ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

AB 'DE YOKSULLUK ORANININ EN FAZLA OLDUĞU ÜLKE BAKIN HANGİSİ

Kategori A.B

Tiftik için tarihi toplantıda bakın hangi kararlar alındı!

Kategori Hayvancılık

BM AÇLIK RAPORU YETERSİZ BESLENME ORANI

Ekonomi Bakanı Zeybekci, "İlk çeyrekte Rusya ile ticaretin önündeki tüm teknik engelleri kaldırmak gibi bir çalışmamız var" dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Rusya'yla şu an da hükümetlerarası diyaloğumuz çok üst seviyede. Almış olduğumuz kararlarla, ilk çeyrek içinde Rusya ile olan ticaretin önündeki tüm teknik engelleri kaldırmak gibi bir çalışmamız var" dedi.

Zeybekci, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin "2014 İhracat ve Ekonomi Değerlendirme ve Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, geçen yılın başında yapılan toplantıya işaret ederek, o zamanki verilerin bu kadar iyi olmadığını, bu yılki rakamın mutluluk verici olmakla birlikte yine de yeterli seviyede bulunmadığını söyledi.

Türkiye’nin yıllık ihracatında yaşanan yüzde 4'lük büyümenin, etrafdaki gelişmeler göz önüne alındığında takdire şayan olduğunu belirten Zeybekci, Avrupa’nın hala istikrarlı büyümeye kavuşamadığını aktardı.

ABD ekonomisinin Avrupa'ya kıyasla oldukça iyi durumda olduğunu dile getiren Zeybekci, yükselen ekonomilerde büyüme oranlarının ise gittikçe düştüğüne işaret etti.

Zeybekci, konuşmasında petrol ve emtia fiyatlarında yaşanan düşüşe de değindi. "Türkiye'nin toplam maliyet kalemlerinin en önemlilerinden bir tanesi olan enerji fiyatlarında 2015 yılında olumlu bir süreç yaşayacağımızı tahmin ediyoruz" diyen Zeybekci, "2014 yılında petrol fiyatlarında yüzde 50'ye yakın bir düşüş yaşandı ve 2015 yılında Rusya ekonomisinin yüzde 5-6 civarında küçüleceği öngörülüyor. İhracatçılarımızın, yatırımcılarımızın, müteahhitlerimizin 2015 yılında Rusya'da mevzi kaybetmesini engellemek ve iki ülke ticaretini serbestleştirmek için çok önemli adımlar atıyoruz. Rusya'daki krizin ülkemiz ekonomisindeki etkilerini minimuma indirmek için de önemli çalışmalar yapıyoruz" diye konuştu. 

Avrupa Birliği'ne (AB) yapılan ihracata da işaret eden Zeybekci, "AB toplamda ithalatını yüzde 1 seviyesinde artırırken, büyümesi sıfır seviyelerinde devam ederken, 2014 yılı ihracatımızda AB'ye olan ihracatımızı yüzde 11'ler seviyesinde, Almanya'ya yüzde 14 seviyesinde artırdık" dedi.

Dünyada farklı bir tüketim alışkanlığının söz konusu olduğu yorumunda bulunan Zeybekci, ithalatçı ülkelerin tüketim ve satın alma alışkanlıklarında önemli değişikliklere gittiğini, artık bu ülkelerin stok riskine girmek, stok maliyetlerine katlanmak istemediklerini anlattı.

Zeybekci, bu anlamda Türkiye'nin ihracatındaki olumlu gelişmelerinin sebeplerini, servis ve lojistik rekabetindeki avantajı, coğrafyada en önemli noktada olması ve kalitesinde de belirli bir noktaya gelmesi olarak açıkladı.

Stok maliyetine katlanmak istemeyen ülkelerin 1-2 haftada stok yapmadan tedarik yapmak istediğini, bunun tek adresinin de Türkiye olduğunu dile getiren Zeybekci, 2015'de aynı olgunun Rusya'nın tedariklerinde de etkili olacağı öngörüsünde bulundu. Bakan Zeybekci, şunları kaydetti:

"Rusya'da tedirginliğin, belirsizliğin artmasının, uzun vadeli satın almalara gidemeyerek, stoklamalardan kaçınarak, kısa vadeli satın almalarla yoluna devam etmek istemesinde en büyük avantaja Türkiye sahiptir. Diğer yandan Rusya'yla şu an da hükümetlerarası diyaloğumuz çok üst seviyede. Almış olduğumuz kararlarla, ilk çeyrek içinde  Rusya ile olan ticaretin önündeki tüm teknik engelleri kaldırmak gibi bir çalışmamız var. Teknik heyetler devamlı görüşmelerini sürdürüyorlar. Tüm Bakanlıklarımızın katılımıyla, Rusya'yla ticarette tüm engellerin kaldırılması konusunda çalışmalarımız var. Şubat ayı içinde Antalya'da, Rusya'nın tüm sektörleriyle bir araya geleceğiz.Rusya ve Türkiye'nin tüm bürokrasisiyle tüm sorunları tekrar dinleyip ondan sonra son adım bölümüne geçeceğiz."

