ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEYEN ARI MUCİZESİ: PROPOLİS NEDİR?

Kategori Gıda

TÜRK PROFESÖR ŞAP HASTALIĞININ YENİ TİPİNİN AŞISINI BULDU

Kategori Sağlık

‘’Küçük Canlıların Büyük Mucizesi’’adlı konferans düzenlendi

Kategori Etkinlikler

MEME KANSERİ HABERCİSİ

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde dıştan görülen en önemli değişikliğin "meme derisinin portakal kabuğu görünümü" olduğu belirtildi.

Prof. Dr. Tülay Canda, yaptığı açıklamada, meme kanserinin süt kanalları, süt bezleri içinde, bunların dışındaki meme dokusunda gelişen kontrol dışı hücre çoğalması ve kitle oluşumu olduğunu ve kadınların yaklaşık yüzde 15'inde görüldüğünü anlattı.

Bu rahatsızlığın 25 yaşından önce çok az görüldüğüne, 40-50 yaşlarda arttığına, yaşla birlikte görülme sıklığının yükseldiğine dikkati çeken Canda, meme kanserinin gebelik ve emzirme döneminde de görülebileceğine işaret etti. Prof. Dr. Canda, meme kanseri görülme riskinin, ailesinde bu hastalık öyküsü olanlarda olmayanlara oranla 2-3 kat daha fazla olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Tek memede kendiliğinden olan kanlı ya da berrak sarı akıntı önemsenmeli. Meme başında yara, meme derisinde içe çekilme, meme başında içe çökme, memede gerginlik, sertlik, deride kızarıklık memede dıştan görülen değişikliklerdir. Kadınlarda en sık görülen kanser olan meme kanserinde dıştan görülen çok önemli değişiklik meme derisinin portakal kabuğu görünümüdür.

Bir memede kanser olması diğer memede de kanser gelişme riskini arttırır. Hayvansal yağlardan zengin beslenme, alkol, aşırı kilo, sigara, stres kanser riskini artıran etmenlerdir."

Kendi kendine muayene

 

Kanserin tedavisinde erken tanının önemine işaret eden Canda, kadınların ayda bir kere saatin yelkovanı yönünde parmak uçları ile bastırarak meme içinde ve koltuk altında kitle araması, 40 yaşından sonra 70-75 yaşına kadar da yıllık kontrol yaptırması gerektiğini kaydetti. Canda, meme kanserine yakalanmamak için hayvansal yağlardan az, lifli gıdalarla beslenilmesi, zeytinyağının tercih edilmesi, fazla kilo alınmaması, fiziksel aktivitelerde bulunulması ve olabildiğince stresten uzak olunması önerisinde bulundu.

Kategori Sağlık

VETERİNER FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. SAİT ŞENDAĞ' A SALDIRI

“Sütün tüketilmesinden vazgeçilmemeli”

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Kurt, artık ziraat fakültelerinin kurulmadığını, aksine çakma veya gecekondu ziraat fakültelerinin kurulduğunu söyledi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi “Tarımsal Öğretimin 169. Yılı” etkinlikleri kapsamında akademik aşama kaydeden öğretim üyelerine biniş giydirdi.

Ziraat Fakültesi konferans salonunda düzenlenen etkinliğe OMÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sevilhan Mennan ve Şenol Eren, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Kurt, Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Hayati Tosun, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Samsun Şube Başkanı Doç. Dr. Hasan Önder, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

“TÜRKİYE’DE 4. SIRADAYIZ”

Etkinlikte OMÜ Ziraat Fakültesi öğrencisi Özgür Atalay, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Samsun Şube Başkanı Doç. Dr. Hasan Önder ve Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Hayati Tosun’un konuşmasından sonra kürsüye çıkan OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Kurt, tarımın daha bilinçli, daha verimli ve sağlıklı yapılmasını ziraat mühendislerinin teşvik ettiğini söyledi. Kurt, “Fakültemiz bünyesinde bin 916 öğrenci eğitim öğretimine devam etmektedir. Fakültemiz Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından çeşitli kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede OMÜ Tarım ve Veterinerlik grubu içersinde Türkiye’de 4. sırayı almış oldu. Bu bizim için bir gurur vesilesidir” dedi.

