ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

ETTE UCUZLUK İÇİN TAM GAZ İTHALAT

ETTE UCUZLUK İÇİN TAM GAZ İTHALAT

Kategori Hayvancılık

ÇUKUROVA TARIMININ YÜKSELEN YILDIZI FISTIK

ÇUKUROVA TARIMININ YÜKSELEN YILDIZI FISTIK

Kategori Tarım

Hayvancılık Sektörümüzde Bitmeyen Oyun;Hayvan ve Et İthalatı

Kategori Hayvancılık

İSRAİL BUNU DA YAPTI

İsrail Bunu da Yaptı.!

Kategori Tarım

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılında Türkiye genelinde 5 ilde başlattığı hayvan başı sağlık ile süt analizi laboratuarı kurulması ve desteklenmesi çalışmaları Erzincan’da sonuç verdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılında Türkiye genelinde 5 ilde başlattığı hayvan başı sağlık ile süt analizi laboratuarı kurulması ve desteklenmesi çalışmalarıErzincan'da sonuç verdi. Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından hazırlanan ve Kuzey doğu anadolu Kalkınma Ajansı(KUDAKA)'nın desteklediği proje kapsamında kurulan Süt Analiz Laboratuvarı ve Süt Toplama Merkezi, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Ulaştırma ve Denizcilik Eski Bakanı Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan YardımcısıEkrem Erdem, Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, AK Parti Erzincan Milletvekili Sayın Sebahattin Karakelle, Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy, Kamu Kurum Amirleri, STK Başkanları, Süt üreticileri ve çok sayıda davetlinin katılımıyla hizmete açıldı.

Açılış konuşlarının yapılması ile başlayan törende konuşma yapan Vali Kahraman:Türkiye'nin son 10 yılda hayvancılık alanında çok büyük mesafe kat ettiğini ifade ederek;Ab uyum sürecinde kaliteli ve sağlıklı süt üretimi hayati önem taşımaktadır. Kaliteli bir sütte mililitredeki canlı bakteri sayısının 100 bin adetten az, somatik hücre sayısının ise 500 bin adetten az olması gerekiyor. Sütün pazarlanmasında bu kalite kriterlerinin her biri çok önemli. Bu laboratuvar üretilen sütün özelliklerini ortaya koymamız açısından çok önemliydi.Burada üretime açtığımız Doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinin tek süt analiz laboratuvarı ve süt toplama merkezi, Erzincan'ın marka şehir olma yolunda atılan önemli adımlardan biri olacaktır. Aynı zamanda hizmet ve ürün sektöründe projeleri olan girişimcilerin ufkunu genişletecek ve özgüvenini artıracaktır. Maddi destek sağlayan KUDAKA'ya insanımızın yaşamına ve değerlerine sunduğu katkıdan dolayı bu vesileyle teşekkür ediyorum." dedi.

Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri ve süt üreticileri birlikte açılış kurdelesini keserek açılışı gerçekleştirdiler. Açılış sonrası Laboratuarı gezen misafirler Laborantlardan çiğ süt analizindeki uygulamalar hakkında bilgi aldılar. Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından hazırlanan ve Kuzey doğu anadolu Kalkınma Ajansı(KUDAKA)'nın desteklediği 'Ürettiğim Çiğ Sütün Kalitesine Güveniyorum Projesi' kapsamında kurulan süt analiz laboratuvarı ve süt toplama merkezi Erzincan'ın yanı sıraErzurum, Bayburt, Trabzon, Gümüşhane, Artvin, Ağrı, Kars Ardahan ve Tunceli illerine de hizmet vereceği öğrenildi.

 

 

30 YILDIR YANLIŞ BİLİYORMUŞUZ

'30 yıldır yanlış biliyormuşuz'

Kategori Gıda

NE KADAR ET TÜKETİYORUZ

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Ilgaz, "Türkiye'de kişi başı yıllık et tüketiminin 5-6 kilogram balık, 12-13 kilogram kırmızı et ve 19-20 kilogram beyaz et olarak toplam 37-38 kilogram civarında olduğu tahmin edilirken, aynı tüketimin 40 kilogram olduğu dünya ortalamasının biraz altında kalmaktayız" dedi.

