ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

BİYOLOJİK TARIM DÜNYAYI BESLEYEBİLİR Mİ ? Özel

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

BİYOLOJİK TARIM DÜNYAYI BESLEYEBİLİR Mİ ?

Biyolojik tarım dünyayı besleyebilir mi? – Marion D’Allard- Marie Noelle Bertrand

Bir yanda dünya nüfusunun ve gereksinmelerinin artışı,  diğer yanda ise kaynakların tükenmesinden sorumlu, yoğun bir sistemle desteklenen geleneksel tarım sistemi. Cumartesi günü Humanité bayramında da sorulan önemli soru ise şu: Tarım beslenme ve çevre sorunlarına nasıl yanıt verebilir?

Biyolojik tarım dünyayı besleyebilir mi? Egemen olan yoğun tarım yarattığı sağlıklı olmayan çevre ve toplumsal sorunlarla baş başa kaldığından sorun daha da önem kazanıyor. Marc Dufumier AgroParisTech’te (Paris Tarım Teknolojisi Ens.) profesör, Christine Lambert, Tarım sendikası ikinci başkanı, Fanny Gaillanne, komünist parti ve sol cephe danışmanı ve Paris’te dayanışmacı ve gıdayla ilgili bir hal projesinin sahibi ve Fransa’daki ilk biyolojik gıda zinciri olan Biocoop’tan Claude Gruffat sorularımızı yanıtlıyor.

Bugünkü sistemin yarattığı çevresel ve toplumsal dengesizliklere bir yanıt verecekmiş gibi biyolojik tarımdan çok şey mi istiyoruz?

Marc Dufumier: Sadece çok şey istemekle kalmayıp belki yeterince de istemiyoruz. 800 milyon insan aç ise, bu gıda üretiminin eksikliğinden değildir. Aksine bugün gıda fazlalığı var. Sorun birçok insanın gıda satın alma imkânının olmamasıdır. Açlık ve kötü beslenmenin kaynağında fakirlik vardır. Güney ülkelerinde aile işletmeleri bizim ihraç ettiğimiz gıda fazlasıyla rekabet edemezler. Bu ülkeler bizim onlara sattığımız düşük nitelikli malları ihraç etmekten vazgeçerlerse beslenebilirler mi? Sorulacak soru budur. Bu beklentiye yanıt vermek için biyolojik tarımın yeri uygundur. Biraz teknik konuşalım: Beslenme enerjisi bize güneşten gelir. Ücretsiz ve yenilenebilirdir. Bununla yoğun bir kullanım sağlayarak bitkiler bunu enerji besinine çevirirler. Aynı şekilde, bizim şeker ya da nişasta dediğimiz enerji karbonhidrattan başka bir şey değildir. Bitki bu karbonu nerede bulur? Karbonik gazda. Atmosferde CO2 kıtlığımı vardır? Hayır. Ama bizim proteine gereksinmemiz vardır. Oysa bir protein azota eklenmiş karbonhidratlardır. Azot havadır. O halde havanın yoğun bir kullanımını yapalım. Sentez gübrelerin yapımına gerekli hidrokarbürlere gelince, onların yerine güneş enerjisini kullanabiliriz. Kısacası, bize bir maliyeti olmayan bu yoğun kullanım bize pahalıya mal olanı tasarruf etmemizi ve insanlığın doğru şekilde beslenmesini sağlar. Gördüğümüz gibi tüm bunlar biyolojik tarıma benziyor.

Christiane Lambert: De Gaulle’ün Tarım Bakanı Edgar Pisani’nin bir cümlesi aklıma geliyor. Fransa’nın tarımını geliştirme ile ithalat politikası arasında tereddüt ettiği bir dönemde şunu söylemişti: “Dünyayı beslemek için dünyanın tüm tarımlarına gereksinmemiz vardır”. Daha çok gıdaya gereksinmemiz vardır çünkü dünya nüfusu artacaktır. 2050 yılında 9 milyar olacağız. Nüfus bilimcilere göre dünya nüfusunun yüzde 50’sinden fazlası Güney-Doğu Asya’da olacak. Buna koşut olarak, dünya tarım alanı 20 yılda sadece yüzde 3 arttı. Fransa’da ise azaldı. O halde bizim az alanla daha iyi üretmemiz gerek. Kısacası biyolojik tarım dünyayı besleyebilir ama sadece ilerleme kaydedebilecek diğer tarımlarla tamamlayıcı olursa. Geleneksel tarım da ister istemez ilerliyor. Ortak Tarım Politikası (OTP-Avrupa) yardımları koşullara bağladı: Çiftçiler çevre ve hayvan sağlığı konusunda 21 direktifi yerine getirirlerse yardım alabilirler. Yakın zamanda OTP’nin yeşillenmesi diyeceğimiz biyoçeşitlilik ve ekim çeşitliliği için meraların korunması öne çıkarıldı. Çiftçiler ne sağırdır ne otisttir. Kimi ürünleri biyolojik olsa da başka niteliklere de sahiptirler örneğin; hakça bir tarım gibi. Böylece giderek ilerleyen yöntemlere başvuruyorlar. Bu tür tarımlar arasında şimdi sınırlar da artık geçirgen. Ben de biyolojik tarım yapan çiftçi gibi aynı tarım makinelerini kullanıyorum.