Nihat Zeybekci, ihracatın artmakta zorlandığı bölgelerde artırılması için hükümet olarak çalışmalara devam edeceklerini vurgulayarak, petrol ve enerji fiyatlarındaki düşüşün Ortadoğu'da etkilerinin olacağı değerlendirmesini yaptı.

Afrika'nın Türkiye için çok önemli bir fırsat olduğuna işaret eden Zeybekci, "Türkiye 2014 yılında hem büyüdü hem de cari açığını başarılı şekilde azalttı. 2015 yılında Türkiye, daha birçok ezberi bozmaya devam edecek. 2015 yılında artık hiçbir şey bundan daha kötü olmayacak, etrafımızda 2014 yılında yaşadığımız olumsuzluklardan daha kötü bir ortamın olacağını önümüzdeki dönem için öngörmüyoruz. Türkiye 2015 yılında, hem büyüyerek hem ihracatını artırarak, cari açığını 2014 yılına göre daha da daraltarak, bir şekilde tedirgin ekonomiler grubundan çıkacaktır" diye konuştu.

Bakan Zeybekci, konuşmasında net ihracatın büyümeye katkısına da değinerek, "Büyümemiz her ne kadar istenilen seviyede olmasa da, bahsettiğimiz sebeplerden ötürü yüzde 2,8'lik büyüme ile Türkiye bir başarıya imza attı. Büyümemizin yüzde 95'ini net ihracatın büyümeye verdiği destekle sağlamış olduk, bunun için minnetlerimi sunuyorum. Türkiye 2014 yılında ihracata dayalı büyümeyi gerçekleştirdi" dedi.

Zeybekci, Türkiye'nin cari açığı için 2013 yılında 2014 yılı öngörülerinde bulunulurken, "Yüzde 7,9'dan yüzde 6,4'e düşürmesi halinde önemli bir başarı elde edilir" cümlelerinin kurulduğunu hatırlatarak, "Türkiye 2014 yılı sonu itibariyle yüzde 6,4 olarak hedeflediği cari açığını şu an itibariyle çok büyük ihtimalle yüzde 5 ya da 5,2 aralığına çekerek bu yıl içinde inanılmaz bir başarıyı gerçekleştirecek" öngörüsünde bulundu. 

Ocak-ekim döneminde Türkiye'nin cari açığını 19,3 milyar dolar daralttığını hatırlatan Zeybekci, detaylara bakıldığında daralmanın 12,3 milyar dolarının net ihracat artışından, 6,3 milyar dolarının net ithalat azalışından kaynaklandığını aktardı.

Zeybekci, bu yıl sonu itibariyle cari açığın beklentilerin çok üzerinde geleceği öngörüsünü paylaşarak, "Türkiye 157,8 milyar dolarlık ihracatla, dünya toplam ihracatı içindeki payını yüzde 0,83'ten 0,84'e çıkardı. Hedefimiz ilk etapta Türkiye'nin bu oranını yüzde 1'e çıkarmak" dedi.

Türkiye'nin ihracat rakamlarına başka şekilde bakılması görüşünde olduğuna işaret eden Zeybekci, görüşünü şu şekilde açıkladı:

"2013 yılında 152 milyar dolar, 2014 yılında 157,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Ama bizim ihracat rakamımız gerçekte, reelde, fiilen gerçekleştirdiğimiz ihracat rakamımız 157,8 milyar dolar değil. İlk defa ihracatımızı bu şekilde bir değerlendirmeye tabi tutuyoruz. Bizim 2014 yılı ihracatımız 170 milyar doların üzerinde. Şu şekilde; bizim serbest bölgelerimiz var. Serbest bölgelerimizden yaptığımız net ihracat, toplam ihracatımızın içinde değil, bu da 5,2 milyar dolar. Türkiye'nin serbest bölgelere yaptığı ihracat toplam ihracatımızın içinde var ama serbest bölgelerimizin yaptığı ithalat ile yaptığı ihracat arasındaki net fark, ilave olarak Türkiye'nin yaptığı ihracatının üzerine getirdiği fark 5,2 milyar dolar. Artı kayıtlı şekilde tesbit ettiği bir bavul ticareti var. Bu da tespit edilen, ocak-ekim dönemindeki bavul ticaretimiz 7,4 milyar dolar. Ve 10 aylık yapılan 7,5 milyar dolar civarındaki ihracatın son 2 ayını da 750 milyon dolar civarında alırsak, 1,5 milyar dolarlık bir artışla 8,5 milyar doların üzerinde bavul ticaretinden gelen bir artışımız var."

