ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

Finans sektöründe kadın çalışanlar yarıya yaklaştı

Finans sektöründe sayısı hızla artan kadın çalışanların oranı, 2013 yılı sonunda yüzde 48'i aşarak yarıya yaklaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Mali Aracı Kuruluş İstatistikleri verilerine göre, finans sektöründe 2013 yılında 17 bin 916 girişim faaliyette bulundu.

Finansal hizmet faaliyetlerinde 246 girişim, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 62 girişim, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 17 bin 608 girişim faaliyet gösterdi.

KADIN SAYISI ARTIYOR

Mali aracı kuruluşların ücretli çalışanlar toplamının yüzde 70.8‘i, toplam katma değerinin yüzde 83.7‘si bankalarda oluştu. Mali aracı kuruluşlarda ücretli kadın çalışan oranı yüzde 48.4 olarak gerçekleşti.

Mali aracı kuruluşlarda 2013 yılında ücretli olarak istihdam edilen kadın personel sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5.4 artışla 145 bin 758 oldu. Erkek personel sayısı ise bir önceki yıla orana yüzde 0.5 azalışla 155 bin 292 oldu.

Böylece 2012 yılında yüzde 47 olan ücretli kadın çalışan oranı yüzde 48.4 yükseldi, yüzde 53 olan ücretli erkek çalışan oranı ise yüzde 51.6'ya geriledi.


KATMA DEĞERDE FİNANS HİZMETLERİ ÖNDE 

Sektörde faktör maliyetiyle katma değeri 83.6 milyar lira olarak gerçekleşti. Mali aracı kuruluşlarda toplam katma değerin yüzde 91.2'si finansal hizmet faaliyetleri, yüzde 5.1'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetleri, yüzde 3.7'si ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde oluştu.

 

 

Kategori Ekonomi

Düzce İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2014 yılı çalışmaların görüşüldüğü değerlendirme toplantısı İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. İl Müdürü Harun Kabaoğlu başkanlığında yapılan toplantıya, İl Müdür Yardımcısı, Şube Müdürleri ve İlçe Müdürleri katıldı.

Toplantıda Şube Müdürlüklerinin ve İlçe Müdürlüklerinin 2014 yılı çalışmaları değerlendirilerek, 2015 yılında yapılması düşünülen çalışmalar ve projeler görüşüldü.

Toplantıda Yığılca, Akçakoca, Gölyaka, Çilimli, Cumayeri, Kaynaşlı ve Gümüşova İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürleri ile Şube Müdürleri tarafından 2014 Yılı çalışmaları hakkında PowerPoint sunum yapıldı. Toplantıda yıl içerisinde yapılan projeler, tarımsal desteklemeler, hayvancılık desteklemeleri ve İl genelinde yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilerek genel bir değerlendirme yapıldı. Ayrıca 2014 yılı il yayım çalışmaları ve çeşitli konular hakkında yapılacak çalışmalar ile ilgili fikir alışverişi yapıldı.

2014 yılında yapılan faaliyetlerin kitap haline getirilmesi için gerekli çalışmalar başlatıldı.

Toplantıya başkanlık eden İl Müdürümüz Harun Kabaoğlu, İlimizde 06-08 Ocak 2015 tarihleri arasında meydana gelen kar yağışı nedeniyle İl merkezi ve İlçelerde zarar gören seralarda hasar tespiti çalışmalarının yapılarak müdürlüğümüze bildirmesini istedi.

Ayrıca diğer kurum ve kuruluşlarla paylaşılan istatistiki verilerde TUİK verilerinin kullanılması gerektiğini belirtti.

Kategori Etkinlikler

ERİK ÜRETİMİNDE MANİSA

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) MANİSA Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akyol, ülke genelindeki yüzde 2.6'lık artışa rağmen Ege ve Manisa'daki erik üretiminde düşüş yaşandığını açıkladı.

TÜİK'in 2012 ile 2013 rakamlarını karşılaştıran Manisa Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akyol, erik üretiminde kentte ve Ege'de düşüş yaşandığını açıkladı. Yazılı açıklama yapan Akyol, TÜİK 2013 geçici verilerine göre ülke genelinde 2.6'lık bir üretim artışındaki eriğin, Manisa'da yüzde 124.5 azalma gösterdiğini belirtti. Ülkemizde 197 bin 262 dekarlık toplu meyvelik alanına sahip olan erik üretimi 2012 yılına göre yüzde 2.6 artarak 305 bin 393 ton olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılı verilerine göre erik üretim miktarı en yüksek beş il sırasıyla 37 bin 327 tonla Mersin, 24 bin 602 tonla Hatay, 17 bin 774 tonla Bursa, 17 bin 617 tonla Antalya ve 17 bin 262 ton ile Adana'dır" dedi.

