ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,

Kategori Tarım

YOZGAT ESK’NIN SÜT KOMBİNASI ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI

Kategori Çiğ Süt

ÇİĞ SÜT ÜRETİCİLERİ 1 YILDIR “İNSAF” BEKLİYOR

Kategori Hayvancılık

ÇİFTÇİLERE DE YIPRANMA PAYI İSTENDİ

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ağır şartlarda çalışmalarına rağmen çiftçilerin, yıpranma payı hakkından mahrum olduğunu belirterek, "TZOB olarak, çiftçimize yıpranma payı talep ediyoruz.

Yağmur, çamur, kar, kış demeden tarlasında, damında, ahırında, kümesinde, bağında, bahçesinde çalışan ve tüm Türkiye'yi besleyen, elleri nasırlı çiftçilerimiz yıpranma payı almayı hak ediyor." dedi.

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada sigortalılara ve memurlara öngörülen yıpranma payının, Bağ-Kurlulara öngörülmediğini, bunun da haksızlığa sebep olduğunu aktardı. Şemsi Bayraktar, diğer sigortalılıklarda olduğu gibi yıpranma payı verilerek çiftçilerimizin de erken emekli olmalarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

 

Çiftçilerimizde 25 yıl olan tarım Bağ-Kur sigortalılığı prim ödeme süresinin çok uzun olduğunun altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

 

"Tamamen dışarıda, zor şartların neden olduğu ağır iş yüküyle birlikte, maruz kaldıkları fiziki ve çevresel sorunların olumsuz etkileri çiftçilerimizi kısa zamanda yıpratmaktadır. Çiftçilik mesleğinin zorluğu, fiziki anlamda tükenmişliğe, daha kısa zamanda bedenen yıpranmaya neden olmaktadır. Diğer taraftan pek çok meslek grubunda yasal olarak çalışılması gereken süre 8 saattir. Ancak çiftçilerimiz aile fertleriyle birlikte, mesai kavramı gözetmeden, tarlada, bahçede, ahırda, ağılda 8 saatin çok üzerinde, çoğu zaman 10-12 saat hatta hasat zamanı gün ağarmadan işe koyularak gecenin karanlığına kadar, cumartesi, pazar, tatil demeden çalışmaktadır. Hiçbir meslek grubunda çalışma süreleri bu kadar uzun, bu kadar yoğun değildir.

 

Ağır şartlarda çalışmalarına rağmen çiftçilerimiz, yıpranma payı hakkından mahrum. TZOB olarak, çiftçimize yıpranma payı talep ediyoruz. Yağmur, çamur, kar, kış demeden tarlasında, damında, ahırında, kümesinde, bağında, bahçesinde çalışan ve tüm Türkiye'yi besleyen, elleri nasırlı çiftçilerimiz yıpranma payı almayı hak ediyor. Ayakta durabilmek için destek alan, her türlü riske açık üretim yapan çiftçilerimizin, yıpranma payı hakkı görmezden gelinmemelidir."

 

 

 

Kategori Siyaset

TZOB BAŞKANI ŞEMSİ BAYRAKTAR : BU DÜZEN DEĞİŞMELİDİR

Kategori Tarım

TZOB : ENFLASYONUN SORUMLUSU TARIM VE GIDA DEĞİL

Kategori Ekonomi

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ithalat kapısının açılmaması gerektiğini vurguladı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Gıda fiyatları yüzde 13 artıyor, üretici fiyatları yılda yüzde 6 artıyor. Ben enflasyonun altındayım, o enflasyonun 2 puan üzerinde. Bu, sektörde aracıların kazandığını gösteriyor" dedi.  

Bayraktar, Osmangazi Ziraat Odasını ziyaretinde yaptığı konuşmada, son dönemde "Gıda fiyatları enflasyona sebep oluyor, ithalat yapalım" görüşünü dillendirenlerin ortaya çıktığını ancak sorunun üreticilerden kaynaklanmadığını söyledi. 

İthalat kapısının açılmaması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, "Problem bizde değil. Problem şurada; 'Kardeşim sen kaldır şu aracıları... Gıda fiyatları yüzde 13 artıyor, üretici fiyatları yılda yüzde 6 artıyor. Ben enflasyonun altındayım o enflasyonun 2 puan üzerinde. Bu neyi gösteriyor? Bu şunu gösteriyor; sektörde aracıların kazandığını gösteriyor" diye konuştu. 