Geleneksel tarımın iyileşmesi beklentilere yanıt verebilir mi?

Marc Dufumier: Tüm tarımımız değişmek zorunda. Ette izleri bulunan antibiyotikler bunlara karşı direnişi zorlaştırıyor. Sebze ve meyvelerdeki andoktriner bozucular 40 yıl içinde hormonal bağımlı kanserlerin giderek çoğalmasına neden olacaklar. Şimdiden bunları durdurmamız gerekiyor. Bir şey çok açık: Tarım ilaçları azalmıyor.

Pisani tüm tarım türleri için yer olduğunu söylüyordu. Kuzey’den Güney’e toprakların çeşitliliğinden söz ediyordu ama sanayi türü bir tarımla biyolojik tarımın birlikte var olacağından söz etmiyordu.

Bugün geleneksel tarımdan daha pahalı olan biyolojik tarımı nasıl herkesin erişimine sunabiliriz?

Fanny Gaillanne: Paris’te kentsel hassas bölgelerde oturan insanların yüzde 14,4’ü gıda güvensizliğinden etkileniyorlar. Diğer semtlerde bu oran yüzde 5,3.  O halde, nitelikli bir gıdaya erişim zorluğu finansal ve coğrafiktir. Gıda hali projesiyle tüm gıda zincirini düşünmek zorundayız. C. Lambert azalan tarım arazilerinden söz ediyor ama acı çeken ve kaybolan köylülerden de söz ediyor. Üreticilere, kısa devre yoluyla ve üretimlerinin yeniden düzenlenmesiyle emeklerinin karşılığını vermeyi yani doğru fiyatları vermeyi iddia ediyoruz. Ama sadece bu yok iddiamız içinde. Kısa devre içinde satılan ürünlerin kartına baktığınızda, bunun kentlerimizdeki halkçı semtlerle uyuşmadığını görüyoruz. Bu gıda halleri sadece dağıtım noktaları olmayacak aynı zamanda gıdadan da konuşacağız buralarda. Karşılaşmalar olacak, yemek dersleri olacak. Henüz Paris’te gıdayla ilgili gerçek bir kamu politikası sunamıyoruz ama metropoller bu amacı dikkate almak zorundalar. Bölgesel ve kentsel topluluklar da yardım yapmalılar.

Claude Gruffat:  Biyocoop’u (biyolojik ürünler satan kooperatif zinciri) inşa etmek için üç ilkeden yararlandık: Önce, oyuncuları rekabete sokmamak. Sonra, hakkaniyeti sağlamak, yani katma değerin haklı paylaşımı ve üretici ve tüketici için doğru fiyat. Son olarak da, saydamlığı sağlamak yani ne yapacağımızı önceden söylemek ve böylece diğerlerinin de gereksinmeleri öncelemesini sağlamak. Böylece dört oyuncuyu kooperatifle bütünleştirdik: Mağazalar, Üreticiler, Tüketiciler ve Ücretliler. Bu eşsiz bir kooperatif. Kısa vadede aynı çıkarları paylaşmayan tarafları bir araya getiren başka şirket modelleri bilmiyorum. Sonra çevreyi koruma ve yeni bir tüketim modeli isteğimizle tutarlı seçimler yaptık. Biyolojik, köylü ve yakınlık tarımını model olarak seçtik. Pazarlama için ise hakkaniyetli ticareti seçtik. Biocoop’ta muz, çay, şeker biyolojiktir ve hakkaniyetli ürünlerdir. Başka model yok. Bu rekabetçi olmayan mücadeleci bir seçimdir. Ürünlerimiz pahalıdır. Ne gariptir ki tüketiciler bize hazır olduklarını, yanımızda olduklarını söylüyorlar. Çünkü bu seçimler başka bir dünyanın mümkün olabileceğini gösteren seçimlerdir. Buranın topraklarını kullanarak, buranın insanlarını istihdam etmek ve buranın insanlarını beslemek. Bu sorumluluk gerektiren ve üstlenilen bir seçimdir.