"İhracatımızda yüzde 4,8 civarında bir artışı gerçekleştirmiş oluyoruz"

Türkiye'de net ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 71'in üzerinde olduğunu dile getiren Nihat Zeybekci, yaklaşık 4 milyar doların üzerinde bir rakamın ithalatta kayıtlara bazı uygulamalarla yüksek yazıldığını anlattı. 

Türkiye'nin gerçek ithalatının 241,5 milyar dolar seviyesinde olduğuna dikkati çeken Zeybekci, "2013 yılında bu değerlendirmelere göre, ihracatımız 164,56 milyar dolar. Yani ihracatımızda bugün itibariyle açıkladığımız yüzde 3,9 değil, yüzde 4,8 civarında bir artışı gerçekleştirmiş oluyoruz. Ekonomi Bakanlığı olarak Türkiye'deki gerek cari açık gerek dış ticaret açığı gerek ihracatın ithalatı karşılama oranları ile ilgili böyle net, en sağlıklı şekilde bir değerlendirmenin yapılması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Zeybekci, bu yıl bazı ülkelerdeki daralmalardan dolayı kazanımların yanı sıra önemli kayıplar da yaşandığını dile getirerek, şunları söyledi:

"Irak, Libya, Ukrayna'da yaşanan karışıklıklar ve Çin'in ithalatında yaşanan daralma sonucu, Ukrayna'dan 460 milyon dolar, Rusya'dan 1 milyar 52 milyon dolar, Libya'dan 701 milyon dolar, Irak'tan 1 milyar 60 milyon dolar, Çin'den 743 milyon dolar olmak üzere 4 milyar dolar kayıp yaşadı. Ayrıca 1,1 milyar dolarlık sadece kur farkından kaynaklanan, Türkiye'nin ihracatında eksi rakamı sadece matematik olarak ortaya koyuyoruz, değer olarak değil. AB'deki ihracat bizim için sevindirici gelişmelerden biriydi, ortalama yüzde 11,7 olarak arttığını görüyoruz. Diğer bir gelişme de AB'nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin ağırlığı. İhracatımızın yüzde 44,7'sini yani 67,6 milyar dolarını sadece AB üyesi ülkelere yapıyoruz. Olumsuzluklara rağmen en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ikinci ülke grubu Orta Doğu ülkeleri, ihracatın yüzde 19,3'ünü oraya gerçekleştiriyoruz."

"Desteğimiz 3,5 milyar dolar seviyesinde olacak"

Ülkeler bazında yapılan ihracat rakamları ile ilgili bilgi veren Zeybekci, en çok ihracatın arttığı ülkelerin Almanya, İngiltere ve ABD olduğunu, zeytin ve zeytinyağı ile çelik sektöründe belli nedenlerden kaynaklanan düşüşler meydana geldiğini anlattı.

Nihat Zeybekci, Bakanlık olarak doğrudan yatırım teşvikleri ve ihracat teşvikleri ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 2014 yılının 10 ayında bir önceki yıla göre doğrudan yabancı sermaye girişinde yüzde 4,7 oranında artış sağlandığını, son 2 ay rakamlarının çok daha üst seviyede olacağını söyledi.

Türkiye'nin hizmet sektörüne verdiği önem ve bu alandaki hedeflerine de değinen Zeybekci, Ekonomi Bakanlığı ve hükümet olarak yeniden şekillenen küresel ekonomiyi çok iyi tahlil edip buna yönelik adımlar attıklarını ifade etti.

Türkiye'nin kaliteli, ileri teknolojiye dayalı, yenilikçi ve marka olmuş bir ihracata doğru geçmesi için atılan adımların bunların başında geldiğini dile getiren Bakan Zeybekci, "Düşük teknolojide üretim ve ihracat yapan ülkeler edilgen, yüksek teknolojide üretim yapan ve ihracatın içindeki payı yüzde 15'in üzerinde yüksek teknoloji olan ülkeler etken bir ekonomidir. Yüksek teknoloji ürünü ihracat kalemlerine toplam verilecek desteğimiz 3,5 milyar dolar seviyesinde olacak. 21. Yüzyılda ancak böyle bir üretim ve böyle bir ihracat kombinasyonuyla Türkiye hedeflerine ulaşan, Mustafa Kemal'in göstermiş olduğu çağdaş uygarlık seviyesine ulaşan bir ülke olabilir" diye konuştu. 