“ZİRAAT FAKÜLTELERİ MANTAR GİBİ ÇOĞALIYOR”

Açılan yeni fakültelere tepki gösteren Dekan Kurt, “Son yıllarda ziraat fakültelerinin sayısı tıpkı mantar gibi çoğalmaya başladı. Artık Ziraat fakülteleri kurulmuyor. Ben ona çakma ziraat fakültesi diyorum veya gece kondu ziraat fakültesi diyorum. Doğa bilimleri fakültesi diyorlar, doğa ve tarım bilimleri fakültesi diyorlar. Sonunda içine bakıyorsunuz, ziraat fakültesinde ne varsa olduğu gibi içerisine koyuyorlar. Bu doğru bir algı değil, ihtiyaçta değil. Plansız, programsız, ihtiyaca hizmet etmeyen fakülteler maalesef son yıllarda açıldı. Dolayısıyla kamu ve özel sektörün ihtiyaç duyduğu donanıma sahip olmayan, ihtiyaç fazlası binlerce ziraat mühendisi maalesef hale hazırda piyasada dolaşıyor.

Gelinen bu noktada ziraat mühendisliği mesleğinin geleceğinden emin olma bakımından kamu ve özel sektörün taleplerine cevap verebilecek niteliklere sahip veya donanıma sahip, inisiyatif alabilecek, teşebbüs kabiliyeti yüksek, sorumluluk bilinci gelişmiş ve yeniliklere de entegre olabilme bakımından da oldukça yüksek kabiliyete sahip olabilen Ziraat Mühendislerinin yetiştirilmesi zorunluluğu her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor. Böylesine vasıflara sahip olan ziraat mühendislerini yetiştirebilmenin yolu hiç şüphesiz ki meslek taassubu, siyasi ve ekonomiye mülahazaların baskısı altında kalmadan ziraat mühendisliği eğitiminde Radikal önlemlerin ivedilikle alınması gerekir. Gün şapkayı önümüze koyup düşünme günüdür. Hatta bu geçmiştir. Ancak zararın neresinden dönülürse de kardır” diye konuştu.

“ZİRAAT FAKÜLTESİ BİR NUMARA”

OMÜ Ziraat Fakültesi’nin diğer fakültelere göre daha başarılı olduğunu ifade eden OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevilhan Mennan, “OMÜ fakülteleri içerisinde Ziraat Fakültesi, her ne kadar veteriner ve tarım grubu içersinde Türkiye’de dördüncü sırada gibi görünüyorsa bizce Ziraat Fakültesi olarak ilk üçte olduğumuza eminiz. Ziraat Fakültesi’ndeki her bölümden en az iki öğretim üyelerimiz TÜBİTAK projelerine, AB projelerine gibi proje sunan OMÜ Ziraat Fakültesi her zaman bir numaradır. Uluslararasılaşmadaki Ziraat Fakültesi personelin hem akademik hem de idari anlamdaki gayret ve çabaları çok fazladır. Bu noktada Ziraat Fakültesi istisnasız yine bir numaradır” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Ziraat Fakültesi’nde 25 yılını dolduran öğretim üyelerine plaket verildi. Verilen plaketlerin ardından 2014 yılında akademik aşama kaydeden 6 öğretim üyelerine biniş giydirildi.

Biniş giyiminin ardından da Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nda görevli Metin Tektaş, katılımcılara “Tarımsal Destek Sistemi Reform Süreçleri” hakkında bir sunum yaptı.

 

 

Kategori Eğitim

ACİLDEKİ HEKİMLERE EĞİTİM

Halk arasında "bonzai" olarak bilinen sentetik uyuşturucu kullanımının ve acillere başvurunun artması üzerine Sağlık Bakanlığı bu birimlerdeki doktorları eğitme kararı aldı.

