ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

Öğretmene Rotasyon Taslağı Netleşti.

Kategori Eğitim

TARIM HAVZALARI LİNYİT MADENİ OLACAK !

TARIM HAVZALARI LİNYİT MADENİ OLACAK !

Kategori Çevre

GÖNEN'Lİ SÜTTE SÖZLEŞME SEVİNCİ

Gönenli Süt ve Süt Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile Öz Gıda İş arasında01.01.2015-31.12.2016 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri sonuçlanarak imza altına alındı.

13-15 Ekim 2014 tarihlerinde, Buğday Derneği ev sahipliğinde İstanbul'da yapılan 18. IFOAM Dünya Organik Kongresi'nin sonuç bildirgesi yayınlandı. Buğday Derneği olarak biz de, karar vericiler başta olmak üzere tüm dünya vatandaşlarını, organik ve ekolojik yaklaşımları kabul etmeye, kucaklamaya, paylaşmaya ve çoğaltmaya davet ediyoruz.

Organik ve doğa dostu tarım yöntemlerinin dünya nüfusunu doyurabileceğini artık biliyoruz. Organik tarım alternatif geçim kaynakları yaratarak insanları yoksulluktan kurtarıyor; bozulmamış, topraklarda yetişen besin değeri yüksek gıdalar, sağlıklı bir ekosistem yaratıyor.

Gerçek gıda, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme konularında dünyanın önde gelen isimlerinin biraraya geldiği IFOAM 18. Dünya Organik Kongresi, 13-15 Ekim 2014 tarihlerinde, Buğday Derneği ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlendi. 79 ülkeden 1000’e yakın kişinin katıldığı kongre, organik dünyanın birbirinden önemli isimlerini İstanbul’da buluşturdu, organik köprüler kurulmasına vesile oldu.

Bu kongre vesilesiyle bir kez daha gördük ki, organik tarım uygulamaları iklim değişikliği, yoksulluk, yetersiz beslenme, zehirli maddelere ve kimyasallara maruz kalma, ekosistem tahribatı, doğal hayatta ve çiftliklerdeki biyolojik çeşitliliğin yok olması ile ilgili olarak baskın tarım paradigmasının neden olduğu küresel eğilimleri tersine döndürüyor. Üreticiyle tüketicinin aracısız biraraya geldiği “Topluluk Destekli Tarım” modelleri giderek yaygınlaşarak, sürdürülebilir gıdaya bizi bir adım daha yaklaştırıyor.

Buğday Derneği olarak biz de, karar vericiler başta olmak üzere tüm dünya vatandaşlarını, organik ve ekolojik yaklaşımları kabul etmeye, kucaklamaya, paylaşmaya ve çoğaltmaya davet ediyoruz. Bu yolda ilerlemeye ve yolu açmaya, sizlerin yardımlarıyla devam edeceğiz.

 

18. Dünya Organik Kongresi Deklarasyonu - İstanbul, Türkiye - 13-15 Ekim 2014

Biz, dünyanın organiğe önem veren insanları, insanlığın dünya üzerinde sürdürülebilirliğini sağlamasına yardım etmek üzere, Organik Tarım İlkeleri’nin ortaya konabileceği, yenilikçi yolları topluma sunmak için biraraya geldik. Sürdürülebilirlik mücadelesine kendimizi adamış olarak, köprüler kurmak için herkese, örgütler ve kurumlara elimizi uzatıyoruz. 18. Dünya Organik Kongresi sırasında tarım sistemimizi nasıl tanımladığımız, yaşamlarımızı nasıl tasarladığımız ve geleceğimiz için nasıl stratejiler oluşturduğumuzla ilgili bir kavram olan Organik 3.0’ı geliştirmek için bir adım atmak üzere bir araya geldik.

Başarılarımız

Dünyanın dört bir yanında çığır açan fikirlerle ortaya çıkan organiğin öncülerinin sesleri duyuldu (Organik 1.0). Milyonlarca insan, tarımsal ekoloji ve sürdürülebilir değer zincirine dayalı tarım sistemlerinin uygulanabilir ve karlı olduğunu kanıtlayan geniş bir bilgi birikimi elde etti ve alternatif pazarlar yarattı. Milyonlarca insan, 65 milyar Amerikan doları hacmindeki resmi sertifikalı zincirlerin parçası olarak, organik ürünleri üretiyor, pazarlıyor ve tüketiyor; ayrıca ölçülemeyen milyonlarcası da alternatif pazar sistemleri kapsamında üretiyor ve satıyor (Organik 2.0). Sürdürülebilirlikle ilgili konuların küresel olarak tanınması konusundaki etkimiz doğrudan pazara olan etkimizin ötesine yayılıyor, konuyla ilgili diğer girişimlerde de yankı uyandırıyor ve onları etkiliyor.