Bu göreceli pahalılığın önüne geçilemez mi?

Fanny Gaillanne: Şu düşünce kolektif resimde çok yerleşti: Biyolojik ürün pahalıdır. Bu konuda değişik deneyimler var. Kentlininki ve kırsalınki farklı. Kooperatiflere gelen ya da bu tür ürünleri satan mağazalara gelenler orta ve üst sınıftır ve çevre konusunda az çok duyarlıdırlar. Her ne olursa olsun, beslenmeleri için yüksek fiyat ödeme seçimini yapmışlardır.  Ama bunun kaçınılmaz olduğunu sanmıyorum. Uzun süre, çevreye karşı olan duyarlılığımız, suçlayıcı buyruklarla kişiselleşti: “Biyolojik ürün yiyin, fosfatsız çamaşır tozu alın” dedik ama sistemi bütünsel olarak sorgulamadık. Ama bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyorum. Sadece “biyo”dan söz eder ve pahalı olduğunu söyler ama ürünlerin nereden geldiği konusunda tasa etmez ve karbon salımı bilançosunu görmezsek, biyo çözüm olamaz. Fiyatları etkileyen küresel sistemin arkasında bu tarımla ve bu tarıma erişim yeteneğimizle ilgili bir imgemiz vardır.

Claude Gruffat: Evet biyo ürün pahalıdır ve kabul ediyorum. Şunu söyleyemeyiz: Çevre ve toplumsalla ilgileniyorum ve bozulmuş çevrelerde ve toplumsalda dünyanın diğer ucunda üretilen ürünlerle rekabet içinde satıyorum. Ama bu, konu üzerinde çalışmamızı engellemez. Ama yine de dikkatinizi çekerim; kimi geleneksel sebze ve meyvelerde biyo çok da pahalı değil. Mevsim ürünlerini tüketmek bu olayı güçlendiriyor. Diğer ürünlere gelince, tüketmek bile fiyata erişebilmeyi iyileştiriyor. Biz açık satıyoruz yani marka yok ve tüketici de ambalajı ödemiyor. Gereksinmenize göre alıyorsunuz ve israfı da önlüyorsunuz. Biyo ürün üretim ve dönüştürme yoluyla negatif dışsallık yaratmıyor yani gelecek için fatura yok. Toprak ve suların kirliliğinin giderilmesinin elbet bir gün bir maliyeti olacak. Eğer bu maliyeti satış reyonlarına eklersek geleneksel ürün biyo üründen daha pahalı olacaktır.

Christian Lambert: Katılıyorum. Biyolojik tarım yardım alsa da daha düşük verimle çalışmayı kabul etmiştir. Bu yıl buğdayın verimi hektar başına 54 kentaldir. Benim bölgemde biyolojik tarım yapanın ise 17 kentaldir. Beni kaygılandıran büyük dağıtım kanallarının biyo ürünlerde promosyon yapmasıdır. Ürünü demokratikleştirmek adına büyük mağazalar üreticilerin fiyatlarını aşağıya çekiyorlar.

Marc Dufumier: “Biyo pahalı olunca sadece burjuvalar içindir. Buradan hareketle diğer alt halk tabakaları andoktrinel bozuculu zehirli ürünleri tüketirler” bu düşünceye katlanamıyorum. OTP’nin yeşillenmesi için 9 milyar avro ile kamu yemekhaneleri, yuvalar, okullarda tümüyle biyo ürünlerin tüketilmesi altı yıl içinde sağlanabilir. Bu satın alma politikası çiftçiler için iyi olur ve herkesin biyo ürüne ulaşmasını sağlayabilir. Çiftçiler dilencilikle ve yardımlarla artık yaşamazlar ve kendi emeklerinin ve nitelikli ürünlerinin karşılığıyla yaşarlar. Çoğunun istediği de budur.

Son Düzenlenme

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014