MANİSA 10'UNCU SIRADA
Manisa'nın erik üretiminin düştüğünü kaydeden Akyol, "İl genelinde 2012 yılında 19 bin 513 ton erik üretildi. 2013 yılı verilerine göre; kentteki erik üretimi 2012 yıla göre yüzde 124.5 azalarak 8 bin 692 tonlara kadar geriledi. Ancak bu üretimle Manisa yine Türkiye'nin yüzde 2.8 oranındaki erik üretimi ihtiyacını karşılamaktadır. Ayrıca 2013 yılı verilerine göre Manisa, Türkiye genelinde erik üretimindeki iller sıralamasında 10'uncu sırada yer almıştır" diye konuştu. Kentte en çok erik üretiminin 2013 yılı verilerine göre; 4 bin 762 ton ile Turgutlu, 722 tonla Demirci, 699 tonla Merkez ilçe, 532 tonla Salihli ve 274 tonla Alaşehir'in olduğu kaydedildi.

EGE'DE DE DÜŞÜŞ VAR
Ege Bölgesi'nde erik üretiminde düşüş yaşandığına dikkati çeken Akyol, "2012 yılında Ege Bölgesi'nde toplam 69 bin 423 ton erik üretimi yapılırken bu rakam 2013 yılında yüzde 3.6 azalarak 60 bin 89 tona kadar düşmüştür. Ege Bölgesi'ndeki illerde 2013 yılında Kütahya 12 bin 151 ton, Afyonkarahisar 11 bin 235 ton, Aydın 11 bin 79 ton, Denizli 7 bin 222 ton, İzmir 5 bin 992 ton, Muğla 2 bin 820 ton ve Uşak 898 ton erik üretimi yapmıştır" dedi.

 

 

Kategori Tarım

"FINDIK FİYATLARININ YÜKSELMESİNDEN NİÇİN BU KADAR RAHATSIZSINIZ"

Kategori Tarım

HAMİLİ KART SAHİPLERİNİN KPSS'SİZ MEMURİYETE GİRECEĞİ KURUMLAR

Kategori Siyaset

TÜİK ENFLASYONU İŞTE BÖYLE HESAPLIYOR

TÜİK ENFLASYONU İŞTE BÖYLE HESAPLIYOR

Kategori Ekonomi

TARIM ÜFE 2016 EYLÜL DE YÜZDE 1,01 ARTTI

TARIM ÜFE 2016 EYLÜL DE YÜZDE 1,01 ARTTI

Kategori Ekonomi

ÖĞRENCİ BAŞINA EĞİTİM HARCAMASI BAKIN KAÇ LİRAYA ÇIKTI

Kategori Eğitim

Ar-Ge denince aklınıza hangi ülkeler gelir? Belki ABD, belki Japonya belki de Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri. Ama zaman ve yatırımlar bir başka ülkeyi, Çin'i gösteriyor...

Zaman zaman aldığım bu yayında bir yazı fazlasıyla dikkatimi çekti: "Çin Ekonomisi Ar-Ge'ye Odaklandı"

Yazı Çin Devlet Radyosu imzasıyla yayınlanmış olmakla birlikte, Çin'in dünyanın fabrikasından nasıl dünyanın Ar-Ge merkezine dönüştüğünü anlatıyordu. Bazı satır başları şöyle;

 

Çin, Ar-Ge harcamalarında 2013 yılında Japonya'yı geride bıraktı. Gayrı safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranda Japonya önde görünse de toplam Ar-Ge harcama tutarında 166 milyar 500 milyon dolar harcama yapan Çin, Japonya'nın 164 milyon dolarlık harcamasını geçti.

Çin 2012'de 148 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması yapmıştı. Sadece bir yılda 16,5 milyar dolarlık artış gerçekleşti. Yaklaşık yüzde 20'lik bir artış.