Ziraat Odalarının birer meslek kuruluşu olduğunu dile getiren Bayraktar, bundan dolayı Üretici Birlikleri Yasasının çıkması için çok uğraştıklarını anlattı. Bayraktar, şunları kaydetti: 

"Şimdi bu bölgede üretim problemi var mı? Şu sorunları aşsak, maliyeti aşağı çeksek, şu ovaları daha iyi değerlendirsek, sulamaya açabilsek, arazilerimizi biraz daha toplulaştırabilsek, üretim katlar değil mi? Peki üretimi yaptık, kime pazarlayacağız? Şu anda üretim yeterli değil, pazarlama sorunu çekiyoruz, yarın üretimi artırdığınızda pazarlamayı ne yapacaksınız? Pazarlamayı kim yapacak? Bu işi yapacak olan, üretici birlikleri... Avrupa'ya gidiyorsunuz, pazarlama, planlama sorunu yok. Kim yapıyor bunu? Devlet yapmıyor. Almanya'ya gidiyorsunuz kooperatifler yapıyor, Hollanda'ya gidiyorsunuz üretici kuruluşları, kooperatifler yapıyor. Şimdi örgütlenmesi güçlü olan hiçbir yerde pazarlama sorunu yok ama bize geliyoruz, 50 yıldır kurduğumuz bütün kooperatifleri batırdık bu ülkede. Bunda suçun bir kısmı üreticilerde, bir kısmı da siyasi kurumlarda. Türkiye'de birlikleri, siyaset kurumu ve bizler, hep beraber batırdık. Altyapımız da bu işleri götürmeye yeterli değildi. Örgütlenmede 50 sene geriye düştük. Şu anda tam 50 sene gerideyiz. Şimdi, 'Şu üretici birlikleri bizim için bir şans' dedik, bunları kurduk ama bunları da ben orta yerde görmüyorum." 

Bayraktar, geçen yılın ardından çiftçilerin 2015'i de afetlerle karşıladığını belirterek, 31 Aralık 2014'ten sonraki doğal afetlerden zarar görenlerin kredi borçlarının da bir yıl süreyle ve faizsiz ertelenmesini istediklerini sözlerine ekledi. 

 

 

Kategori Tarım

2014 YILININ TÜRKİYE TARIMI

2014 Yılı Tarım Sektörü Değerlendirmesi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerde Rusya’nın buğday ihracatını durduğu haberlerinin piyasada sıkıntı oluşturduğunu ve ekmek fiyatları yükselecek mi diye endişeye neden olduğunu belirterek, “Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye’yi muaf tuttuğunu da, Türkiye’ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır.

Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerdeRusya'nın buğday ihracatını durduğu haberlerinin piyasada sıkıntı oluşturduğunu ve ekmek fiyatları yükselecek mi diye endişeye neden olduğunu belirterek, "Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye'yi muaf tuttuğunu da, Türkiye'ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır. Halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. Saydığım unsurlar 2015'i buğday açısından çok sıkıntılı geçirmeyeceğimizi göstermektedir" dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, TZOB Toplantı Salonu'nda 2014 yılını tarım sektörü açısından değerlendirdi. Tarım sektörünün 2013-2014 dönemini parlak geçirmediğini belirten Bayraktar, "Başta kuraklık ve don olmak üzere bu sene Türk tarımı doğul afetlerle boğuştu. Bunun doğal sonucu olarak da kayısı ve fındık başta olmak üzere birçok meyvede üretimde gerileme meydana geldi. Hububat üretimimiz bundan olumsuz etkilendi. Başta buğday ve arpa olmak üzere birçok ürünümüz maalesef bu doğal afetlerden zarar gördü. Kanatlı sektörü ve hayvancılık sektörü bu doğal afetlerden olumsuz etkilenmemiş görünüyor. Bu alanlarda üretimimiz yeterli miktarda üreticimiz tarafından, talebi karşılayacak şekilde sağlanmış görünüyor" diye konuştu.

