ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

SÜT DEVRİMİ

Süt Devrimi

Kategori Çiğ Süt

KOYUN KEÇİ BERBERİ KURSU İLK KEZ BEYPAZARINDA!

Kategori Sağlık

Toplama kampı davasının ilk duruşması 19 Mart'ta

Yeryüzüne Özgürlük Platformu diyor ki:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin açmak üzere olduğu Kısırkaya hayvan toplama kampının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemi ile açılan davanın ilk duruşması 19 Mart 2015 Perşembe günü saat 09:15'de Yenibosna'daki İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde görülecek.

En başta hayvan haklarına, daha sonra mevzuata aykırı bir şekilde inşa edilen bu dev tesis, kısa bir süre içerisinde, sokak hayvanlarının tecrit edileceği, kontrol ve denetim sağlanamayacağı bir toplama kampı haline dönüşecektir. İstanbul'un tüm sokak hayvanlarını ilgilendiren ve bölgenin ranta açılmasında bir basamak olan bu tesisin açılmasına rızamız yok.

Davadan önce de, İBB'nin toplama kamplarına olan tepkimizi 31 Ocak'ta Kısırkaya toplama kampı önünde, 28 Ocak'ta ise İBB başkanlık binası önünde dile getirmiş ve hayvanları tecrit edecek bu toplama kamplarınının kesinlikle açılmaması gerektiğini gerekçeleri ile kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu süreçte, Türkiye'de farklı toplumsal mücadele konularında faaliyet gösteren 100'den fazla STK ve oluşum, hayvan toplama kamplarına karşı olduğunu deklare etti. Söz konusu toplama kamplarının açılmaması için, Almanya, İsviçre, Yunanistan ve Rusya'dan da uluslararası tepkiler yükselmiş; çeşitli ülkelerden bazı hayvan hakları savunucuları Papa'ya mektup yazarak konuyu Vatikan'a kadar taşımıştı.

Kısırkaya toplama kampına karşı yürüttüğümüz mücadelemizin hukuki ayağı olan davanın ilk duruşmasını duyarlı hukukçularla, yaşam savunucuları ve hayvan hakları aktivistleri ile hep birlikte izleyeceğiz ve bu toplama kampının neden hiç açılmaması gerektiğini bir kez de yetkili olan mahkemeye anlatacağız.

Mahkeme, çok büyük bir ihtimalle, bir anlamda İstanbul'un sokak hayvanlarının kaderini belirleyecek bu toplama kampı hakkındaki kararını açıklayacak. Tüm basın mensuplarını, hak ve özgürlükten yana aktivistleri ve hukukçuları Kısırkaya toplama kampı davasına davet ediyoruz.

Tarih: 19 Mart 2015 Perşembe saat 09:15

Yer: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, YENİBOSNA

* Ulaşım bilgileri ve harita için: http://www.istanbulbim.adalet.gov.tr/ulasim.html

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

https://yeryuzuneozgurluk.org

https://twitter.com/yeryuzuozgurluk

https://facebook.com/onceyeryuzu

https://yeryuzuneozgurluk.blogspot.com

https://www.facebook.com/groups/yeryuzuneozgurluk

https://www.facebook.com/pages/Yeryüzüne-özgürlük-freedom-for-earth/1569883119961735

ANNELERE SEÇİM KIYAĞI

Başbakan Ahmet Davutoğlu, doğuma bağlı çalışma konusunda düzenlemeler yapacaklarını, analık izni bitiminden sonra yarı zamanlı çalışma imkanı getireceklerini bildirdi.

Kadın sorunlarına çözüm önerilerinin açıklandığı toplantıda sadece bir kadın bakanın yer alması sosyal medyada tepki çekti. Kararların kadını eve kapatıp iş yaşamından uzaklaştıracağı belirtildi...

Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle; 

"Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerin derece, kademe ilerlemesinde değerlendirilmesini sağlayacağız. İkinci olarak, doğuma bağlı yarı zamanla çalışma konusunda düzenlemeler yapacağız. Analık izni bitiminden sonra ilk çocuk için iki ay, ikinci çocuk için dört ay, üç ve üzeri çocuklar için altı ay olmak üzere yarı zamanlı çalışma imkanı getireceğiz. Tam ücret alarak yarı zamanlı çalışacaklar

-Her bir anneye, doğum yaptığı anda devletimizden bir doğum hediyesi olarak, ilk çocukta 300 lira, ki bu yarım altın karşılığı oluyor takriben, ikinci 400, üçüncü çocuk ise 600 lira doğrudan anneye doğum yaptığı anda bir yardım ulaşacak. Tabiri caizse, anneye ve bebeğe ilk altını devlet takacak.