2018'de Çin'in 34 Avrupa ülkesinin Ar-Ge harcamalarının toplamını aşacağı öngörülüyor.

Çin ve ABD'nin toplam Ar-Ge harcamasının 2022'de 600 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Asya, Ar-Ge yatırımlarında dünyanın batısını geçme yolunda ilerliyor. Çin, Hindistan ve Güney Kore başrolde.

ABD, Ar-Ge harcamalarında hem tutar hem de oran anlamında dünya lideri. Ar-Ge'ye ayırdığı pay yüzde 2,5 ancak 16 yıldır bu oran değişmedi. Çin, 2002'de yüzde 1,07 seviyesindeydi. 2020'de yüzde 2,5'a ulaşacak.

Çin'in yapacağı en büyük Ar-Ge harcamalarından biri Higgs bozunu ya da bilinen adıyla Tanrı parçacığı ile ilgili. Cern'de 27 kilometre uzunluğundaki "parçacık çarpıştırıcısının" neredeyse iki katı uzunluğunda 52 kilometrelik bir çarpıştırıcı inşaa edilecek. 2028'de tamamlanması amaçlanıyor. Maliyeti ise tam 3.000.000.000 milyar dolar!

"Çin Malı" değil, "Çin'de Yaratıldı"

Tüm bu yukardaki maddelere bakınca ülkenin "dünyanın fabrikası" olmayı uzun vadede sürdürmek istemediği, en azından yalnızca üretici olmaktan kaçındığı görülüyor. Zaten ülkenin vizyonunda "Çin Malı" değil, "Çin'de Yaratıldı" algısını oluşturmak var. Bu açıdan, bugün ABD ya da Japonya'da teknolojisi geliştirilen ancak üretimi Çin'de yapılan ürünlerin ait olduğu iş modelinin ciddi bir dönüşüm gerçekleştireceği akla geliyor. Tüm bu süreç, bugün sayıları iki elin parmağını geçmeyen Çin merkezli global şirket sayısının çok da uzak olmayan bir gelecekte 50'ye hatta 100'e ulaşması demek.

Yazıya göre Çin bir anda Ar-Ge devi olmayı da amaçlamıyor. 2020 hedefi "yenilikçi uluslar" arasında yer almak. Ülkenin 100. yılı olan 2049'da ise bilimde ve teknolojide dünya lideri olmak amaçlanıyor.

Dünya Ar-Ge pazarı

"Ar-Ge pazarı" kendi içinde tuhaf bir bileşim gibi görünebilir. Burada, bazı global şirketlerin Ar-Ge çalışmalarını dünyanın farklı ülkelerine yayması düşünülmeli. Bugün Türkiye'nin de aralarında olduğu pek çok ülke global şirketlerin Ar-Ge merkezlerini kendi sınırları içine taşıma gayretinde. Bunu hem mevcut somut örneklerde hem de kamu yetkililerinin açıklamalarında görmek mümkün. 

Yine aynı yazıdan alınan bir bilgi dünya Ar-Ge pazarının büyüklüğüne dair önemli bir bilgi içeriyor. R&D Magazine adlı dergi tarafından yapılan bir araştırma, dünyadaki toplam Ar-Ge harcamalarının 2014'te "1 trilyon 600 milyar dolar" olacağını öngörüyor.

Türkiye ve Ar-Ge

Ar-Ge Türkiye'nin de önem verdiği bir konu başlığı. Çin ve hedefleriyle karşılaştırmanız için yine sayılarla gidelim. Aşağıdaki veriler, 20 Kasım 2014'te Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ülkemizdeki 2013 yılı Ar-Ge faaliyetlerine ait;

2012'ye göre yüzde 13,4'lük bir artışla 14 milyar 807 milyon TL'ye ulaşıldı (2023 hedefi 60 milyar).

Oran olarak baktığımızda ise yüzde 0,92'den 0,95'e çıkıldı.

Toplam 113 bin kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. Bu sayı, Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) sınıfındakiler. Yani şirket içinde sen Ar-Ge'ye de bak denilenler değil, tüm mesaisini buna ayıranlar. Özel şirketler, kamu ve üniversitelerin toplamı (2023 hedefi 300 bin kişi).

130'un üzerinde şirkete Ar-Ge Merkezi kurma yetkisi verilmiş. 2014 başlarındaki toplam istihdam yaklaşık 15 bin.