"2007 YILINDAN 2014 YILINA KADAR SÜREKLİ TARIM SEKTÖRÜNDE BÜYÜME OLDU"

TÜİK verilerine bakıldığında 2007 yılında kuraklık yaşandığını ve tarım sektöründe küçülme meydana geldiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

"2007 yılından 2014 yılına kadar sürekli tarım sektöründe büyüme oldu. Ancak 2014 yılının Ocak ve Eylül dönemine baktığımızda 2007'den beri ilk defa yüzde 3 civarında bir küçülme yaşadığımızı görüyoruz. 2014 Kasım ayı itibariyle son 1 yıllık dönemde tarım üretici fiyatlarına, yani ÜFE'ye baktığımızda ÜFE'nin 10.77 arttığını görüyoruz. 12 aylık ortalamayı aldığımızda da yine 10.99 civarında bir artış görüyoruz. Gıda ve alkolsüz içeceklere baktığımızda Kasım ayı itibariyle 1 yıllık artış yüzde 14.7'dir. 12 aylık ortalamaya göre de yüzde 12.37 civarında bir artış söz konusudur. Bu şunu gösteriyor. Yani 2012 ve 2013 yılında da bir benzer Hadise çiftçimiz ürettiği mallarını enflasyon oranında değerlendirememiş. Yani fiyatları enflasyon oranında artmamış. Gelirlerinde enflasyonun altında kalmak kaydıyla bir azalma söz konusu. Tarımdaki istihdama baktığımızda 2014'ün Eylül ayında yüzde 21,5 olduğunu görüyoruz. Yani tarım sektörünün sağladığı istihdam 5 milyon 625 bin olarak görünüyor. İmalat sanayi ve inşaat sektörünün toplamına yakın bir rakam olduğunu görüyoruz. Toplam işsizliği de tarım sektöründeki istihdam 2.2 puan düşürmüştür. 10,5 civarındaki işsizlik rakamı tarım sektörü sayesinde buraya inmiştir. 2,2 puan civarında istihdama katkı sağlamış olduğumuzu görüyoruz."

"FINDIK, KAYISI, İNCİR, KİRAZ, VİŞNE, AYVA, HAŞHAŞ TOHUMU GİBİ EKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞE BAĞLI ÜRÜNLERİN ÜRETİMİNDE DÜNYA BİRİNCİSİYİZ"

"İhracat rakamlarına baktığımızda Ocak ve Ekim döneminde ihracatımız 14.3 milyar dolar civarında görünüyor" diyen Bayraktar, "İthalatımız da 10 milyar dolara ulaşmış görünüyor. Özellikle ihracattaki bu olumlu gelişmelere karşılık yağlı tohumlar ve pamukta net ithalatçıyız. Hatta ithalatımızın 3'te 1'ini bu ürünlere ayırıyoruz. Yani soya fasulyesi, ayçiçeği olmak üzere yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, küspeden oluşan 3.7 milyar dolarlık bir ithalat söz konusu. Pamuk ithalatı tek başına 1.7 milyar doları bulmaktadır. Fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva, haşhaş tohumu gibi ekolojik üstünlüğe bağlı olduğumuz ürünler var. Bu ürünlerin üretiminde dünya birincisiyiz. Bunlar aynı zamanda ihracat potansiyeli olan da ürünlerimiz. Bu ürünlerimizde özellikle gıda güvenilirliğimizi sağlamamız lazım. Ambalajlama, paketleme bunun dışında kaliteli çeşitler yetiştirme noktasında bir takım tedbirleri almak suretiyle bu ürünlerin daha fazla ihracatı mümkün olabilmektedir" ifadelerini kullandı.