-Çocuk okul çağına gelene kadar ebeveynlere kısmi süreli çalışma izni hakkı getireceğiz. Buradaki fark şu: Çocuk 5,5 yaşına kadar, 'ben çocuğumla kalmak istiyorum, eğitimiyle ilgilenmek istiyorum, onu eğitime hazırlamak istiyorum' diyen annelere, ebeveynlere 30 saate kadar kısmi çalışma hakkı getireceğiz.'

-Kreş ve bakımevleri vergi teşviklerinden istifade edecek; böylece çalışan kadınların çok daha iyi şartlarda çocuklarını bırakabilecekleri ortamları oluşturulacak, belediyelere kreş ve gündüz bakımevi kurma yükümlülüğü getirilecek.

-İş Kanunu kapsamındaki babalık izinlerini yeniden düzenliyoruz. Yapacağımız düzenlemeyle işçiye eşinin doğum yapması halinde 5 gün izin vereceğiz, yani babaya 5 gün izin vererek annenin ve çocuğun yanında olmasını sağlayacağız.

-18 yaşından sonra çocuklar tarafından kullanılacak bir tasarruf hesabı (çeyiz hesabı) açacağız. Ebeyevn bu hesaba ne kadar yatırmışsa, çocuk evleneceği zaman ebeyevnin yatırdığı bu miktara, kademelendirilmiş bir çalışma düşüneceğiz ama ortalaması yüzde 15 civarında devlet katkı yapacak. Aile 18 yılda 100 bin lira biriktirmişse devlet ona 15 bin lira ekleyecek.

-Kadına karşı ve aile içi şiddet konusunda başka bir çerçevede, çok kapsamlı bir seferberlik başlatacağız. En affedilemez şiddet aile içinde kadına ve çocuğa karşı uygulanan şiddettir.

'Aileyi ve kadın istihdamını destekliyoruz''

Söz konusu programla bir taraftan kadınların aile sorumluluklarını yerine getirmede kolaylıklar getirdiklerini, teşvik ettiklerini belirten Davutoğlu, diğer taraftan da aile sorumluluklarını yerine getiren kadınların işlerini kaybetmeleri ya da işlerinde herhangi bir kademe kaybına uğramaları gibi negatif sonuçları ortadan kaldıracak tedbirler aldıklarını kaydetti.

Herkesin bu destek programını doğru anlaması gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti: ''Aileyi destekliyoruz, kadının istihdama katılımını da aynı ölçüde destekliyoruz. Arada oluşabilecek farkları da devlet kendisi kapatmayı taahhüt ediyor. İnşallah önümüzdeki en kısa süre içinde, bir iki ay içinde bütün bu yasal süreçler tamamlanacak, bütün bu uygulamalar da başlayacak.''

ASDEP projesinin ilk uygulamalarının Kırıkkale, Sakarya, Altındağ ve Rize'de başlayacağını bildiren Davutoğlu, sonra tüm Türkiye'ye yayılacağını bildirdi.

''Çocuğunu ihmal etmeyecek, işini de kaybetmeyecek''

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, bu düzenlemelerin bütçeye yükünün sorulması üzerine, şunları kaydetti: ''Bazı maliyetler vardır ki sayısal olarak ifade edilemez, bazı maliyetler de bütçeye sayısal bir miktar olarak yansır, tabii bunların bütçeye bir yansıması olacak. Her anneye bir doğum hediyesi göndermenin bütçede bir karşılığı olacak, bir maliyet olarak. Ya da yarı zamanlı çalışma esnasında bunun İşsizlik Fonu'ndan karşılanması gibi sonuçlar olacak. Ama bütün bu maliyetlerden daha büyük maliyet, sosyal maliyettir. Eğer bu tedbirler alınmazsa, yani kadınlarımız en hassas oldukları doğum sonrası dönemde, 'acaba işime mi devam edeyim, çocuğuma mı bakayım' diye bir gerilim yaşarlarsa, işte onun maliyeti çok daha yüksek olur. Ya işini kaybetmemek için çocuğunu ihmal eder, bu telafi edilemez bir maliyettir, bu bir kişiden bahsetmiyoruz, yüzbinlerce belki milyonlarca çocuğun geleceğinden bahsediyoruz. Ya da çocuğunu ihmal etmemek için işini kaybeder. Aslında bizim temel hedefimiz, burada kadın istihdamı bağlamında da çocuğunu ihmal etmemesini sağlayacak şartları oluşturmak, ama işini de kaybetmemesini teminat altına almak. Böyle bir denge kuruyoruz.''

