ve selenyum içeren meyve ve sebzelerin kemoterapi sırasında yoğun tüketilmesi doğru değil. Örneğin yeşil çay, taze meyve suyu tüketiminde de kısıtlamamız var. Günlük yeşil çayı 500 ml., taze sıkılmış meyve suyunu 300 mililitrenin üzerinde önermiyoruz. Çünkü yüksek doz antioksidan tüketimi kemoterapinin etkinliği üzerinde olumsuz etkilerde bulunabilir.”

 AKILLI TELEFONLARIN OLUMSUZ YANI

 

Kategori Sağlık

SAĞLIKTA NEYDİK NE OLDUK?

Mevcut hükümetin en büyük söylemlerinden birisi Sağlık sisteminde reform yaptık artık özel hastanelere gidiyorsunuz, eczane ve muayene kuyruğu artık hastanelerde yok. Eskiden sadece zamanımız giderdi, şimdi hem para, hem de zamanımız gidiyor…

Kategori Sağlık

Eyyübiye ilçesinde veteriner hekim Recep Gökkaya, hayvanların uygunsuz kesimine izin vermediği hayvan sahibi tarafından darp edildi.

Büyükbaş hayvanların usulsüz kesimine izin vermeyen veteriner hekim, hayvan sahibi tarafından darp edildi.

Alınan bilgiye göre, Eyyübiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunan özel bir et kombinasında tek resmi veteriner hekim olarak görev yapan Recep Gökkaya, gece saatlerinde kombinaya getirilen 29 adet hayvanın kesim şartlarını kontrol etti. Gökkaya, incelemesinde hayvanların kesiminin uygunsuz olduğunu tespit ettikten sonra mal sahibi Eyyüp Ç'ye, hayvanların kesilemeyeceğini belirtti.

Bunun üzerine Eyyüp Ç, tartıştığı veteriner hekim Gökkaya'yı darp etti. Gökkaya, Balıklıgöl Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Vücudunun çeşitli yerlerinde ezikler oluşan Gökkaya, 3 gün iş göremezlik raporu aldıktan sonra hayvan sahibinden şikayetçi oldu.

Türk Tarım Orman-Sen Eyyübiye Temsilcisi veteriner hekim Mehmet Kalkan, meslektaşına yapılan saldırıyı kınadıklarını söyledi.

Kalkan, benzer olayların daha önceki dönemlerde de yaşandığını ifade ederek, yetkililerin daha büyük olayların yaşanmaması için önlem almasını istedi.

 

 

Kategori Sağlık

BİLİM VE DİN

Dr.NEVA ÇİFTÇİOĞLU BANES -(Mikrobiyolog-İnsan vücudunda nano bakteri buluşu sahibi.Türk Hükümeti Türkiye'de istihdam etmediği için NASA Bilim Kurulu Üyeliği yapıyor,Amerika'da yaşıyor.)

“BİLİM ve din” diye başlık atmak bile rahatsızlık veriyor insana. Hassas konular bunlar. Kiminin iç içe gördüğü, kiminin asla bir araya getirilmemesi gerektiğini savunduğu iki derya deniz konu. Birçok gazeteci yazar sözünü bile etmek istemez. En büyük sebep, yanlış anlaşılmaktır. Zaten yüzyıllardır süregelen tartışmaya bir köşe yazısında ne kadar değinilebilir ki? Hadi konuyu etraflıca incelemeye kalkıştın, nereye varabilirsin ki? Hele de söylemek istediğini anlamaya çalışmak yerine sağır kulakları ve kör gözleriyle direkt saldırma moduna girenlerin hedefi olursan, vay haline! Sorgusuz sualsiz sınıflandırılır, isimlendirilir, kafalarındaki “yanlış insan” listesine kaydedilirsin. Peki, buna rağmen böyle bir başlık atma ihtiyacını neden duydum? Anlatayım...