Gıda sektörüne yönelik AA muhabirine değerlendirmede bulunan Ilgaz, Türkiye'de süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık bin 700 işletme bulunduğunu, 34 bin çalışanı olan sektörde 12 milyar lira üretim değeri ve 13 milyar lira satış cirosunun olduğunu belirtti.

Kayıtdışılığın Türkiye açısından önemli bir sorun olduğunu ifade eden Ilgaz, "Bunun tarım politikalarının oluşturulmasında yarattığı belirsizlik, halk sağlığı, tüketicinin ekonomik kayba uğrama riskinin yanında, kurallı çalışan işletmeler aleyhine yarattığı haksız rekabet ortamı ve devletin uğradığı gelir kaybına dikkat çekmek isteriz" diye konuştu.

Ilgaz, Rusya Federasyonu'nun ağustos ayında Avrupa Birliği (AB), ABD, Kanada, Avustralya, Norveç gibi bazı ülkelerden tarım ve gıda ürünü ithalatını 1 yıllığına yasaklamış olması sonucu, Rusya Federasyonu'na (aynı zamanda Rusya'nın gümrük birliği içerisinde olduğu Kazakistan ve Belarus'a) süt ürünleri ihracatı olanağının ortaya çıktığını anlatarak, "Yapılan çalışmalar neticesinde süt ve süt ürünleri veteriner sağlık sertifikası onaylanmış olup, ihracat kapımız aralanmıştır. Bir taraftan onaylı işletme sayısının artırılması çalışmaları, diğer yandan hedef pazara uygun ürünlerin geliştirilmesi ve dizaynı ile ticari hususlar üzerinde çalışmalar, görüşmeler sürmektedir. Yeni yılla birlikte ihracatta önemli bir ivme yakalanacağını düşünmekteyiz" dedi. 

 

- "Kişi başına yaklaşık 38 kilogram et tüketiyoruz"

 

Ilgaz, Türkiye'de kişi başı yıllık et tüketiminin 5-6 kilogram balık, 12-13 kilogram kırmızı et ve 19-20 kilogram beyaz et olarak toplam 37-38 kilogram civarında olduğunu belirterek, kişi başı tüketimin 40 kilogram civarında olduğu tahmin edilen dünya ortalamasının biraz altında kaldığını, bu değerlendirmede, dünya kırmızı et tüketim rakamı içinde önemli bir paya sahip olan domuz etinin Türkiye'de tüketilmediğinin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Uzun süredir dile getirdikleri besilik hayvan arzının yetersizliği sorununa çözüm olarak besilik hayvan ithalatının önünün açıldığını ifade eden Ilgaz, şunları dile getirdi:

"Kırmızı et maliyetlerimizin ve buna bağlı oluşan piyasa fiyatlarının dünya fiyatlarına göre yüksek ve rekabetten uzak olması nedeniyle kırmızı et ve ürünleri ihracatımız maalesef çok düşüktür, neredeyse yok seviyesindedir. Diğer sektörlerde (un, makarna, süt, yağ, şekerleme vb.) ihracatı desteklemek için Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında, dünya fiyatları ile hammadde ithalatı yapılarak maliyet dezavantajının giderilmesi ve ihracatın desteklenmesi modeli, kırmızı et sektörü için de mümkün kılındığında sektörün ihracat potansiyelini hayata geçirebilmesi söz konusu olabilecektir. Çünkü sektörün bilgi birikimi ve kapasitesi yeterlidir ve tek zaafı dünya fiyatlarına göre iki kat hatta rekabetçi ülkelerin maliyetlerine göre üç kat daha yüksek olan kırmızı et maliyetleridir."

Ilgaz, kırmızı et ve ticaretine, kesim sisteminden başlayarak standardizasyon getirilmesinin, kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticareti ile mücadelenin, piyasa düzeni ve istikrarı açısından önem arz ettiğini aktararak, "Bu mücadeleden başarıyla çıkabilirsek, bunların sonucu olarak kişi başına kırmızı et tüketiminin de ihracatın da artmasını bekleyebiliriz" dedi. 