''Kadınların psikolojik gerilim yaşamasının önüne geçiyoruz''

Kadınların doğum sonrasındaki en hassas dönemlerinde böyle bir gerilim yaşamasının önüne geçtiklerini anlatan Davutoğlu, mutat uygulamalar dışına çıkarak, her bir çocuk için ek izinler, tam ücret alarak yarı zamanlı çalışma hakkı tanıdıklarını, dolayısıyla kadının işini kaybetmemesini sağladıklarını söyledi.

Aradaki farkı da devletin karşıladığını bildiren Davutoğlu, ''Burada iki şeyden fedakarlık edemeyiz, kadınlarımızın annelik görevlerini yerine getirirken, çocuklarla beraber olma hakkından, yine ikincisi kadınlarımızın çok büyük emeklerle elde ettiği profesyonel mesleğinden feragat etmesini engellemek durumundayız'' görüşüne yer verdi.

"16 haftalık analık izninde değişiklik yok"

Doğum izniyle ilgili bir soru üzerine de Davutoğlu, 16 haftalık analık izninde bir değişiklik yapılmadığını, buna ek olarak ilk çocuk için 8, ikinci çocuk için 16, üç ve üzeri çocuklar için 24 haftalık süre eklendiğini, bu eklenen sürelerde annelerin yarım zamanlı çalışacaklarını bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, şu bilgileri aktardı:

"Çocuk doğdu, annenin 16 hafta zaten izni var, tamamıyla çocuğun yanında. 16 hafta bitince anne, bir anda çocuğuyla neredeyse bütün gün kopuş yaşıyor. Getirdiğimiz düzenlemeyle anne, günde 4 saat işinde çalışacak, sonra evine gidecek ama sanki tam zamanlı çalışmış gibi ücreti alacak. Dolayısıyla annenin bebekten ayrılışı bir anda ve bütün günü kapsayan şekilde olmayacak. Yarım zamanlı olarak devam edecek. O bittikten sonra anne, 'Ben eğitim çağına kadar da çocuğumla daha çok kalmak istiyorum' derse o bittikten sonra başvuracak, bu kez kısmi zamanlı çalışma, çalıştığı kadar ücret almak üzere 5,5 yaşına, çocuk eğitime başlayana kadar da çocuğuyla beraber olabilecek. Eğer prematüreyse, çocuk 7 veya 7,5 aylık doğmuşsa iki ay daha buna eklenecek."

Yasadan önce doğum yapanlar yararlanacak mı?

Bir gazetecinin, yürürlüğe girecek yasadan önce doğum yapanların da bu haklardan yararlanıp yararlanmayacağını sorması üzerine Başbakan Davutoğlu, tedbirlerle ilgili üç kategorinin bulunduğunu belirtti. Yasa ya da yasal düzenleme gerektirmeyen konuların hemen uygulanacağını, bunlardan ASDEP'in bazı yerlerde uygulanmaya başladığını hatırlatan Davutoğlu, yönetmelik ve genelgeyle uygulanabilecek olanları da hemen başlatacaklarını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, yasal düzenleme gerektiren hususların da çok zorlukla karşılaşılmadan kısa sürede Meclis'ten geçeceğine yönelik temennisini dile getirerek, "Burada herkes de bir sınava tabi olacak. O anlamda yasal düzenlemeyi bu dönem içinde yani seçimlerden önce tamamlayıp, yasa yürürlüğe ne zaman girerse o andan itibaren anneler bu haktan istifade etmeye başlayacaklar" diye konuştu.

Aynı gazetecinin "Ücretsiz iznin kıdeme sayılması, yasadan daha önce ücretsiz izin kullananlarda da geçerli olacak mı" sözlerine ise Davutoğlu, "Yasanın geriye doğru işlemesi hukuken mümkün değil. Yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren geçerli olacak" ifadesini kullandı.