Bundan yaklaşık 7 ay öce Papa Fransuva uzaylılarla ilgili sorulan bir soruya “Eğer Mars’tan yeşil renkli, büyük burunlu ve büyük kulaklı bir uzaylı çıkıp Vatikan’a gelse ve bana Katolik olmak istediğini söylese hiç tepki göstermeden onu vaftiz ederdim. Onları insanlardan ayırt etmezdim” diyerek ilginç bir yanıt vermişti. Duyduğum zaman üzerinde fazla düşünmeden gülüp geçmiştim. Aradan aylar geçtikten sonra geçen hafta Papa Fransuva’nın Türkiye’yi ziyareti ve verdiği demeçler gündeme gelince katıldığım bir bilimsel toplantıda “sıkı bir Katolik” olarak anılan, bilimsel araştırmalara milyonlarca dolar bağışlarda bulunan, İngiliz kökenli tanınmış bir işadamı, konuyu tekrar gündeme getirdi. Tahminimce masadaki tek Türk olduğum için fikrimi sordu: “Sence o Marslı Türkiye’deki bir imama gidip ‘Ben Müslüman olmak istiyorum’ dese imamın yanıtı ne olurdu?” Beklenmedik bu soru karşısında şaşırdım önce. Sonra kendimi toparlayıp “Aynı davetkârlıkta olurdu sanırım” dedim. Konuyu daha çok tartışmak (ya da agresif bir şekilde deşmek) ve genelleştirmek istediği belliydi ki ardı ardına nefes almadan, yanıtlarımı da beklemeden sorularını döktürmeye devam etti: “Yani Müslümanlar da uzaylılara inanıyorlar öyle mi?”, “Sahi sence Müslüman ülkeler neden uzay bilimlerine pek eğilmiyorlar?”, “Aslında bilimin hiçbir dalına bizler kadar ilgi duymuyor Müslüman ülkeler değil mi?”, “Nasıl olsa her şey dini kitapta var diye düşünüyor, bilimi gereksiz görüyorlarmış, doğru mu?”, “Dini inanışlar bilimi engellediğinden o coğrafik bölgelerde huzursuzluklar baş gösteriyor bence. Bu konuda hemfikir misiniz?”... 18 kişilik masadaki sohbetler kesildi, tüm gözler bana çevrildi. Yurtdışında yaşadığım yaklaşık 25 yıl sürede bu tür “üstü şekerle kaplı acı lokmalar” sık sık sunulduğundan çok da şaşırmadım aslında. Bu tür durumlarda ortaya çıkacak tartışmalarda agresif olan her zaman diğerlerinin gözünde “tasvip edilmeyen” olarak değerlendirileceğinden soğukkanlılığımı hep muhafaza etmeye çalışmışımdır. Soruyu sorarken bile gerginleştiği hissedilen kişiye gülümseyerek bakıp “Mimiklerinizden açıkça görülüyor ki bana sorduğunuz soruların yanıtını kendi kafanızda vermiş, altını imzalamış, beyninize ve yüreğinize kazımışsınız. Bu yüzden birkaç dakikaya sıkıştırmaya çalışacağım kendime ait fikirlerim size hiçbir şey ifade etmeyecek. Dolayısıyla masadaki diğer konukların vakitlerini çalmamayı, sessiz kalmayı tercih ediyorum. Toplantı sonrası uzun uzun, bire bir tartışalım isterseniz” demekle yetindim. Asla yanıma gelmedi. Tartışma kapandı!

Oysa ne kadar çok söylemek istediğim şey vardı. Elindeki boş bardağa bir damla su koyamayacağımı sanan bu işadamı içimdeki çağlayanın farkına bile varamadı. Toplantı sonunda bu rahatsızlık verici soruları sorana değil bu insana bu sözleri söyleme şansı yaratan tüm cahil, sabit fikirli, okumayan, okuduğunu anlamayan, dinlemeyen, yanlış yorumlayan bilim düşmanlarına kırgın ve kızgın binayı terk ettim.