Halk arasında "Bonzai" olarak bilinen "sentetik cannabinoid" türü uyuşturucu kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşayanlardan acillere başvuranlara daha kolay teşhiste bulunulabilmesi için bu birimlerde görevli doktorlar eğitilecek.

Sağlık Bakanlığı bunun için ilk adımı atarak önce bu eğitimleri verecek doktorları eğitti.

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Sağlık Tesisleri Acil Sağlık Hzimetleri Daire Başkanı Muhammed Bayram, aralık ayında Antalya'da düzenlenen toplantıda, acillerde görev yapanların yanı sıra psikiyatri uzmanı 165 hekime "sentetik cannabinoid"lerle ilgili eğitici eğitimi verildiğini bildirdi.

Bu eğitimi alan hekimlerin "sentetik cannabinoid" kullanımına bağlı acil başvurularının atlanmaması için bulundukları illerde acillerde görevli hekimleri eğitmesinin planlandığını kaydeden Bayram, "2 ay içinde ülke çapında 5 bin dolayındaki acil hekiminin eğitiminin tamamlanması bekleniyor" dedi.

"Çok farklı belirtileri var"

Sağlık Bakanlığının düzenlediği eğitim toplantılarında hekimlere bu tür uyuşturucuları kullanan hastalar konusunda bilgi veren Türkiye Acil Tıp Derneği Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yıldıray Çete, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Acillerdeki hekimlerin eğitilmesindeki ana hedefin, bonzai ve benzer uyuşturucu maddeleri kullanan ve bu nedenle acillere başvuranların ilk değerlendirmesinin doğru yapılması olduğunu dile getiren Çete, bu kişilerin bilincinin açık olması halinde uyuşturucu kullandığını saklamadığını, bu durumda tanı sorunu bulunmadığını söyledi.

Hastanın bunu gizlemesi ya da bilincinin kapalı olması halinde ise hekimin uyuşturucu kullanımının farkına varması gerektiğini belirten Çete, klinik bulgularla ilgili şu bilgileri aktardı:

"Bu kişilerden bazıları saldırgan tavırlar sergilediği gibi, son derece sakin davranış gösterenler de olabiliyor. Kan basıncı çok yüksek seyredenler de var, düşenler de. Bazılarının da solunumu baskılanıyor. Yani çok farklı belirtileri var. Televizyonlarda gösterilen vakalardan yola çıkarak sadece etrafa saldıran, kendisine zarar veren kişiler olmadıklarını bilmek gerekiyor. Bu nedenle hekimlerin bu belirtileri bilmesi ve ona göre ortaya çıkan bu belirti ve bulguların ortadan kaldırılmasına yönelik tedavi izlemesi büyük önem taşıyor. Çünkü bu hastalar için kabul edilen standart bir tedavi yöntemi yok."

Prof. Dr. Çete, bu kişilerde zehirlenme vakaları için uygulanan tedavinin uygulanamayacağını dile getirerek, belirtilerin giderilmesine yönelik tedavi sırasında verilen ilaçların kullanılan uyuşturucuyla etkileşime girmesi sonucu istenmeyen durumun ortaya çıkmaması için de dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

Eğitim verilen hekimlere bu durumdan bahsedildiğini, gerekli uyarılarda bulunulduğunu bildiren Çete, hastanın normale dönmesinin ardından uyuşturucu bağımlılığının çözümüne yönelik de yönlendirmeler yapılması gereği üzerinde durulduğunu söyledi.  

Prof. Dr. Çete, bu kişilerin yataklı merkezlerde sosyal yaşamdan izole edilerek tedavi edilmesi yerine, yaşadığı sosyal çevre içinde destek verilebileceğini ifade ederek, "Bağımlılık tedavisi görmesi gerekenlerin doğru merkezlere yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Acillerde görev yapan hekimlere bu konuda da eğitimler verilecek"  ifadesini kullandı.  

 

 

Kategori Sağlık

MUSTAFA KOÇ KOLESTEROL İLACI KULLANIYOR MUYDU?