 

Kategori Siyaset

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Ve Zirai Eğitimin Yıldönümü

Bugün basın emekçilerinin önemli günlerinden 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü ancak son yıllarda işlerinden çıkartılan her türlü baskı ve zulme uğrayan gazetecileri de unutmamak gerekir. Özellikle son yıllarda gitgide artan baskı ve taraflı haber baskısı çalışan kadar işten çıkartılan gazetecileri de emeğini unutmamak gerekir.

1961 yılında, 5953 sayılı Basın İş Yasası'nın çalışan gazeteciler lehine 212 sayılı yasayla değiştirilmesinin yıl dönümü. Bu yasal düzenleme her yıl "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak 10 Ocak' da kutlanıyor.

Gazetecilik dünya da olduğu gibi ülkemizde toplumuzun vicdanı olduğunu unutmamak gerekir. Gazetecilerimiz ülkemizde her türlü fedakârlığı, zor çalışma koşulları ve emeğin karşılığını almakta zorlanan kesimlerden bir tanesidir. İşte bu fedakârlıkla toplumun haber alma özgürlüğü tek tabanca şekline dönüşmemesi gerektiğini bu mesleğin tüm paydaşları olarak oturup düşünmesi gerekir.

Ülkemizde basın özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü ve bireylerin temel hak ve özgürlükleri her geçen gün daha kötüye gitmektedir. İfade özgürlüğün ilk temsili kabiliyetinin ve mahremiyetinin korunması gereken yer gazetecilik kürsüsüdür.

Bu nedenle basit ve gerçekçi olmayan nedenlerle gazetecilerin gözaltına alınmasının önüne geçilmesinin durdurulması gerekmektedir.

Zirai Eğitimin Yıldönümü

Ülkemizde tarımsal eğitimin 1846 yılında İstanbul Yeşilköy’de bulunan Ayamama Çiftliği’nde kurulan Ziraat Mektebi ile zirai eğitimin başlamış olup, bu yıl 169. yıl dönümünü kutlanmaktadır. Bu eğitim süreci yavaş başlayıp hızla devam etmiş ülkemiz tarımının sağlıklı ilerlemesinde yol almıştır.

Ancak bu eğitim son yıllarda ziraat fakültesi açılarak öğrenim seviyesinin yükseltileceği düşüncesi çok ziraat çok eğitim anlayışı hâkim kılınmıştır. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu meslekte eğitim alan meslektaşlarımızın eğitimlerini kullanabilme sahaları çok dardır. Herkesin bildiği ifade etmediği okuldan mezun olurken “mühendis kendi işini ziraat mühendisi her işi yapar” anlayışına dönüşmüştür.

Bu anlayışın değişmesi eğitimin çok kurumla değil kalite ile olması gerektiği düşüncesi içerisinde olmalıyız.

Ülkemiz tarım potansiyeli artmaktadır. Ancak gelişmiş ülkelerde seviye de olmadığımızı da görmeliyiz. Gelişmeyi sadece ekonomik bir potansiyel olarak değerlendirildiğinde eksik bir tespit ortaya koymuş oluruz.

10 Ocak Çalışan ve İşten çıkartılan Gazeteciler ve Zirai Eğitimin 169. Yılını kutlar. Ülkemizde daha özgür gazete çalışanı ve iyi eğitilmiş insanlar olmasını diliyorum.

Gazi Kutlu

Türkiye Ziraatçılar Derneği

 

Ankara Şube Başkanı

Kategori Siyaset

TBMM' NE İLK KEZ CANLI HAYVAN SOKULDU

Meclis böylesini ilk kez gördü

Kategori Hayvancılık

TARLA'DA 5 MARKETTE 75 KURUŞ

Tarlada 5, markette 75 kuruş

Kategori Tarım

GÜBRE VE YEMDE KDV SIFIRLANDI

GÜBRE VE YEMDE KDV SIFIRLANDI

YERYÜZÜ PAZARININ İLK ADAYI İSTANBUL'DA AÇILDI

Kategori Beslenme

BOSNA HERSEK ' TEN İTHAL ETLER UÇAKLA GELMEYE BAŞLADI

Kategori Hayvancılık
Sayfa 1 / 4

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014