Vizyonumuz ve Katkımız

Tüketicilerin, politika yapanların, işletmelerin ve tüm diğer kurumların, organik ilkeleri sürdürülebilirlik için başlıca yaklaşım olarak görmesi ile ortak faydaya katkı sağlayan bir organik yaklaşım öngörüyoruz – sürekli olarak gelişen ve olumlu etkiler elde etmek için yol gösteren bir yaklaşım.

Organik tarımın dünyamızı nasıl besleyip doyurabileceğini biliyoruz. İnsanları, geçim kaynaklarını sağlayarak yoksulluktan kurtarıyor, yenilenebilir bereketli topraklarda yetişen besin değeri yüksek gıdalar, sağlıklı bir ekosistem ve karşılıklı olarak destekleyici, birbirine bağlı değer zincirleri yaratıyor. Çeşitli kültür ve geleneklerin bilgilerini temel alan ve tarımsal ekolojinin bilimsel çalışmaları ile güçlenen organik ilkeler  ve uygulamalar, özel işletme etiği ve kamu yönetimini geliştirmek için yol gösteriyor.

Bilimsel çalışmalar ve yaygın deneyimler organik uygulamaların, iklim değişikliği, yoksulluk, yetersiz beslenme, zehirli maddelere maruz kalma, ekosistem tahribatı, yaban hayatta ve çiftliklerdeki biyolojik çeşitliliğin yok olması ile ilgili olarak baskın tarım paradigmasının neden olduğu küresel eğilimleri tersine döndürmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Organik uygulamalar, küçük, orta ve büyük ölçekli faaliyetler halinde yürütülebilir. Bu uygulamaların hepsi birlikte topluluk oluşturur, kültürleri zenginleştirir, biyolojik çeşitliliği korur, yenilikle geleneksel bilgiyi birleştirir ve insan haklarına saygı duyar.

Yaklaşımımız

Sürdürülebilirlik için organik yaklaşımın niş bir alan olmadığını beyan ediyoruz; bu yaklaşım toplumun ana tercihi haline gelmeli ve gelişip yaygınlaşması için teşvik edilmelidir. Organik 3.0, çiftçilerin ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel engelleri aşmalarında bütünleyici ve yenilikçi yaklaşımların önemini vurgular.

Herkesi, tarımda sürdürülebilirliğin özü ve gerçekten sürdürülebilir bir geleceğin temeli olarak organik yaklaşımları kabul etmeye ve kucaklamaya çağırıyoruz.

Daha kapsayıcı ve erişilebilir, şeffaf ve kapsamlı, çeşitliliğe saygı gösteren ve yerel sorunlara yerel çözümleri destekleyen bir organik yaklaşım öneriyoruz.

Kendi bileşenlerimiz arasında ve onların ötesinde, etkinliklerin sinerji yaratacak şekilde koordine edilmesine destek olacağımıza söz veriyoruz. Tüketimle ilgili küresel eğilimleri önemsiyor ve bunları etkiliyoruz; üretim zincirindeki en zayıf halkaların da gelişmesine fırsat sağlamak için pazar mekanizmalarını dönüştürüyoruz. Güvenilir pazar garanti yöntemlerimizi geliştirip yenilerken, yerelden uluslararasına tüm pazarlardaki varlığımızı genişletme fırsatını değerlendiriyoruz.

Aynı amaçları paylaştığımız paydaşlarla ortak ağlar ve işbirlikleri geliştireceğiz ve onları tarım sektörünün iyileştirilmesine dahil olmaya davet edeceğiz.

Üzerinde çalıştığımız ürünlerin kapsamını, gıdanın ötesine geçerek tekstil, kişisel bakım ürünleri, ormancılık, enerji, süs bitkileri gibi tarımı temel alan tüm sektörler için tüm coğrafyalara, nüfus gruplarına, kırsal ve kentsel alanlara genişletmeye devam edeceğiz.

