ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

ÇOCUK GELİNLER TOPLUMUN AİLE YAPISINI TEHDİT EDİYOR…

Akkuş şeker fasülyesi, Tcoğrafi işaret olarak tescillenince fiyatı katlandı.

ORDU’nun Akkuş İlçesi’nde yetişen ‘Akkuş Şeker Fasulyesi’nin kilosu 2 TL’den satılırken, Türk Patent Enstitüsü tarafından coğrafi işaret olarak tescillenince fiyatı katlandı.

Akkuş Ziraat Odası tarafından paketlenip markasıyla birlikte kilosu 15 TL’den satılan fasulye üreticiyi de sevindirdi. Akkuş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kaya, 400 tona çıkan fasulye üretimini 2 bin tona çıkarıp yurt dışına ihracata başlayacaklarını, şu anda yurt dışı taleplerini ise kargo ile karşılamaya çalıştıklarını söyledi.

Ordu’nun Akkuş İlçesi’nde yetişen şeker fasulyesi 4 yıl önce Türk Patent Enstitüsü tarafından coğrafi işaret olarak tescillendi. Akkuş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kaya, Türk Patent Enstitüsü tarafından coğrafi işaret olarak tescilledikleri ‘Akkuş Şeker Fasulyesi’nin artık gerçek değerinden piyasaya satıldığını belirtti. Fasulyenin 4 yıl önce kilosunun 2 TL olduğunu, bugün ise, Ziraat Odası tarafından doğrudan üreticiden 13 TL’ye satın alınıp paketlenerek markasıyla 15 TL’den satışa sunulduğunu vurgulayan Ahmet Kaya, “Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile birlikte ilçemizde yetişen fasulyenin toprak yapısı, vitamin değeri, pişirilmesi, kabuk yapısı, damak lezzeti gibi özelliklerinin ortaya çıkarılması için bilimsel çalışma yaptırdık. Bu çalışmalar sonucunda coğrafi tescil belgesi aldık. Tescillenmeden önce fiyatı 2 TL’ydi. İlçe Kaymakamlığı, İlçe Belediyesi ve muhtarlarımızla toplantı yaparak fasulyenin paketlenerek markasıyla satılması yönünde karar aldık. Artık üretici gelişi güzel fasulye satışı yapmayacak. 13 TL’den üreticiden fasulyeyi biz alıyoruz, paketleyerek ‘Akkuş Şeker Fasulye’ markasıyla 15 TL’den satıyoruz. Akkuş şeker fasulyesinin değerini verebilecek böyle bir fasulye yok. Damak zevki, erken pişmesi, kabuksuz olması gibi birçok farklı özelliği bulunuyor. Şu anda Türkiye’de fasulyede en geçerli marka bizim fasulyemiz. Bu yıl organik fasulye üretimine de başlayarak yurt dışına da ihracat yapmayı hedefliyoruz. Akkuş’ta 2 binin üzerinde aile tarafından üretilen fasulyenin üretim miktarı geçen yıl 400 tonu geçti” dedi.

TALEBİ KARŞILAYAMIYORUZ

Ziraat Odası tarafından hazırlanan sulama projesinin Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Akkuş Belediyesi’nin destekleriyle bu yıl hayata geçirmeyi planladıklarını, bu şekilde yıllık üretimin 2 bin tona çıkarılacağını da vurgulayan Kaya, “Markalaştırdığımız fasulyenin Akkuş’ta üretiminin yaygınlaşmasına çalışıyoruz. Böbrek şeklini andıran, beyaz renkli, kendine has tadı, aroması ve kokusu olan fasulyenin organik üretimini yapacağız. Bunun için 5 köy pilot yer seçildi, organik üretim bu yıl başlayacak. İlk etapta bu yıl 60 ton organik fasulye yetiştireceğiz. Sulama projemizi bu yıl hayata geçirebilirsek 400 tonluk üretim 2 bin tonu geçecek. Bu yıl bu sulama projesini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Ürettiğimiz fasulye Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bolu gibi illerde restoranlar tarafından yoğun olarak tüketiliyor. Her taraftan yoğun talep var fakat talebi karşılayamıyoruz” diye konuştu.

Bu yıl itibariyle üretilen organik fasulyelerin bir kısmının ihraç edileceğini belirten Ahmet Kaya, şu anda yurt dışına sattıkları fasulyeleri de kargo ile gönderdiklerini sözlerine ekledi.