Bu yılın ilk aylarında yaşanan kuraklığın, tarladan sofraya değer zincirinde halka sayısının çokluğu, standardizasyon eksikliği, kayıt dışılık etkisiyle uzun vadeli ve sağlıklı politikaların oluşturulmasındaki zorlukların fiyat istikrarının kurulması ve sürdürülebilmesi önünde engel oluşturduğunu belirten Ilgaz, "Artan nüfusumuz, gelişen turizme bağlı olarak gelen turist sayısında elde edilen artış, kişi başına daha fazla gelir elde ediliyor olması proteinli gıdalara olan talebi artırmaktadır. Kırmızı et arzını, yükselen talebi karşılayabilecek kadar artıramadığımızda fiyat artışı kaçınılmaz olmaktadır. Yapısal olarak yem maliyetlerimizin yüksekliği, meralarımızdan yeterince istifade edemeyişimiz, hayvanlarımızın genetik kapasiteleri, etçi ırk hayvan varlığımızın olmayışı, işletmelerimizin ölçek büyüklüğünün optimalden uzak olması gibi verimlilik anlamında iyileştirmeye açık alanlarımızın olduğu gerçektir" diye konuştu.

 

- Özdemir: "Gıda perakende cirosunun 40 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz"

 

Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Nihat Özdemir, organize gıda perakendesinin 2013 yılını yüzde 5 büyüme ile 36 milyar dolar ciroya ulaşarak kapattığını, bu yılın ilk 9 ayında ciro büyümesinin yüzde 9 olduğunu belirterek, yıl sonunda organize gıda perakende cirosunun yaklaşık 40 milyar dolara ulaşacağını tahmin ettiklerini kaydetti.

İstihdamın da yıllık artış ile 210 binden 245 bine ulaşmasını beklediklerini ifade eden Özdemir, "Mağaza sayılarımızda, satış alanlarında da yüzde 8 büyüme bekleniyor. Sektörümüz istihdama katkısını sağlamayı sürdürüyor. Mağaza formatlarında ise daha küçük metrekarelere yönelim olduğu görülüyor. Kaliteli ve hesaplı ürünler farklı formatlardaki mağazalarımızla yurdun her köşesindeki tüketicilerimizin hizmetine sunuluyor" diye konuştu.

Özdemir, organize perakende fiyatlarındaki değişimin, toplam enflasyon ve gıda enflasyonundan daha düşük seyrettiğini anlatarak, 2008 yılından bu yana TÜFE ve gıda enflasyonu ile bazı hızlı tüketim malları fiyatlarındaki artışın karşılaştırması sonucunda organize perakendedeki fiyatların genel gıda enflasyonunun gerisinde seyrettiğini kaydetti.

Gıda fiyatlarındaki artışın sebeplerine yönelik soru üzerine Özdemir, fiyat artışlarının neye, hangi yıla göre, daha yüksek ya da düşük olduğunun net olarak belirtilmesi gerektiğini aktaran Özdemir, "Üretici fiyat endeksi ile tüketici fiyat endeksinin karşılaştırılması gerekir. Bu karşılaştırma bize ana artışın nereden kaynaklandığını da net biçimde söyleyecektir. Tarım ürünlerindeki fiyat artışlarının tek bir nedeni yoktur. Mevsim değişikliklerinden ve doğal afetlerden tutun, dünyadaki stokların daralmasına, rusümlardan, tarımdaki verimsizliğe ve toprak dağılımına kadar birçok bizim dışımızdaki faktörlerden kaynaklı olarak fiyatlar artmaktadır" ifadelerini kullandı.

Özdemir, dağıtımın her zaman önemli bir fiyat unsuru olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Benzin mazot fiyatlarında her zaman oynamalar olur. Buradaki temel konu, perakende ile üretici arasındaki katmanların çokluğudur. Özellikle belirli işlevi olmayan, sadece aktarıcı konumdaki aracıların süreçlerden kalkması sadece gıda için değil tüm ürünler için geçerlidir. Ama bir katma değer yaratan ara kademeler her zaman varlıklarını sürdüreceklerdir. Bizler ağırlıkla süreç yöneten ve buralarda verimliliği gözeten organize gıda perakende firmalarıyız. Üretici, imalatçı ve tedarikçilerimizi de içeren süreçleri aynı anlayışla hepimizin ve özellikle de tüketicimizin yararına olacak şekilde yürütürüz. İlk kez bu yılın Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz Ortak Gelişim Kongresi’nin ana hedefi de bu konuları ele alıp diyalog içinde işbirlikleri geliştirmekti. 2015 yılında yapacağımız 2. Ortak Gelişim Kongresi’nde de yine aynı hedefe kitleneceğiz."