Sorumluluğumuz ve Taahhüdümüz

Tüm paydaşları, birbirimize bağımlılığımızı kabul etmeye ve insanlığın ortak sağlığı ve refahı için sorumluluğu paylaşmaya çağırıyoruz. Organik paradigmayı güçlendiren ve eğitim kampanyaları ve araçlarla onu destekleyen bir politika reformu istiyoruz. Olumsuz etkileri olan tarım uygulamalarını ve girdileri azaltmak, çeşitliliği arttırmak, adaleti sağlamak ve beslenme ve sağlığın iyileşmesi için diğer insanlara elimizi uzatıyoruz ve onlara köprüler kuruyoruz.

Üreticilere önem verip organik olmayan uygulamalardan organik uygulamalara geçmelerini ve/ya mevcut organik uygulamaları geliştirmelerini sağlayarak başlıca organik uygulamaların geniş çapta kabul görmesi için çalışmayı taahhüt ediyoruz.

Ayrıca, üreticiler ve onların değer zincirleri için yeni pazar olanakları açılmasını savunmayı ve sağlamayı taahhüt ediyoruz; böylece organik üretim, düzenli bir şekilde hayatlarına devam etmelerini ve ailelerine ve topluluklarına bakabilmelerini sağlar. Yeni organik çiftçileri ve tüketicileri yetiştirip eğiteceğiz; böylece onlar gelecek nesillerin sağlıklı toplulukları ve toplumsal refahı hedefleyen liderleri olabilecekler.

Daha fazla fırsat, sağlık ve ekosistem faydası yaratmak adına, sistem ve ürünlerde çeşitliliği sağlamaya söz veriyoruz. Yönetimlerde ve politika oluşturmada organik hareketin çıkarlarını ve fikirlerini temsil eden, organik tarımın getireceği kazanımları bilen ve takdir eden bir varlık göstermeye ve kalıcı bir söz hakkı oluşturmaya çalışıyoruz. Organik üretici ve tüketicileri adil olmayan politikalardan korumak ve kirletenleri eylemlerinden sorumlu tutmak için daha fazla çalışacağız.

Hem kendimizi, hem ortaklarımızı, hükümetleri ve diğer herkesi, organik paradigmanın başarılarının daha da geliştirilmesi için insan kaynakları ve finansal kaynaklar tahsis etmeye çağırıyoruz. Olumlu etkimizi en yüksek düzeye çıkarmak için, çok farklı alanlardaki bilimsel araştırmaların sonuçlarını daha da geliştirmeye ve yaymaya kendimizi adıyoruz. Uzmanlık ve teknikleri araştırma, oluşturma ve paylaşmaya, yerel ve yerli halkalara özgü bilgileri yeniden canlandırmaya, tohumları ve türleri dünya için ortak kaynaklar olarak paylaşmaya devam etmeyi taahhüt ediyoruz.

Sürdürülebilirlik için mücadele edenleri bilgilerini, tekniklerini, yöntemlerini ve teknolojilerini paylaşmaya davet ediyoruz; böylece, herkes için ortak faydası olacak şekilde, Organik Tarım İlkeleri ile uyum içinde bütünleşebilirler; insanların ve ekosistemlerin birbirine bağımlı olması hakkında yenilenmiş bir farkındalıkla uygulamaya geçebilirler ve topluma nüfuz edebilirler. Genellikle organik hareket dışında kalmış kişi ve grupların yeteneklerini ve yeniliklerini tanıyoruz ve onlara yeni ortaklıklar, işbirliği ve sinerji teklif ediyoruz.

İleriye doğru ortak yolumuzu, organik hareketin bir sonraki dönemini belirten Organik 3.0olarak ifade ediyoruz ve tüm tarafları ekolojik tarım yaklaşımlarını proaktif olarak desteklemeye ve hedeflediğimiz büyük gelişmeyi duyurmaya teşvik ediyoruz.

BUĞDAY DERNEĞİ

 

 

 

Kategori Organik Tarım

İzmir'in Urla ilçesi Ovacık köyündeki kızıl çamların ardından Kiraz ve Beydağ ilçelerindeki yüzlerce asırlık kestane ağacı da AK Parti döneminde yıldızı parlayan holdinglerden Türkerler'e ait rüzgar enerji santrali (RES) projesi sebebiyle kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

 