"2015'İ BUĞDAY AÇISINDAN ÇOK SIKINTILI GEÇİRMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEKTEDİR"

Tahıl üretimine de değinen Bayraktar, "2014 yılında toplam tahıl üretimimize baktığımızda 2013 yılına göre yüzde 12.7 azalarak 37,5 milyon tondan 32.7 milyon tona indiğini görüyoruz. Buğdayda yüzde 13.8, arpada yüzde 20.3, çeltikte de yüzde 7.8 gerileme olmuştur. Buğday üretimi 19 milyon tona inmiştir. Özellikle son günlerdeRusya'nın buğday ihracatını durduğu haberleri piyasada sıkıntı yaratmıştır. Acaba 'buğday fiyatları yükselecek mi? Mamul madde fiyatları yükselecek mi, ekmek fiyatlar yükselecek mi?' şeklinde kamuoyunda bir endişe yaşandığını görüyoruz. Türkiye'nin ihtiyacı kadar üretim yaptığımızı söylemek durumundayım. Yani 19 milyon ton civarındaki üretim Türkiye'nin ihtiyacı olan üretimdir. Bugün Toprak Mahsulleri Ofisi'nin elinde yaklaşık 2,5 milyon ton civarında buğday bulunmaktadır. Bugün için Rusyaihracatına devam etmektedir. Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye'yi muaf tuttuğunu da, Türkiye'ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır. Dolayısıyla mamul madde ihracatında kullanılan buğday biliyorsunuz bir takım ithalatçı sektörler tarafından da yapılmaktadır. Yeterli ithalatın yapıldığı da görülmektedir. Bütün bunlar 2015 yılında ekmek fiyatlarını ve mamul madde fiyatlarının artışını önleyecek unsurlardır. Yani halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. Saydığım unsurlar 2015'i buğday açısından çok sıkıntılı geçirmeyeceğimizi göstermektedir. Halkımız lütfen rahat olsun. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin de elindeki buğdayı zamanında ve yeterli miktarda kullanmak suretiyle fırsatçılara göz açtırmaması lazım. Kendilerini bu süreçte dikkatli olmaya davet ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"KURU BAKLAGİLLERE BAKTIĞIMIZDA 2014 YILINDA YÜZDE 9.7 CİVARINDA ÜRETİMDE BİR AZALMA GÖRÜYORUZ"

Mısır üretimine bakıldığında üretimin yüzde 0.8 artışla 5 milyon 950 bin tona çıktığını bildiren Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yağlı tohum üretimimiz yüzde 4,5 artışla 2 milyon 117 tona yükselmiştir. Sebze üretimi 2014 yılında yüzde 0.4 artışla 28 milyon 450 bin tondan, 28 milyon 500 bin tona çıkmıştır. Meyve üretimi yüzde 6.2 düşüşle 18.2 milyon tondan 17.1 milyon tona inmiştir. Don en çok meyve üretimini etkilemiştir. Elma üretimimiz yüzde 20.7, kiraz üretimimiz yüzde 9.9, kayısı üretimimiz yüzde 65.4, fındık üretimimiz yüzde 30'lar seviyesinde. Ceviz üretimimiz yüzde 14.8, şeftali üretimimiz yüzde 4.6 civarında bir düşme gösterecektir. Bunun dışında muz üretimimizde yüzde 17 civarında bir artış bekliyoruz. Zeytinde yüzde 5,5, mandalina da yüzde 11.1, üzümde 4.1, incirde yüzde 0.5 oranında bir atış görüyoruz. Çayda yüzde 6.8 civarında üretimini artırmıştır. Kuru baklagillere baktığımızda 2014 yılında yüzde 9.7 civarında üretimde bir azalma görüyoruz. Üretimimiz 1 milyon 148 bin tondan 1 milyon 36 bin tona inmiştir. Nohut üretimimiz yüzde 11.1 oranında azalmıştır. Kırmızı mercimek üretimimizde yüzde 17.7 oranında azalmıştır. Kütlü pamuk üretimimizde yüzde 4.4 oranında artış görüyoruz. Şeker pancarı üretiminde yüzde 2.3 civarında bir artış görüyoruz."

"SON YILLARDAKİ ARTIŞ TALEBİ KARŞILAYACAK DÜZEYDEDİR"