 

 

Kategori Tarım

AB'DEN GDO'LU ÜRÜNLERİN YETİŞTİRİLMESİNE YASAK

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,

Kategori Tarım

“ Mustafa Kalaycı: “Bu rakamlar, memurun, emeklinin, asgari ücretlinin satın alma gücünün nasıl eridiğini açıkça göstermiyor mu? Memurun makarnasını, asgari ücretlinin kuru fasulyesini kim azalttı? Maliye Bakanı 2002 takıntısını bıraksın da söylesin, son iki yılda memurun 83 kilo, asgari ücretlinin 24 kilo ekmeğini kim aldı, kim yürüttü?” „

 

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, 2015 Bütçe Tasarısının 4. maddesi üzerine TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada aşağıdaki konuları gündeme getirdi.
 
Maliye Bakanının bu yıl ve geçen yılki konuşma kitapçıklarında yer verdiği tablolara baktım. Bakın, bir memurun satın alabildiği ürün miktarları son bir yıl içinde ne olmuş? Tabloda örnek verilen 21 temel ürünün 16'sında önemli miktarda azalma görünmektedir. 
 
En düşük aylık alan bir memurun satın alabildiği ekmek 650 kilodan 603 kiloya, makarna 798 kilodan 712 kiloya, dana eti 73 kilodan 67 kiloya, süt 765 litreden 728 litreye inmiş. 
 
Asgari ücretlinin alabildiği ekmek 277 kilodan, 265 kiloya, çay 57 kilodan 50 kiloya, kuru fasulye 112 kilodan 106 kiloya, mercimek 323 kilodan 173 kiloya inmiş. 
 
Sayın Bakanın önceki yıl bütçe konuşmasına da baktım. Durum yine vahim; 21 üründen 15'inde epeyce azalma olmuş. 
 
Bir memurun iki yıl öncesine göre bugün satın alabildiği ekmek 83 kilo, pirinç 108 kilo, dana eti 5 kilo, süt 23 litre azalmış. Asgari ücretlinin satın alabildiği ekmek 24 kilo, pirinç 40 kilo, kuru fasulye 36 kilo, çay 4 kilo azalmış. 
 
Bu rakamlar, memurun, emeklinin, asgari ücretlinin satın alma gücünün nasıl eridiğini açıkça göstermiyor mu? Memurun makarnasını, asgari ücretlinin kuru fasulyesini kim azalttı? 
 
Maliye Bakanı 2002 takıntısını bıraksın da söylesin, son iki yılda memurun 83 kilo, asgari ücretlinin 24 kilo ekmeğini kim aldı, kim yürüttü? 
 
Orta direk yeniden canlandırılmalıdır
 
Merkez Bankası verilerine göre aileler 2002 yılında her 100 liralık gelirinin sadece 5 lirasını borca ayırırken, bu rakam 2013 yılı itibarıyla 55 lirayı aşmıştır. Asgari ücretli, memur ve emeklilerin aldığı aylıkların yarıdan fazlasının borç ödemeye gittiği ortadadır.
 
AKP'nin on iki yıllık icraatı ülkemizde orta sınıfı bitirmiştir. Orta direk göçmüştür. 11 milyona varan emekli, dul ve yetim, 5 milyon asgari ücretli, 3 milyon kamu çalışanı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edilmiştir. 
 
Hükûmet artık insafa gelmelidir. Çalışanlara ve emeklilere zulüm yapmayı bırakmalıdır. Orta direk yeniden canlandırılmalıdır. Asgari ücret insanlık onuruna yaraşır düzeye çıkarılmalı, kamu çalışanları ile emekli, dul ve yetimlerin aylıkları iyileştirilmeli ve kayıplarının telafisi için iyileştirme zammı ödenmelidir. 
 
Dönüşüm programları 12 yılın heba edildiğinin itirafıdır
 
Sayın Başbakan dün Ekonomide Dönüşüm Programı'nın ikinci paketini açıklamıştır. Günü kurtarmak için açıklanan bu paketler on iki yılın heba edildiğinin de itirafı niteliğindedir. Üretimde verimliliğin artırılması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, yurt içi tasarrufların artırılması ve israfın azaltılması gibi programların hiçbir inandırıcılığı yoktur.
 
Zira üretimdeki verimsizlik, ithalata olan bağımlılık kimin eseridir? Tasarrufların cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine inmesi kimin politikalarının ürünüdür? 
 
AKP döneminde tasarrufların seviyesi dibe vurmuştur. Yurt içi tasarrufların millî gelire oranı 2002'de yüzde 18,6 iken 2013'te yüzde 13,4'e kadar inmiştir. Özel kesimde bu oran yüzde 23,4'ten 9,9'a kadar düşmüştür. Hanehalkı tasarrufu ise sadece yüzde 7 düzeyindedir. 
 
Gösteriş ve şatafat içinde yüzenlerin millete tasarruf çağrısı yüzsüzlük değilse nedir?
 