Bakanlar Kurulu'nun haziran ayında arazileriyle ilgili aldığı acele kamulaştırma kararından haberi olmayan köylüler, tek geçim kaynaklarının da kesilmesi halinde çok büyük mağduriyet yaşayacaklarını söyledi. Türkiye'nin en kaliteli kestanesinin yetiştiği bölgede yaşayanlar, bir an önce yanlıştan dönülmesini istedi. Köylerinin tek geçim kaynağının kesilmek istenen kestane ağaçları olduğunu belirten 74 yaşındaki Mehmet Çetin, “Haydi ben ömrümün sonuna geldim diyorum ama bundan sonraki nesil, arazileri elinden alınırsa ne yapacak?” dedi. Köyün gençlerinden Mehmet Ali Yıldırım da, “Bu kestaneyi keserlerse hayat damarlarımızı keserler.” sözleriyle yetkililere seslendi. Ahmetler Köyü Muhtarı Mehmet Çam, arazilere kurulmak istenen rüzgar güllerini köylüler olarak istemediklerini söyledi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2011 yılında Türkerler Holding’e ait Kiraz Enerji isimli şirkete, Kiraz ve Beydağ ilçeleri sınırları içinde 49 yıllığına, 50 MW kurulu gücündeki RES projesine lisans verdi. 6 Haziran 2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla da İzmir ili Kiraz ilçesi Ahmetler köyü ve Aydın ili Nazilli ilçesi Bağcıllı, Karahallı, Yukarı Örencik, Çatak ve Apaklar köylerindeki taşınmazlar, Kirazlı Rüzgâr Elektrik Santrali için acele kamulaştırılma kapsamına alındı. Köylerinin tek geçim kaynağının kestane ağaçları olduğunu anlatan Muhtar Mehmet Çam, “Bizim buralara rüzgar gülü kurmak istiyorlar ancak biz köylüler olarak istemiyoruz. Geçimimiz kestane, başka bir gelir kaynağımız yok. Bir kestaneyi büyütmek için 20 sene geçiyor, arazilerimizde asırlık ağaçlar var.” diye konuştu.

BÖLGEDE KESİLECEK AĞAÇLAR İÇİN KEŞİF YAPILDI

RES’in kurulacağı alana kısa bir süre önce aralarında hakim ve Mal müdürünün de bulunduğu bazı kişilerin gelerek keşif yaptığını ve tutanak tuttuğunu anlatan Muhtar Çam, “Hakimler geldi, Mal Müdürlüğü’nden geldiler, baktılar, gittiler. Omurlu Köyü Muhtarı bize, ben onların köylerine bilirkişi olduk. Dosya imzalattılar, hiçbir şey söylemeden gittiler. Bildiğimiz bir şey yok. Ahmetler köyü olarak, Karahallı, Bağcıllı, Avra, Umurlu, Ahmetler, Örencik ve Derebaşı’na sınırız. Bahsedilen rüzgar gülleri, Umurlu sınırından başlayıp Örenköy’e kadar 3-4 kilometrelik mesafeyi kapsıyor.” diye konuştu. Bazı kişilerin bahçelerindeki 50, bazılarının 100’den fazla ağacının kesileceğini kaydeden Çam, bölgede aralarında asırlık ağaçların da bulunduğu geniş çaplı kesim olacağını belirtti. Bölgelerine bir bakanın geleceğini duyması üzerine sıkıntılarını anlatan bir dilekçe yazarak diğer köylerin muhtarlarına da imzalattığını dile getiren Çam, “Ali Aşlık isminde bir milletvekili geldi. Dilekçeyi ona verdim. Değerlendireceğini söylediler ama bir şey öğrenemedik.” diye konuştu.

"BİZ YETİM ÇOCUK MUYUZ?"

Köyün en yaşlıların 74 yaşındaki Mehmet Çetin de doğduğu günden beri aynı yerde yaşadığını belirterek, “Milletin bu kestaneden başka hiçbir gelir kaynağı yok. Eğer bu ağaçlar, bu mülkiyet bizim elimizden alınırsa çalışacak bir iş yok. Bizim buradan kalkıp gitmemiz gerekiyor. Sayın büyüklerin bize sahip çıkması gerekiyor. Biz yetim çocuk muyuz?” diye konuştu. Rürgar türbinleri için dağları ölçtüklerini, bulundukları bölgeye bunların kurulacağını ifade eden köyün yaşlılarından Çetin, “Buradaki asırlık kestane ağaçları 200, 300’ü geçiktir. Askerden geldikten sonra aldığım araziye diktiğim ağaçlar 30 yaşını geçik. Bize hiç bilgi vermiyorlar, ‘Paralarınız ödenecek.’ diyorlar, ‘Tapusu olmayanlara ödenmeyecek.’ diyorlar. Bu toprak elimden gittikten sonra ne yapayım? O zaman devlet yardım etsin, başka yere nakletsin. Bu memleketin başka gelir kaynağı yok. Yer uzak, gök uzak, biz nereye gidelim? Haydi ben geldim diyorum, bundan sonraki gelen nesil ne yapacak, arazileri elinden alınırsa? Avra, Omur, Ahmetler, Bağcıllı, Karahallı, Derebaşı, Örencik, Karabulu’nun sadece kestaneden geçimi var. Ne incir var ne zeytin, sadece dağın başındaki bu susuz kestaneler var.” diye konuştu. Kestane ağaçlarını kestirmemek için elinden geleni yapacağını da belirten Çekin, “Ben adamları vuracağım, yine kestirmeyeceğim. Bunca boş yer var, oraya kursun beyefendiler. Bir onların çıkarına mı bu? Bu asırlık ağaçları nasıl kıyıp kesecekler?” dedi.