Hayvan sayılarına bakıldığında büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayılarında bir artış görüldüğünü kaydeden Bayraktar, "Kırmızı et üretimine baktığımızda son 2011-2013 döneminde yüzde 28.2 oranında artan et üretimimizin 2014'te yüzde 3,5 civarında gerilediğini görüyoruz. Son yıllardaki artış talebi karşılayacak düzeydedir. Üretime baktığımızda ithalata gerek olmadığını yeterli üretimin olduğunu görüyoruz. İthalat lobilerine buradan sesleniyorum boşuna heveslenmesinler. Kırmızı et üretimi önümüzdeki yıllarda da 2015 yılından itibaren de artarak devam edecektir. Süt üretimine baktığımızda süt üretiminin de yine yüzde 4.7civarında arttığını görüyoruz. Özellikle 2013 yılının rakamını veriyorum. 17.4 milyon tondan 18.2 milyon tona yükselmiştir. 2014 yılında sanayiye aktarılan süt miktarını da yılsonu itibariyle 8,5 milyon ton olarak bekliyoruz. Ocak-Ekim dönemine baktığımızda 7.3 milyon inek sütünün yine sanayiye aktarıldığını görüyoruz. Süt sektörünün ihracatının da son yıllarda arttığını görüyoruz. 2014 yılının sonu itibariyle 360 milyon dolarlık bir ihracat bekliyoruz. Hayvancılık için risklerden en önemlisi kaba yem ihtiyacıdır. Maliyeti düşürücü bir unsurdur. Önümüzdeki dönemde de en önemli ve ucuz yem kaynağı olan kaba yem üretiminin arttırılmasını üretiminin teşvik edilmesi bu süreçte önem kazanmaktadır" şeklinde konuştu.

"KANATLI SEKTÖRÜ HAYVANCILIĞIMIZIN YÜZ AKI OLMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"

"Kanatlı sektörü hayvancılığımızın yüz akı olmaya devam etmektedir" diyen Bayraktar, "Hem yumurta üretiminde, hem de kanatlı eti üretiminde ve ihracatında artış sürmektedir. Yumurta üretimi yaklaşık olarak 16,5 milyar adettir 2013 yılında. Tahminimiz yıl sonu itibariyle 17 milyar adete ulaşacaktır. Tavuk eti üretimimiz 2013 yılında 1 milyon 758 bin tondur. Yıl sonu itibariyle 1.8 milyon tonu aşmasını bekliyoruz. ihracat rakamlarımızda da yıl sonu itibariyle artış bekliyoruz" dedi.

Türkiye'de 3 milyon işletme olduğunu ve 3 milyon işletmenin 30 milyon parsel üzerinde üretim yaptığını söyleyen Bayraktar, "Batı Avrupa ülkelerine baktığımızda, işletme büyüklüğü 400-500 dekar civarındadır. Ülkemize geldiğimizde bunun 59 dekara düştüğünü görüyoruz. 59 dekarda tek parça değildir. Yaklaşık 10 parseldir. Bu şartlarda verimli üretim yapmanın imkansızlığını görüyoruz. 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun çıkması fevkalade sevindiricidir. 10 milyon hektar civarında da toplulaştırma bekleyen arazi vardır. 10 milyon hektar arazimizin de toplulaştırılması önemlidir. Bunu da gerekli desteği veriyoruz" diye konuştu.

"VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNİN İMARA AÇILMASI GELECEK NESİLLERİMİZİN İSTİKBALİYLE OYNAMAKTIR"

Kentleşme ve yol yapımı ile verimli arazilerin tarım dışına çıkarıldığını gördüklerini ve bundan büyük üzüntü duyduklarını belirten Bayraktar, "İllerdeki toprak koruma kurullarına bu manada büyük görevler düşüyor. İl valilerinin başkanlığında toplanan Toprak Koruma Kurularının özellikle kamu yararı konusunu zaman zaman istismar ettiklerini görüyoruz. Kendilerinden bu konuda hassasiyet göstermelerini istiyorum. Ne şekilde olursa olsun. Verimli tarım arazilerinin imara açılması gelecek nesillerimizin istikbaliyle oynamaktır. Ülkemizin gıda güvencesiyle oynamaktır" dedi.

30 ilde büyükşehir belediye sınırlarının tüm ili kapsadığını hatırlatan Bayraktar, "Tarım arazilerinin korunması noktasında büyükşehirlere de büyük görev düşüyor. Büyükşehir belediye başkanlarına da sesleniyorum; lütfen tarım sektörüne ilgi gösterin. Tarım sektörüne gönülden ilgi gösterin, buraya yeterli bütçe ayırın. Tarımla ilgili birimlerinizi biran evvel kurup faaliyete geçirin" ifadelerini kullandı.