Diğer taraftan kadın Ar-Ge personelinin oranı yüzde 30'u geçti. Toplamda 35 bine yakın kadın Ar-Ge çalışanımız var.

En çok Ar-Ge harcaması yüzde 27,5 ile Ankara, Konya ve Karaman'ın dahil olduğu Batı Anadolu Bölgesi'nde yapıldı. Doğu Marmara yüzde 21,3 ile ikinci, İstanbul yüzde 20,3 ile üçüncü.

Ancak TÜİK'in araştırmasında alt başlıklara baktığımızda tutarların tutarlılığı noktasında bazı soru işaretleri oluşuyor. Örneğin, "Bilim dalına ve harcama grubuna göre yükseköğretim Ar-Ge harcaması" tablosuna bakıldığında 6,2 milyar TL'lik bir Ar-Ge harcaması görülüyor. Bu harcama nereye yapılmış diye bakıldığında ise 5,4 milyar TL'sinin personel ve diğer cari harcamalara, 803 milyon TL'sinin ise yatırım harcamalarına gittiği görülüyor. Bu 803 milyon TL'nin 582 milyon TL'si makine ve teçhizat alımı, 221 milyonu ise sabit tesis gideri. Yani bir anlamda sadece inşaat için harcanan para. 

Bir başka deyişle Ar-Ge yapmaya "mekan olmak dışında" bir katkısı olmayan bir harcama, Ar-Ge yapmaya yarayacak makine ve teçhizat alımının neredeyse yüzde 40'ı...

Tüm detaylar TÜİK'in web sitesinde mevcut. 

Firmalardan işitilen bir şey var: "Ar-Ge konusunda bugüne kadar verilmiş en geniş kapsamlı teşviklere sahibiz." Olumlu görünebilir, ancak bunun bir adım daha ötesi var: "Teşvikler var, ancak kamu yönetimi Ar-Ge için sadece teşvik vermenin yeterli olduğunu düşünüyor. Teşviklerin verildiği alan, farklı sektörlere olan etkisi, ülkenin uzun vadeli stratejik hedefleri dikkate alınmıyor. Sadece teşvik veriliyor..."

Türkiye'nin belirlenmiş hedeflerindeki en büyük eksiklik kurumlar arasında bir koordinasyon olmaması. Evet, hemen her kuruma Ar-Ge teşviki için çalışma talimatı verilmiş, ancak resmin bütünü fazlasıyla bulanık. Üstelik Ar-Ge teşviki vermenin yeterli olacağına inanan bir "kamu görüşü" söz konusu.

İşte tüm bu artışlara, çalışan sayısına rağmen "her şeyde büyüyelim", "her konuda lider olalım" tavrı yüzünden birkaç örnek dışında başarıya ulaşılamayacak. Medyada çıkan "Türkiye uzaya uydu gönderecek, Antarktika'da gözlem yapacak" haberleriyle yetineceğiz gibi görünüyor. 

Diğer yandan, gelişme yaşanacak olan alanlarda dünyadaki diğer ülkelerin nasıl bir noktada bulunacakları, hammadde, teknolojinin getirdikleri, jeopolitik konular da değerlendirme dışında tutuluyor. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz iddiası da maalesef bu global rekabeti umursamama yüzünden boş bir iddia olarak kalacak. 

Siz hiç etrafınızda, özellikle kamuda; Türkiye'nin spesifik alanlardaki uzun vadeli hedeflerinden bahsederken, hedefler dışında tüm sebep ve sonuçlarından da bahseden birilerini görmek mümkün değil.

 

 

MANİSA DA ORGANİK TARIMCI SAYISI

Dünyada GDO'lu ürün tartışması devam ederken, Manisa'da üreticiler organik tarıma yöneliyor.

2009 yılında 38 bin 860 ton olan organik tarım üretimi, 2013'te yüzde 77 artarak. 68 bin 775 tona ulaştı. Manisa'da ayrıca organik tarımla uğraşan çiftçi sayısı 2009'da bin 574 iken, 2013'te bu sayı 2 bin 278'e ulaştı. TÜİK Bölge Müdürü Mehmet Akyol "TR33 bölgesinde Uşak, Afyon ve Kütahya ile birlikte yer alan Manisa, organik tarımda bu illere göre iyi daha durumda" dedi. 

Kategori Organik Tarım
Sayfa 1 / 4

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014