"KESTANELER KESİLİRSE HAYAT DAMARLARIMIZ KESİLİR"

Köylülerden Şenol Galebioğlu, kestane ağaçların köylerinin tek geçim kaynağı olduğunu, başka hiçbir iş imkanı bulunmadığını belirterek, kesilmeleri halinde çok büyük mağduriyet yaşayacaklarını belirtti. Köyün gençlerinden Mehmet Ali Yıldırım da, “Burası dağ köyü. Herkesin kendi bütçesine göre az çok kestanesi oluyor. Kestaneden başka hiçbir gelirimiz yok. Burası dağ köyü, iş sahası yok. Bu kestaneyi keserlerse hayat damarlarımızı keserler. Bunu az çok büyüklerimizin, bakanlarımızın, Başbakanımız'ın duyması, gelip görmesi lazım.” çağrısında bulundu.

Kategori Çevre

MERSİNLİ SUYUNU GÖNÜL RAHATLIĞIYLA İÇECEK

Kategori Su & Sulama

'Küresel ısınmayı yavaşlatmak için son şans fosil yakıtlarda büyük azaltım'

Bir yandan dünyanın fosil yakıt rezervleri halihazırda kısıtlıyken, Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre küresel ısınmayı durdurmak için yüzde 50 şans elde edilmek isteniyorsa bu enerji kaynaklarının kullanımdan çıkarılması gerekiyor.

 Araştırmaya göre küresel ısınmayı yavaşlatabilmek için şu anda teknik ve ekonomik olarak çıkarılabilir durumdaki kömürün yüzde 80'inin, doğalgaz rezervlerinin yüzde 50'sinin ve petrol kaynaklarının yüzde 30'unun önümüzdeki 40 yıl boyunca çıkarılmaması gerekiyor. Avrupa'nın petrol rezervlerinin yüzde 21'inin, doğalgaz rezervlerinin yüzde 6'sının ve kömür rezervlerinin ise yüzde 89'unun kullanılmaması gerekiyor.

Bunlar enerji elde etmek için yakıldığında, dünyanın yaydığı ısıyı uzaya ulaşmadan emen bir sera gazı olan karbondioksit ortaya çıkıyor.


Araştırmacılar Paul Ekins ve Christophe McGlade, küresel ısınmanın sanayileşme öncesi dönemlerdekine kadar çekilmesi için en az yüzde 50 şans bulunduğunu söyledi.

Bununla birlikte, araştırmacılara göre dünyanın ısısını kabul edilebilir seviyelerde tutmak, ancak bu yakıtlardan vazgeçilmesiyle mümkün.

Fosil yakıtların ancak üçte biri çıkarılabilir

Şu anda dünyada 2.900 gigaton fosil yakıt rezervinin teknik ve ekonomik açıdan çıkarılması mümkün. Ancak daha eski çalışmalar, 2 derecelik iklim hedefi korunurken ancak bin 100 gigatonluk karbondioksitin salınabileceğini gösteriyor.

Bu da yüksek miktarda rezerve dokunulmaması, yani ekonomileri fosil yakıt kaynaklarına bağımlı olan ülkeler için zorlu bir adım anlamına geliyor.

Bilgisayarda oluşturulan modellerden destek alan araştırmacılar, hangi bölgelerin üretimlerini ciddi olarak düşürmesi gerektiğini belirliyor. Bunun için de Almanya Federal Jeobilimler ve Hammaddeler Enstitüsü, Uluslararası Enerji Ajansı ve Küresel Enerji Değerlendirmesi'nden de dahil olmak üzere çeşitli veriler kullanılıyor.