Başta gübre, mazot ve elektrik başta olmak üzere girdi fiyatlarının yüksek olduğunu kaydeden Bayraktar, yüksek oranlı vergilerin girdiler konusundaki maliyeti artırdığını ifade etti.

"TARLA VE MARKET ARASINDAKİ UÇURUMUN FEVKALADE FAZLA OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"

Planlama yapılamaması nedeniyle fiyat istikrarının yakalanamadığını ve bu durumun çiftçiyi sıkıntıya soktuğunu bildiren Bayraktar, "Tarla ve market arasındaki uçurumun fevkalade fazla olduğunu görüyoruz. Bazı ürünlerde fiyat farkı 5-6 kata kadar çıkıyor. Üretici para kazanamazken, tüketici de üreticimizin ürettiği bu ürünleri pahalı tüketiyor. Üreticimiz enflasyonun sorumlusu kesinlikle değildir, enflasyonun mağdurudur" diye konuştu.

Bu yıl tarım sigortalarının istenen düzeye ulaşamadığını ve bu yüzden üreticileri teşvik edici tedbirlerin alınması gerektiğini kaydeden Bayraktar, kuraklık, don gibi risklerin sigorta kapsamına alınması gerektiğinin altını çizdi.

"DOĞAL AFETLERDEN ZARAR GÖREN ÜRETİCİLERİMİZİN 2014 YILI BORÇLARININ ERTELENMESİNİ TALEP EDİYORUZ"

Tarım ve balıkçılık sektörüne yönelik sübvansiyonlu kredilerin Ziraat Bankası dışındaki diğer kamu bankaları tarafından da verilmesini talep ettiklerini anlatan Bayraktar, "Doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin 2014 yılı borçlarının ertelenmesini talep ediyoruz. Özel bankalarda yine bu erteleme kapsamına sokulmalı. Yine bu yıl elektrik ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının da ertelenmesini talep ediyoruz" dedi.

Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ziraat Odası sayısının 760'a ulaştığını bildirdi.

"BİZ ÖZELLİKLE KANATLI SEKTÖRÜ İÇİN AVANTAJA ÇEVİRMEK İSTİYORUZ"

Toplantıda gazetecilerin sorularını da cevaplayan Bayraktar, Suriye ve Rusya kaynaklı gelişmelerin ihracata etkisinin sorulması üzerine Suriye ile ilişkilerin geldiği noktanın tarımsal ürün ticaretini olumsuz etkilediğini ifade etti. Rusya'ya yönelik ambargonun ardından bazı ürün gruplarının ticareti konusunda Türkiye'ye yöneldiğini bildiren Bayraktar, "Biz özellikle kanatlı sektörü için avantaja çevirmek istiyoruz. Kanatlı sektörümüz bu ihracata hazır gibi görünüyor. Yumurta sektörümüz bu ihracata hazır gibi görünüyor" şeklinde konuştu.

Üretimin yeterli olmadığı alanlarda Türkiye'nin ihracat yapma imkanının bulunmadığını söyleyen Bayraktar, Rusya'nın bir şekilde Ab ve ABD'den geçmişte temin ettiği gıda ürünlerini Türkiye'den sağlamak istediğine dikkati çekti. Üretici ve market fiyatları arasındaki yüksek farka dair sorunun nasıl aşılabileceğine ilişkin soru üzerine ise Bayraktar, bu konuyla ilgili bir komisyonun oluşturulduğunu belirterek, üretici kesiminde fiyat artışlarının enflasyonun altında olmasına karşın tüketicinin 4-5 kat pahalı yediğini anlattı. Bunun sürdürülebilir bir durum olmadığını ve tüketicinin bunu kaldırabilmesinin mümkün olmadığını bildiren Bayraktar, "Aracıların devre dışı kalması lazım. üretici örgütlerinin bu manada güçlü olmasını, alıcıyla üretici arasında sözleşmeli üretim modeline gidilmesini istiyoruz" dedi.

 

 

Kategori Tarım

TRAKTÖR SAYILARI İLE TÜRKİYE

"Kasım ayında Manisa ve Konya’da traktör sayısı 306’şar adetle aynı miktarda arttı, traktör sayısında Bursa, İzmir’i, Çanakkale, Edirne’yi geçti"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kasım 2014'teManisa ve Konya'da traktör sayısının 306'şar adetle aynı miktarda arttığını, traktör sayısında Bursa'nın İzmir'i, Çanakkale'nin ise Edirne'yi geçtiğini belirtti.

