ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

Uzunköprü süt üreticileri birliği yönetim kurulu başkanı Şemsi Mert yaptığı açıklamada birlik olarak 1500 gebe düve ithal edeceklerini belirtti.

Hayvan ırkını da daha safkan hale  getirerek  yüksek  verimi elde etmeyi hedefle-diklerini belirten Mert "Birli-ğimiz olarak üreticilerimizden gelen  talep üzerine  1500 adet gebe düve ithal etmeyi  planlıyoruz dedi. Başkan Mert, et fiyatlarını yüksekliği dolayısıyla  dişi hayvan  kesilmesinin  önüne geçemiyoruz. Mevcut  inek sayımızdan 4 bine yakın azalma oldu.  Üreticilerimizin talepleri doğrultusunda yurtdışından bölge şartlarına en uygun cins  olan holstein cinsi  gebe düve ithal etmeyi düşünüyoruz. Şu anda  Euro nun TL karşısında değer kaybetmesi  de  bizi bu yola  sevk eden etkenlerden  biridir. Yurt dışından ithal edeceğimiz gebe düvelerle elimizdeki  hayvan ırkımızı da daha safkan hale  getirerek  yüksek  verimi elde etmeyi  hedefliyoruz. 

BANKALARLA GÖRÜŞÜYORUZ

Şu anda bankalarla görüşme aşamasındayız.  Alacağımız düveler  7 yıl  vadeli ilk iki yıl ödemesiz olacaktır. Tarım bakanlığı ve tarım kredi kooperatifleri ile  de  hangi  ülkeden  ithal edeceğimizi belirleyeceğiniz.  Şu anda yurt içinde  gebe düvelerin değeri de 7 milyon tl. İthal edeceğimiz  gebe düvelerin değeri de 7 milyon tl  civarında olacaktır. Getireceğimiz ithal hayvanlarla  üreticilerimizin hayvan ırklarını geliştireceğimiz gibi  daha yüksek süt verimi elde etmeyi de planlıyoruz “ dedi.

ÜRETİCİLER TÜCCARA MAHKUM EDİLİYOR, PEKİ ÖYLE İSE NE YAPMALI?

 

 

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, tarım sektörüne 2014 yılı için ayrılan destek miktarının 9,6 milyar lira olduğundan yakınırken; “Oysa yılın ilk 11 ayında sadece buğday, soya, ayçiçeği ve pamuk ithalatına yaklaşık 4,4 milyar dolar, diğer bir ifade ile 9,6 milyar lira ödenmiştir. Tarımımızı desteklemek üzere ayrılmış kaynak, sadece 4 ürünün ilk 11 aylık ithalatına eşdeğer bir miktar olmuştur.” dedi.

Atalık, çiftçiye buğday için tarımsal destekleme bütçesinden 760 milyon lira ödeme yapıldığından dert yanarak, şunları ifade etti:

“Yılın 11 aylık diliminde 4,7 milyon ton buğday ithalatı için 1,4 milyar dolar yani 3 milyar lira ödenmiştir. Soya için verilen destek miktarı 30 milyon lira iken, 1,8 milyon ton soya ithalatı için 1 milyar dolar (2,2 milyar lira); ayçiçeği için verilen destek 156 milyon lira iken, 503 bin ton ayçiçeği ithalatı için 366 milyon dolar (800 milyon lira); pamuk için verilen destek miktarı 1,1 milyar lira olurken, 850 bin ton pamuk ithalatı için 1,6 milyar dolar (3,6 milyar lira) ödenmiştir.

Tarım Kanunu 2006 yılında yürürlüğe girmiş olup, tarıma verilecek desteklerin milli gelirin yüzde 1‘inden daha az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun uygulamaya konulması gereken 2007 yılından bu yana söz konusu oran sürekli yüzde 0,5 civarında olmuştur. Bu çerçevede çiftçiye eksik ödenen tarım desteği miktarı 44 milyar liraya ulaşmıştır.

Avrupa Birliği (AB) bütçesini bizim gibi yıllık değil, 7 yıllık bir süreç için hazırlamaktadır. Bu kapsamda 2014-2020 yılları aralığı için oluşturulan 960 milyar Euro bütçenin yüzde 40‘ı yani 380 milyar Euro’su tarım ve kırsal kalkınmaya ayrılmaktadır. Bunun da yüzde 95’i yani 360 milyar Euro’su tarımsal desteklere ayrılmaktadır. Yıllık bazda tarımsal destek miktarı 51,5 milyar Euro’ya karşılık gelmektedir. Ülkemizde tarımsal desteklerin bütçe içerisindeki payı ise yüzde 2 civarında olmaktadır.