TÜİK araştırmalarına göre, yarısı maddi yoksunluk içinde kıvranan milletin yüzde 40'ı akan çatısını onaramaz, yüzde 76'sı yıpranmış mobilyalarını yenileyemez durumda iken milletin parasıyla 1 katrilyon 370 trilyon liraya 1.150 odalı kaçak saray yaptıran, 420 trilyon liraya yeni makam uçağı alan, trilyonluk makam arabalarıyla şaşaa, gösteriş ve şatafat içinde yüzen bir zihniyetin millete genel tasarruf çağrısı yapması tutarsızlık ve yüzsüzlük değilse nedir? 
 
Buraya gelen Sayın Başbakan, bakanlar ve AKP sözcüleri dolar cinsinden verdikleri rakamlarla, ülkemizde yoksulluğun azaltıldığını, millî gelirin 3 misli artırıldığını anlatmış, ama esasen martaval okumuştur. Birilerinin para cüzdanları, çelik kasaları, ayakkabı kutuları, bir türlü sıfırlanamayan villaları yüzlerce milyonluk dolarlarla, avrolarla dolu olabilir ama milletin kahir ekseriyeti gırtlağına kadar borçlu olup meteliğe kurşun atmaktadır. 
 
Kendi yalanlarını kendi araştırmaları ortaya koyuyor
 
Aile Bakanlığı'nın 2013 yılında açıkladığı, 10 bin 578 hanede yapılan Türkiye'de Aile Yapısı Araştırması ailelerin içler acısı hâlini de ortaya koymuştur. Ülkemizde 2011 itibarıyla hanelerin yüzde 72'sinin ayda 1.200 lira ve altında gelirle hayatta kalmaya çalıştığı, 2.500 liranın üzerinde geliri olanların sadece yüzde 6,6 olduğu gözler önüne serilmiştir. AKP iktidarı kendi araştırmasıyla kendi yalanını ortaya koymuştur. 
 
Bugün geliri asgari ücretin üçte 1'inin altında olduğu için sağlık primleri devlet tarafından ödenen kişi sayısı 9 milyon 200 bini aşmıştır. İşsizlik kronik hâle gelmiştir. Resmî işsizlik oranı yüzde 10,5'e çıkmış olup, iş aramayan işsizlerle birlikte gerçek işsizlik oranı yüzde 17,5'i, işsiz sayısı da 5,5 milyonu aşmıştır. AK torpili, VIP torpili olmayan gençlerimiz iş bulamadığından bunalıma girmektedir. 
 
Bu Devran Artık Böyle Gitmez
 
Varsayalım ki bu beylerin rüyaları gerçek olur da bu zadegân iktidarda kalırsa; 
·  Kredi borcu yüzünden icra gelmeyen hiçbir evin kalmadığını duyacağız, 
·  Her 2 kişiden 1'inin işsiz olduğuna şahit olacağız, kahvehanelerde yaşlılara yer kalmadığını çünkü üniversiteli işsizlerle dolu olduğunu göreceğiz, 
·  Her bir gence 10 polis gözetiminde üniversite sınavlarının yapıldığına şahit olacağız, 
·  Zenginlerin evleri önünde dilenen yoksullara polisin biber gazı sıktığını okuyacağız, 
·  AVM'lerin önünde bakkalların, kasapların, manavların, terzilerin dilencilik yaptıklarını göreceğiz, 
·  Boşanma oranlarının evlenme oranlarının üstüne geçtiğini duyacağız, 
·  Köylerde üç beş yaşlıdan başka kimsenin kalmadığını göreceğiz, 
·  Elimizde kalan fabrikalarımızın isminin de gâvurca olduğuna şahit olacağız, 
·  Başbakan'ın Uganda Cumhurbaşkanına "One minute" dediğini duyacağız, 
·  BOP sayesinde komşu ülkelerimizin sayısının 2 katına çıktığını göreceğiz, 
·  Başbakanın çocukluk arkadaşı, mahalleden arkadaşı, askerlik arkadaşı, belediyeden arkadaşı ve şoförlerinden başka hiç kimsenin milletvekili olamadığını göreceğiz. 
 
Bu devran böyle gitmez. 
 
Bu sözler, AKP zihniyetine "Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular." diyen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un 2011 yılındaki bir konuşmasından alınmıştır. Yaşanan gelişmeler Sayın Kurtulmuş'un öngörülerini maalesef doğrulamaktadır. 
 
Evet, bu devran artık böyle gitmez, AKP'nin sonu gelmiştir, kaçınılmaz son yakındır, bu da milletimizin ve memleketimizin hayrınadır. 

Kategori Siyaset

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014