Bayraktar, yazılı açıklamasında, geçen yılın kasım ayı itibarıyla Manisa'nın 77 bin 802 traktörle birinciliğini sürdürdüğünü, Manisa'yı 76 bin 610 traktörle Konya'nın, 56 bin 886 traktörle Balıkesir'in, 56 bin 164 traktörle Bursa'nın, 56 bin 120 traktörle İzmir'in izlediğini ifade etti.

Kasım ayı itibarıyla 1 milyon 619 bin 124'e ulaşan traktör sayısında ilk 5 il olan Manisa,Konya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'in, 323 bin 582 traktörle 5'de 1'lik bir oranı oluşturduğunu belirten Bayraktar, illerin traktör sayısıyla ilgili şu bilgileri verdi:

"Manisa, Konya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'i traktör sayısında 48 bin 11 ile Ankara, 47 bin 300 adetle Samsun, 46 bin 911 adetle Adana, 43 bin 573 adetle Denizli, 42 bin 4 adetleAntalya izliyor. Aydın'da 39 bin 70, Tokat'ta 37 bin 819, Afyonkarahisar'da 37 bin 388,Çorum'da 36 bin 237, Şanlıurfa'da 32 bin 772, Sakarya'da 32 bin 703, Mersin'de 30 bin 611, Kütahya'da 30 bin 502 traktör var.

Traktör sayısında Çanakkale, 2014 Kasım ayında, 29 bin 499 traktörle, 29 bin 441 adette kalan Edirne'yi geride bıraktı. Yozgat'ta 28 bin 945, Sivas'ta 27 bin 823, Tekirdağ'da 27 bin 765, Muğla'da 27 bin 211, Gaziantep'te 26 bin 761, Kastamonu'da 26 bin 89, Kayseri'de 25 bin 132, İstanbul'da 21 bin 745, Diyarbakır'da 21 bin 151, Eskişehir'de 20 bin 406,Malatya'da 20 bin 260'ı buluyor. Hatay'da 19 bin 554, Burdur'da 19 bin 435, Isparta'da 19 bin 283, Nevşehir'de 19 bin 182, Bolu'da 19 bin 174, Kırklareli'nde 18 bin 937, Amasya'da 17 bin 895, Kahramanmaraş'ta 17 bin 574, Kars'ta 17 bin 15, Uşak'ta 16 bin 603, Aksaray'da 16 bin 466, Erzurum'da 15 bin 978, Niğde'de 14 bin 919, Kocaeli'nde 14 bin 751, Osmaniye'de 14 bin 715, Adıyaman'da 13 bin 709, Çankırı'da 11 bin 896 traktör var.

Traktör sayısı, Karaman'da 9 bin 978, Kırşehir'de 9 bin 929, Muş'ta 9 bin 910, Bilecik'te 9 bin 759, Düzce'de 9 bin 559, Mardin'de 9 bin 388, Zonguldak'ta 8 bin 856, Ardahan'da 8 bin 727, Elazığ'da 8 bin 631, Kırıkkale'de 8 bin 356, Sinop'a 8 bin 11, Van'da 7 bin 921,Ağrı'da 7 bin 490, Erzincan'da 6 bin 123, Batman'da 5 bin 131 Karabük'te 5 bin 108 adette kalıyor."

Kilis'te 4 bin 900, Bartın'da 4 bin 741, Iğdır'da 3 bin 720, Gümüşhane'de 3 bin 206, Bitlis'te 2 bin 964, Giresun'da 2 bin 827, Bayburt'ta 2 bin 740, Yalova'da 2 bin 333, Siirt'te 2 bin 308, Ordu'da 2 bin 149, Şırnak'ta 2 bin 136 traktör bulunduğunu bildiren Bayraktar, "Tunceli'de 1329, Artvin 1092, Bingöl 995, Hakkari 770, Trabzon 189 traktörle son sıraları paylaşıyor. En az traktör 41 adetle Rize'de bulunuyor" ifadesini kullandı.