Tarım desteklerinin ödeme şekli konusunda 2014 yılında akıllara durgunluk veren bir gelişme olmuştur. Resmi Gazete‘nin 9 Mart 2014 tarihli nüshasında yayımlanan 2014/6052 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı‘nda tarımsal sulamaya ilişkin elektrik borcu olan çiftçilere borçlarını ödeyene kadar tarımsal destek ödemesi yapılmayacağı belirtilmiştir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 30 Ağustos 2014 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanan 2014/42 sayılı tebliğ ile konu bir adım daha ileri taşınmış ve 15 Eylül 2014 tarihine kadar borcunu ödemeyen çiftçilere yapılacak tarımsal destekleme ödemelerinin elektrik şirketlerine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Çiftçiyi koruması ve desteklemesi gereken bakanlık, elektrik şirketlerini desteklemeyi tercih etmiştir. Çiftçilerin açtığı dava sonucunda Danıştay 10. Dairesi 17 Kasım 2014 tarihinde verdiği karar ile bu son derece yanlış uygulamanın yürütmesini durdurmuştur.

Tarımsal desteklerden sadece Çiftçi Kayıt Sistemi‘ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler yararlanmaktadır. Küçük çiftçilerin bu sisteme kayıt olmak için yapacakları masrafı, çoğu zaman alacakları destek karşılamadığından küçük çiftçiler sisteme dâhil olmamakta ve desteklerden yararlanamamaktadır. Oysa AB destekleme politikasını değiştirmiş, aile tarımını ön plana çıkarmış, genç ve geri kalmış bölgelerdeki çiftçilerini daha çok desteklemeye başlamıştır. ÇKS‘ye kayıtlı çiftçi sayısı son 10 yıllık süreçte 2,8 milyondan 2,2 milyona gerileyerek 600 bin kişi azalmış, bu kapsamda işlenen tarım arazileri de 167,3 milyon dekardan 147,3 milyon dekara gerileyerek 20 milyon dekar küçülmüştür. Ekilebilir tarım arazilerimiz ise toplamda 27 milyon dekar küçülmüş olup, bu arazi miktarı Belçika‘nın toplam yüzölçümüne yakın bir miktardır. Ülkemizde tarım arazileri hızla küçülür, tarımsal üretimde değerlendirilmezken, Sudan‘da 8,7 milyon dekar tarım arazisi kiralanması da ayrı bir soru işareti oluşturmaktadır.”

“TARIMSAL HAMMADDEDE DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZ 4,6 MİLYAR DOLAR”

Yıllık bazda gıda maddeleri ihracatının 15,9 milyar dolar, ithalatının 10,8 milyar dolar olduğunu bildiren Atalık, şu açıklamalarda bulundu:

“Gıda maddelerinde dış ticaret dengesi ihracat lehine 5,1 milyar dolar olmuştur. Buna karşın, gıda maddelerinin üretimine esas tarımsal hammadde temininde ülkemizin net bir şekilde dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Aynı dönem için tarımsal hammadde ihracatımız sadece 915 milyon dolar iken, ithalatımız ise 5,5 milyar dolar olmuştur. Dış ticaret dengemiz 4,6 milyar dolar açık vermiştir.

Bitkisel ve hayvansal ürünler açısından ihracatımız 5,3 milyar dolar olurken, ithalatımız 7,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, 2,3 milyar dolar açık verilmiştir. Bitkisel ürünler ticaretimiz çerçevesinde ihracatımız 4,9 milyar dolar olurken, ithalatımız 7,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, 2,5 milyar dolar açık verilmiştir.

Ülkemiz meyve ve sebze üretiminde ihracatçı iken bunların dışında kalan tarla ürünlerinde açık bir şekilde ithalatçı konumdadır. Kasım 2014 itibarıyla 733 milyon dolarlık sebze ihracatına karşın 200 milyon dolarlık ithalat yapılmış ve dış ticaret dengesi 533 milyon dolar lehimize sonuçlanmıştır. Aynı dönem için 3 milyar dolarlık meyve ihracatımıza karşılık sadece 686 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmiş, dış ticaretimiz yaklaşık 2,3 milyar dolar fazla vermiştir. Tarla ürünleri ihracatımız 1 milyar dolar olurken, ithalatımız 6,5 milyar dolar olmuş, dış ticaret dengemiz 5,5 milyar dolar açık vermiştir.

Hayvancılık dış ticaret dengemiz 2014 yılının ilk 11 ayı için yaklaşık 199 milyon dolar fazla vermiş olup ihracatımız 410 milyon dolar, ithalatımız 211 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Et fiyatlarındaki yükselmeyi durdurmak amacıyla 2010 yılından bu yana toplam 1,3 milyon büyükbaş, 2,2 milyon küçükbaş hayvan ve 193 bin ton et ithalatı gerçekleştirilmiştir. Bu alımlar için yaklaşık 2,5 milyar dolar (5,8 milyar lira) ödeme yapılmıştır.