“Bilim ve din” konusu çok derin konudur dedim ya söze başlarken... Kimileri için ne kadar sığ ve yüzeysel... Hakikaten tartışmaya değmez.

‘Buzullar eriyor’ haberi anlam ifade etmiyorsa anlatalım!

HABERLERDE, doğa belgesellerinde, sosyal medyada sık sık duyuyoruz: Buzullar eriyor! Peki ne demek bu? Ne hızda eriyor? İşte bu soruları NASA yönetiminde gerçekleştirilen bir araştırma geçen hafta yanıtladı: Son 20 yıl içerisinde uzaydan Antarktika tarafına doğru çekilen fotoğraflar gözle görülür bir buz kaybını (erimeyi) göstermekte. California Üniversitesi bilim insanlarından Dr. Tyler Sutterley’in hesaplarına göre Antarktika’dan her 2 yılda bir Everest Dağı büyüklüğünde bir parça kopup eriyerek yok oluyor. Bu bilgiden yola çıkan bilim insanları kısa bir süre sonra dünya haritasında su yükselmelerinden kaynaklanabilecek değişiklikleri gelecek yıllar için hesaplayarak bilim dünyası ve basınla paylaşmak üzere yeni projeler oluşturdu

Felç geçirenlere eğlenceli tedavi

DÜNYA Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ülkemizde her yıl 130-140 bin kişi felç geçirmekte. Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, sporsuz bir yaşam, şeker ve kalp hastalıkları, genetiksel faktörler felce sebep olarak gösterilmekte. Bütün bu uyarılara rağmen yaşam şeklimizde pek bir değişiklik yapmayan bizler felç sebebiyle hastanelere yapılan başvuru sayısını her yıl hızla artırmaktayız. Buna paralel olarak felç sonrası tedaviye gitmeyen ya da aksatan hasta sayısında da 2 kat artış var. Oysa tedavilerle başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilecek fiziksel güce ulaşma oranı % 40’ın üzerine çıkabiliyor. Lancaster Üniversitesi nörologları hastaların severek, isteyerek katılacakları bir “felç sonrası tedavi yöntemi” bulmuş: Bilgisayar oyunları. Özellikle “Nintendo, Wii Games” olarak bilinen, çocukların çok sevdiği bilgisayar oyunlarının hastalar üzerindeki etkisi küçümsenmeyecek kadar büyük. İnanması güç ama bilgisayar oyunlarıyla tedavi edilen her 10 hastadan 7’sinde kol ve ellerini kullanabilme yetenekleri geri kazandırılabilmiş. Araştırmayı yöneten Dr. Emmanuel Tsekleves, felç geçiren hastalara “Felç sonrası iyileşmek istiyorsanız; bir, moralinizi yüksek tutun, iki, yılmadan egzersizlerinizi uygulayın ve üç, bilgisayar oyunlarına vakit ayırın” mesajını verdi.

Yanlış hesap sırası portakalda

“ISPANAK yiyin, demir var”, “Yok, yok demir yokmuş, ama siz yine de yiyin, yeşillik iyidir”, “Yumurtada kolesterol var, yemeyin”, “Yumurtasız sabaha başlamayın”, “Tereyağ öldürüyor”, “Tereyağ ömür uzatıyor”... Bilim kafanızı az karıştırmadı değil mi? İşte size benzeri bir haber daha: “Portakal suyu için, C vitamini ve antioksidan var.” Bu haber doğru olmasına doğruymuş da hesaplamalarda yanlışlık varmış. Portakalın sadece suyu değil posası da suyu kadar faydalıymış. Portakalın suyuna posasını da eklediğiniz an içindeki vitaminler de, antioksidanlar da miktar olarak tam 10 kat artıyormuş. Araştırmanın detaylarını Food Chemistry adlı bilimsel derginin son sayısında bulabilirsiniz.

 

 

Sayfa 1 / 4

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014