Bayraktar, kasımda İstanbul'da traktör sayısının 6 adet azalırken, Rize'de değişmediğini,Trabzon'da 1, Bingöl ve Hakkari'de 2, Ordu'da 3, Giresun'da 4 adet arttığını kaydetti. -

 

 

Kategori Tarım

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayan kooperatiflere yeterince önem verilmediğini bildirerek, “işbirliği ve dayanışmanın simgesi olan kooperatifler mahalli düzeyde direncin, küresel düzeyde ise gücün temsilcileridir” dedi.

Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geniş kesimleri bünyesinde barındıran ortaklık modeli olması bakımından kooperatiflerin her geçen gün yeni bir başarıya imza attığını vurguladı. Kooperatifçiliği en iyi ‘birlikten kuvvet doğar’ sözünün açıkladığını belirten Bayraktar, kooperatiflerde temel amacın kar değil, işbirliği ve dayanışma olduğunu bildirdi.

“Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2014 yılı Kooperatifler Günü’nün temasının ‘Kooperatif İşletmeler Herkes İçin Sürdürülebilir Kalkınma Sağlar’ olarak belirlendiğini belirten Bayraktar, “Yaşamını sürdürme, devam ettirme veya dayanma kapasitesi olarak tanımladığımızda, kooperatifler, sürdürülebilirliğin en önemli paydaşlarından biridir. Başta tarımsal faaliyetler olmak üzere sağlık ve eğitim gibi sosyal, bankacılık ve sigorta gibi finansal konular başta olmak üzere pek çok sektörde faaliyette bulunan kooperatifler, sürdürülebilir kalkınmayı başarmada önemli görevler üstlenmektedir” dedi.

Bayraktar, ülkemizde, kooperatifçiliğin 150 yıllık geçmişi olmasına ve sayıca yeterli kooperatif bulunmasına rağmen, kendinden beklenen gelişmeyi gösterdiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’DE KOOPERATİFÇİLİK AZ ORTAKLI YAPIDA”
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizde kooperatifçilik az ortaklı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kooperatifçiliğin esas amacı olan; ölçek ekonomisi, işbirliği ve sinerji etkisi bakımından ülkemiz, az ortaklı kooperatif yapısıyla dünya uygulamalarının oldukça gerisindedir. Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engeller olarak durmaktadır. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Ülkemizde daha güçlü kooperatiflere gereksinim vardır. Ortaklarının ve toplumun gereksinimlerini karşılamak için daha güçlü yapıda olması ve profesyonelce yönetilmeleri şarttır. Kooperatifler gıda güvenliğine katkıda bulunmalıdır. İstihdam oluşturma rollerini sürdürmeleri önemlidir.”
Ortaya koydukları faaliyet sonuçları bakımından Avrupa’da kooperatiflerin pazar paylarının oldukça yüksek olduğunu açıklayan Bayraktar, “Hollanda’da kooperatiflerin tarım pazarındaki payı yüzde 90’ı buluyor. Yeni Zelanda’da süt ve süt ihracat piyasasının yüzde 95’i, et piyasasının yüzde 70’i, tarımsal üretimin yüzde 50’si, gübre piyasasının yüzde 70’i kooperatiflerin elinde. Norveç’te süt kooperatifleri süt ürünleri üretiminin yüzde 99’unu karşılıyor. Buna karşın, Türkiye’de kooperatiflerin uzun süreli geçmişine rağmen payı yüzde 2’lerde seyrediyor” dedi.

BM rakamlarına göre küresel düzeyde 2,6 milyon kooperatif bulunduğunu ve bu kooperatiflerin 1 milyar ortağı bünyesinde barındırdığını belirten Bayraktar, “Kooperatifler, tam ve geçici statüde 250 milyon istihdam sağlıyor. Bunun 223,6 milyonu tarımsal kooperatifler tarafından kendi hesabına çalışan kooperatif ortakları. 26,4 milyon kişi de kooperatif ofislerinde istihdam ediliyor. Dünyada çalışan nüfusunun yüzde 12’sine istihdam sağlayan kooperatifler, yıllık 3 trilyon dolarlık iş hacmini oluşturuyor” dedi.

 

 

Kategori Tarım

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014