İthalat politikası fiyatları baskılamada başarılı olamamış, o dönemde kasaptaki fiyatı 18,50 lira olan kıymanın fiyatı günümüzde 32 liraya, 20,70 lira olan kuşbaşı et fiyatı 34 liraya, 18,55 lira olan dana karkas kesim fiyatı ise 21 liraya yükselmiştir. Yükselen fiyatlar yine çok yanlış bir kararla ithalat ile baskılanmaya çalışılmaktadır.”

Atalık, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin taleplerini şöyle sıraladı:

§ siyasi iktidar tarafından 2015 yılında tarım sektörüne hak ettiği önemin verilerek gerçek anlamda desteklenmesi ve güçlendirilmesi,

§ tarımda altyapı sorunlarının hızla giderilmesi,

§ üretimde iyi bir planlama ve yönlendirme ile kendimize yeterliliğin sağlanması,

§ böylelikle kaynaklarımızın başka ülkelerin halklarının refahı yerine bizim halkımızın refahının arttırılması için kullanılması,

§ çiftçinin refah düzeyinin arttırılarak hizmet satın alabilecek bir düzeye çıkartılması,

§ sektörle ilgili mühendislerin kamuda ve özel sektörde istihdamlarının sağlanabileceği bir ortam oluşturulması,

§ tüketiciye daha kaliteli ve güvenilir gıdanın ulaştırılması.

 

 

Kategori Tarım

FRANSA ' DAN ET, CANLI HAYVAN İTHALATI YASAKLANMALIDIR, İŞTE NEDENİ !

HURMAYA 5 YILDA BAKIN KAÇ DOLAR ÖDEDİK

HURMAYA 5 YILDA BAKIN KAÇ DOLAR ÖDEDİK

Kategori Ekonomi

Türkiye, 2010 yılında et,canlı hayvan ithalat kapılarını sonuna kadar açmıştı. Şimdi milletvekilliğine, daha doğrusu siyasete soyunan GTHB müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları şöyle diyordu:

‘’Türk çiftçisini küresel rekabete açıyoruz.’’ Diyordu.

2002 yılından beri mazot fiyatlarının , diğer girdi fiyatlarının artırıldığı ülkemizde Türk çiftçisi ‘’engelli-pahalı üreten hale getirilmişti.

Engelli hale getirilen engelsiz haldeki Amerikan, Uruguay, Fransa-Brezilya çiftçileri  ile Türk Çiftçisini koşuya-rekabete sokanlara ne demeli? Hak ettikleri kelimeleri kullanmıyorum.

Emeklilik töreninde bu zat diyorki GTH Bakanlığı personeline ‘’Hakkınızı helal edin ‘’

Gıda, tarım ve hayvancılığın asli unsuru ve önemli paydaşı olan çiftçilerimiz adına en başta ben ve ithalat yüzünden iflas ettirilmiş çiftçiler hakkımızı helal etmiyoruz.

31.01.2013 tarihinde canlı hayvan ithalatı kapatıldı.

2015 yılında Et gladyatörleri Bakan Mehdi Eker ile görüşmelerinin ardından besicilere boş olan yarı kapasitelerinde canlı besilik hayvan ithalatına izin verildi.

İthalat gladyolarını bu tatmin etmeyince 2010 yılındaki gibi sınırsız şekilde canlı hayvan ithalatının açılması için medyayı şu şekilde kullanıyorlar:

Et fiyatları artı,artıyor, eşek eti, at eti yakalandı vb. haberleri. Haberler doğru olabilir.

Canlı hayvan beslenmesinin girdileri olan mazot, tahıl,yem vb. girdiler artıyor ise etin fiyatı da elbet artacaktır. Et fiyatının artmaması için ithalat metodunu kullanmak çiftçiyi bitirmek demektir.

22.Temmuz 2012 Tarihli yazıma sözü bırakıyorum:

Amerikalı Çiftçiler Sevinç İçinde !-22 Temmuz-2012

Amerikalı çiftçiler sevinç içinde.  Bu sevinci geri kalmış, geri bıraktırılmış ülkelere borçlu.  Somali bundan otuz yıl önce canlı hayvan ihraç ederken bugün canlı hayvanı da canlı hayvanı ithal edecek parası da olmayıp uluslar arası yardım kuruluşlarının bağışlarına muhtaç hale getirilmiş. 

Haydi Somali bir sömürge ülkesi idi, ya Türkiye’de bir sömürge ülkesi mi?