 

 

Kategori Sağlık

HAMİLELİKTE FISTIK TÜKETİMİ

Hamilelikte Neler Yemeli !

Kategori Sağlık

MONSANTO' YA RAKİP GELİYOR

MONSANTO' YA RAKİP GELİYOR

Süt/yem paritesinin değişkenlik gösterdiği ve bu nedenle üreticilerin kar edememekten şikayet ettiği Türkiye’de, üreticiler çiğ sütü doğrudan tüketiciye ulaştırma talebinde bulundu.

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Yıldız, süt üreticileri olarak çiğ sütün vatandaşa doğrudan satışının yapılabilmesine yönelik taleplerinin 8 yıl önceye dayandığını söyledi. 10 yıldır çiftlik işlettiğini belirten Yıldız, Türkiye’de çiğ sütün illegal olarak mahalle sütçüleri tarafından satıldığı ve bu sütün niteliği, içeriği konusunda kimsenin bilgi sahibi olmadığını vurguladı. Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz süt üreticileri olarak dedik ki; sütün kalitelisini üretiyoruz. Çiftliklerimiz hastalıklardan arınmış. Bu kalitedeki bir sütü soğuk zinciri kırmadan gereken mevzuata uygun olarak satmak istiyoruz. Şu anda 10 TÜSEDAD üyesi AB standartlarına uygun üretim yapıyor. Çiğ süt satışına ilişkin maliyet hesabı yaptık. Bu iş için pilot il belirledik. Bunun sadece lojistik ve cam şişe maliyeti var. Vatandaşa kaliteli çiğ sütü verelim, 72 derecede ısıtsın ve tüketsin, diyoruz. Şu anda günlük pastörize süt 4 liradan satılıyor. Sanayide taban fiyat 1 lira. Sanayici bir liradan alıyor, sokaktaki adam bunu 3 liraya satıyorsa bu haksız rekabet. Sokak sütçülerine tedarikçilik yapanlar var, sütü üreticiden alıyor ve bunlara dağıtıyor. Ama ben üretici firma olduğum halde bunu yapamıyorum.”

ANKARA’DA 'SÜTMATİK' PROJESİ

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği (SÜTBİR) Başkanı Ali Koyuncu, çiğ süt satışına yönelik bir proje hazırlayarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına başvurduklarını bildirdi. Bu konuda yurt dışında özellikle Avrupa ülkelerinde araştırma yaptıklarını anlatan Koyuncu, İtalya’daki “sütmatik” cihazı beğendiklerini dile getirdi. Sütmatikleri pilot olarak Bursa ve Ankara’da belirli mahallelere yerleştirerek günlük 300 litreye kadar çiğ süt satmayı planladıklarını kaydeden Koyuncu, şöyle devam etti:

KENDİ KENDİNİ TEMİZLİYOR, PARA ÜSTÜ VERİYOR

“Sütmatikler hijyenik makineler, ısısı süte uygun, sütün sıcaklığı belirli bir dereceye yükseldiğinde süt vermeyi durduruyor. Otomatik para üstü veriyor, litresini ölçüyor, kendisini temizliyor. Makinelerin kontrollerini sokak sütü satanlar yapabilir, böylece onlar da işsiz kalmaz. Sütmatiklerde şişe de var. Bizlerde yoğurt kültürü var. Dünyanın hiçbir yerinde bu yok. Hepimiz bu tadı arıyoruz. Bu sistemle bakteri, hücre sayısı bakımından güvenli süte ulaşılabilir. Maliyet hesaplarını yaptık. Bu makinelerin bir tanesi 15-20 lira.”
Sütmatikler konusunda İtalya’nın mevzuatını örnek alarak hazırladıkları çalışmayı Bakanlığa sunduklarını da bildiren Koyuncu, sistemin Bursa ve Ankara’nın ardından İstanbul’da da devreye girmesini öngördüklerini dile getirdi. Bu makinelerin halk ekmek bayilerinin yanına yerleştirilmesini önerdiklerini anlatan Koyuncu, ilk etapta 150 makine kurulmasını istediklerini de ifade etti.

 

Kategori Hayvancılık
Sayfa 1 / 6

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014