Ortadoğu petrol rezervlerinin yarısından vazgeçmeli

Sondajın bölgesel maliyerlerini ve gelecekte öngörülen teknolojik gelişmeleri de hesaba katan araştırmacılar, hangi kaynakların maliyet-etkin bir şekilde çıkarılabileceğini hesaplıyor.

Çıkan sonuçlara göre Ortadoğu'nun, çıkarılabilir petrol rezervlerinin yaklaşık yarısını, yani 260 milyar varili yer altında bırakması gerekiyor. ABD ve Avustralya'nın ise şu anda çıkarılabilir durumda olan kömür kaynaklarının yüzde 90'ından vazgeçmesi gerekiyor.

Çin, Hindistan, Afrika ve Ortadoğu'nun aynı zamanda geleneksel olmayan doğalgaz kaynaklarının sondajını da ciddi biçimde azaltması gerekiyor.

Araştırmacılar, kutuptaki fosil yakıt kaynaklarının ise hiç çıkarılmaması gerektiğini söylüyor.

'Tazminat meselesi'

Potsdam İklim Etki Araştırmaları Enstitüsü'nden Michael Jakob ve Jerome Hilaire, Nature'daki araştırma hakkında yazdıkları yorumda araştırmanın bu alandaki bir ilk olmasa da, gücünün bölgeler arasında detaylı bir ayrım yapmasından geldiğini söyledi.

Araştırmacılar, yoksul ülkeler için belirlenen hedeflerin, daha katı iklim politikalarının bu ülkelerin yoksulluk seviyelerini artırabilecek olması sebebiyle bazı endişelere yol açtığını söylüyor.

Jakob, 'Enerjinin ekonomik kalkınmadaki kritik rolü göz önünde bulundurulduğunda, eğer yoksulluğun azaltılması gibi öncelikli politikalara zarar verecekse, bu ülkeler fosil yakıtları kullanmaktan nasıl vazgeçirilebilir?' diye sordu.

Jakob, bu sebeple iklim politikalarının, zarar gören ülkelerin uluslararası bir fondan alacağı tazminatla da ilgili olduğunu söyledi.

İki araştırmacı, bunun yapılabilmesi için sanayileşmiş ülkelerin büyük girişimler başlatması gerektiği görüşünde.

Almanya Federal Jeobilimler ve Hammaddeler Enstitüsü'nün hazırladığı bir araştırma, şu anda yenilenebilir olmayan enerji kaynaklarının halen bulunduğunu gösteriyor.

Talepteki, başta gelişmekte olan ülkelerdeki demografik ve ekonomik büyüme sebebiyle beklenen artışa rağmen, doğalgaz ve kömür on yıllar boyunca temin edilebilir.

Kategori Çevre

Avrupa Komisyonu, üye ülkelerin enerji anlaşmalarını denetlemek istiyor

Kategori Enerji

GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİYLE HİBE ALMANIN İŞTE ŞARTLARI VE YATIRIM KONULARI

Akdağmadeni Orman Orman İşletme Müdürlüğü tarafından orman köylerinde yaşayan 29 aileye 58 adet Orköy süt sığırcılığı kapsamında süt ineği kredisi verildi.
Akdağmadeni Orman İşletme Müdürü Tahsin Kumbara, Orman köylerinin kalkınması amacıyla Orman Genel Müdürlüğü tarafından verilen ORKÖY kredilerinin orman köylüsüne büyük katsı sağladığını söyledi.
Süt sığırcılığı, süt koyunculuğu, arıcılık, seracılık, güneş enerjisi gibi birçok konuda verilen kredilerle vatandaşlara destek olduklarını ifade eden Kumbara, “Bizim amacımız köylüleri köyde kalacak iş imkanına kavuşturmak. Gelir kayıplarını önlemek, onlara orman dışında alternatif geçim kaynakları sağlamaktır.

 

Süt sığırcılığı yapmak isteyen Orman köylerimizden Başçatak, Yukarıculhalı, Dokuz, Akbaş, Yazılıtaş, Özer, Hisarbey köylerinden en az 4 orman köylüsüne toplamda 29 haneye 500 bin TL ORKÖY süt sığırcılığı kredisi verdik. Krediler 1 yıl ödemesiz 5 yıl ödemeli, üstelik yüzde 20’sini de devlet hibe ediyor. Bu orman köyleri için bulunmaz bir fırsat” dedi.

Kategori Hayvancılık
Sayfa 1 / 2

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014