Kategori Sağlık

Prof. Dr. Alkin: İstanbul Çok Gelişti, Adana Alternatif Olabilir

Adana'nın rekabetçi analizine ilişkin raporu yorumlayan Prof. Dr. Kerem Alkin, İstanbul'un çok geliştiğini ikinci bir İstanbul'a ihtiyaç olduğunu belirtti.

Çukurova Genç İşadamları Derneği'nin (Çukurova GİAD) hazırlattığı Adana'nın rekabetçi analizine ilişkin raporu yorumlayan Nişantası Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kerem Alkin, "İstanbul'un bu kadar önde olması Türkiye için tehlike. 2'nci bir İstanbul'a ihtiyaç var. İzmir ve Ankara olamadı. Çukurova, Adana olabilir" dedi. 

Çukurova GİAD'ın yaptırdığı çalışmayla, 'Adana Ekonomisi Rekabetçiliğinin Analizi' kentin ekonomide söz sahibi olan isimler ve gazetecilerin buluştuğu toplantıda masaya yatırıldı.

Adana ekonomisinin geleceğine yön verilmesinin hedeflendiği araştırmayı yaptıranÇukurova GİAD Başkanı Ömer Faruk Sakarya, dernek olarak Adana'nın ekonomisine, sosyal ve kültürel yaşantısına katkı koymak için çaba gösterdiklerini, ekonomik alandaki fotoğrafını çekerek ileriye dönük hedeflerin belirlenmesinde herkese ışık tutacak bu raporun hazırlandığını söyledi.

İSTANBUL'UN ALTERNATİFİ ADANA

Prof. Dr. Kerem Alkin de, çıkan sonuçlarla ilgili bilgi verdi. Bu analizlerde çıkan en çarpıcı sonucun İstanbul'un küresel rekabette diğer illere açık ara fark atması olduğunu bildiren Prof. Dr. Alkin, bu sonucun hem İstanbul, hem Türkiye açısından endişe verici olduğunu söyledi. İstanbul'un iller arası rekabetçilik endeksinde 86 puanı olduğunu bildirip, kendisini takip eden illere göre 2 kat fark attığına dikkat çeken Alkin, şunları söyledi:

"Bu Türkiye'nin geleceği açısından ve İstanbul'un geleceği açısından son derece tehlikeli. Şu an sahip olması gereken nüfusun en az 5 milyon fazlası nüfusla şehri döndürmeye çalışıyor ve küresel rekabetteki ayrıcalıklı konumu itibariyle sürekli göç almaya devam ediyor. Biz inanıyoruz ki 5-6 sene içerisinde İstanbul küresel rekabet açısından birçok avantajını da kaybetmeye başlayacak. Bu şu sonucu beraberinde getiriyor. İstanbul iller arası rekabetçilik endeksinde maalesef 86 puanla arkasından gelen illere iki kat fark atıyor. Ardından Ankara geliyor 44, İzmir geliyor 38. Vahim bir durum. İstanbul'un bu kadar fark atması Türkiye'mizin geleceği açısından illerimizin katma değer üretme süreçleri ve kabiliyetleri açısından tehlikeli bir süreç. İstanbul'un üzerindeki bu yükü alabilecek bir merkez olmak üzere Türkiye'nin değişik coğrafyalarında yeni ekonomik katma değer hinterlandı oluşturmak gerekir. Adana, bu anlamdaki Çukurova hinterlandı açısından çok önemli fırsatları da içinde barındıran İstanbul'a alternatif bir il."

Alkin'in bu değerlendirmesinin ardından, Adana'nın İstanbul'a alternatif olabileceğine ilişkin veri tabloları açıklandı.

Bu avantajlar; Ceyhan'ın petrol dağıtım merkezi olması, sanayi üretim kültürünün bulunması, ihracatı, inşaat sektörünün gelişmiş olması, farklı kültürleri kucaklayabilmesi ve modern yaşam ile eğlence mekanlarının varlığı olarak açıklandı.

 

 

Kategori Ekonomi
Sayfa 1 / 3

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014