Bilinmeli artık, sömürgeleştirme biçim değiştiriyor, silahla hakimiyetin yerini o ülke insanlarının boğazını, gıdasını, kesesini yerli politikacılar, yerli gibi gözüken aslında uluslararasılaşmış, küreselleşmiş şirketler eli ile ele geçirmenin örnekleri yaşanıyor. 

Amerikalı çiftçiler sevinç içinde. Niçin olmasınlar ki? 

Amerika Birleşik Devletleri’nin 2011 yılı canlı hayvan ithal istatistiklerine göre en çok canlı hayvan ithal eden ülke olduk. ABD’nin tüm canlı hayvan ithalatı toplamı 509, 7 milyon dolar iken bu rakamın 210 milyon dolarlık kısmını Türkiye ithal ederek ABD’den en çok canlı hayvan ithal eden ülke haline gelmiş. Amerikalı çiftçiler sevinç içinde. Ne garip değimli yerli üreticilerimizin iflasları, gözyaşları başka ülkelerin aynı meslektaşlarının sevinçleri!

Hangileri mi? 

Macaristan’ın çiftçilerinin de en çok canlı hayvan sattığı ülke olduk? Bunlar resmi sayılar.

Suriye krizi başlamadan kaçak ithalat ile önce Suriye’nin başka ülkelerden ithal ettiği canlı hayvanların sınır illerimize kaçak geçişi ile Suriyeli hayvan kaçakçılarını Türkiye sevindirdi.  Gelen kaçak hayvanlara menşei şahadetnamesi, küpesi uydurularak sıfır faizli bir de krediler alındı!

Amerikalı, Avrupalı çiftçileri sevinç içinde! 

Amerikalı Avrupalı çiftçiler birliği örgütleri aslında ülkemizin canlı hayvan ithalatını onaylayanlara, ithal politikasını sürdürenlere altın madalya vermeliler. Bu politikanın ‘’doğrulunu ‘’ kamuoyunda savunan GTH Bakanlığı baş bürokratına, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan yardımcısı Sayın Faik Yavuz’a gümüş madalya, iktidarın et ve canlı hayvan ithalatını savunanlara bronz madalya vermelidir.

Gıda ithal etmekle değil üretmekle ucuzlatılır. 

Türkiye’nin canlı hayvan, et ithal ettiği ülke çiftçilerinin kullandıkları yem, yerli üreticilerimizin elde ettikleri yem fiyatlarından yarı yarıya ucuz! Bu artık idrak edilmelidir. 

Yerli hayvan üreticilerimizin de önüne aynı yem fiyatları ile yem konulup öyle rekabet ettirilmeye kalkışılmalıdır!
Bunu yapmıyor, yapamıyorsanız, o zaman ithal kapılarını kapatmak zorundasınız. Buna rağmen ithal kapılarını kapatmıyor iseniz; Devam eden bu ithalattan kimin çıkarı var? Diye sormak zorundayız? 

Canlı hayvan, et ithalatı sürdürülürken sıfır faizli hayvancılık kredi, hayvan başına destekler, çiğ süt litre başına destekler büyük çelişki değil mi? Bu desteklerin tümünü devam eden ithalat boşa çıkarmış oluyor! Ülke kaynaklarına yazık değil mi?

Amerikalı ve Avrupalı çiftçiler, hak edenlerimize madalyalarını tez elden vermeliler!

ÜRETİCİLER ÇİĞ SÜTÜ DOĞRUDAN TÜKETİCİLERE ULAŞTIRMAK İSTİYOR!

 

 

Kategori Hayvancılık

FARUK ÇELİK : BEN BÖYLE TARIM BAKANLIĞI YAPMAM KARDEŞİM

Kategori Hayvancılık

BESİCİYE FİYAT VE PAZAR GARANTİSİ

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile imzalanan "ithal Hayvan Tedariki Protokolü"na dikkat çeken Yılmaz, bu protokol ile besiciye fiyat ve pazar garantisi sunulduğunu ifade etti.

Kategori Hayvancılık

Hayvancılık Sektörümüzde Bitmeyen Oyun;Hayvan ve Et İthalatı

Kategori Hayvancılık

AB' DEN '' RUS TARIM AMBARGOSUNA '' KARŞI KORUMA

AB' DEN '' RUS TARIM AMBARGOSUNA '' KARŞI KORUMA

Kategori A.B

İTALYAN MANDALARI KANDIRA'DA

İthalat ve ihracat işleri yapan Kandıralı iş adamı Niyazi Yelkencioğlu, Kandıra’da sayıları oldukça azalan mandalara İtalya’dan takviye yaptı. Yelkencioğlu İstanbullu ortağı Ömer Aral ile birlikte Duraklı Köyü’nde kurduğu Kandıra Mandacılık’ta manda yetiştiriyor.

Kategori Hayvancılık
Sayfa 1 / 7

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014