Bakan Zeybekci, konuşmasının ardından basına kapalı olarak gerçekleştirilen "Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı"na başkanlık etti.

 

 

“ Mustafa Kalaycı: “Bu rakamlar, memurun, emeklinin, asgari ücretlinin satın alma gücünün nasıl eridiğini açıkça göstermiyor mu? Memurun makarnasını, asgari ücretlinin kuru fasulyesini kim azalttı? Maliye Bakanı 2002 takıntısını bıraksın da söylesin, son iki yılda memurun 83 kilo, asgari ücretlinin 24 kilo ekmeğini kim aldı, kim yürüttü?” „

 

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, 2015 Bütçe Tasarısının 4. maddesi üzerine TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada aşağıdaki konuları gündeme getirdi.
 
Maliye Bakanının bu yıl ve geçen yılki konuşma kitapçıklarında yer verdiği tablolara baktım. Bakın, bir memurun satın alabildiği ürün miktarları son bir yıl içinde ne olmuş? Tabloda örnek verilen 21 temel ürünün 16'sında önemli miktarda azalma görünmektedir. 
 
En düşük aylık alan bir memurun satın alabildiği ekmek 650 kilodan 603 kiloya, makarna 798 kilodan 712 kiloya, dana eti 73 kilodan 67 kiloya, süt 765 litreden 728 litreye inmiş. 
 
Asgari ücretlinin alabildiği ekmek 277 kilodan, 265 kiloya, çay 57 kilodan 50 kiloya, kuru fasulye 112 kilodan 106 kiloya, mercimek 323 kilodan 173 kiloya inmiş. 
 
Sayın Bakanın önceki yıl bütçe konuşmasına da baktım. Durum yine vahim; 21 üründen 15'inde epeyce azalma olmuş. 
 
Bir memurun iki yıl öncesine göre bugün satın alabildiği ekmek 83 kilo, pirinç 108 kilo, dana eti 5 kilo, süt 23 litre azalmış. Asgari ücretlinin satın alabildiği ekmek 24 kilo, pirinç 40 kilo, kuru fasulye 36 kilo, çay 4 kilo azalmış. 
 
Bu rakamlar, memurun, emeklinin, asgari ücretlinin satın alma gücünün nasıl eridiğini açıkça göstermiyor mu? Memurun makarnasını, asgari ücretlinin kuru fasulyesini kim azalttı? 
 
Maliye Bakanı 2002 takıntısını bıraksın da söylesin, son iki yılda memurun 83 kilo, asgari ücretlinin 24 kilo ekmeğini kim aldı, kim yürüttü? 
 
Orta direk yeniden canlandırılmalıdır
 
Merkez Bankası verilerine göre aileler 2002 yılında her 100 liralık gelirinin sadece 5 lirasını borca ayırırken, bu rakam 2013 yılı itibarıyla 55 lirayı aşmıştır. Asgari ücretli, memur ve emeklilerin aldığı aylıkların yarıdan fazlasının borç ödemeye gittiği ortadadır.
 
AKP'nin on iki yıllık icraatı ülkemizde orta sınıfı bitirmiştir. Orta direk göçmüştür. 11 milyona varan emekli, dul ve yetim, 5 milyon asgari ücretli, 3 milyon kamu çalışanı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edilmiştir. 
 
Hükûmet artık insafa gelmelidir. Çalışanlara ve emeklilere zulüm yapmayı bırakmalıdır. Orta direk yeniden canlandırılmalıdır. Asgari ücret insanlık onuruna yaraşır düzeye çıkarılmalı, kamu çalışanları ile emekli, dul ve yetimlerin aylıkları iyileştirilmeli ve kayıplarının telafisi için iyileştirme zammı ödenmelidir. 
 
Dönüşüm programları 12 yılın heba edildiğinin itirafıdır
 
Sayın Başbakan dün Ekonomide Dönüşüm Programı'nın ikinci paketini açıklamıştır. Günü kurtarmak için açıklanan bu paketler on iki yılın heba edildiğinin de itirafı niteliğindedir. Üretimde verimliliğin artırılması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, yurt içi tasarrufların artırılması ve israfın azaltılması gibi programların hiçbir inandırıcılığı yoktur.
 
Zira üretimdeki verimsizlik, ithalata olan bağımlılık kimin eseridir? Tasarrufların cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine inmesi kimin politikalarının ürünüdür? 
 
AKP döneminde tasarrufların seviyesi dibe vurmuştur. Yurt içi tasarrufların millî gelire oranı 2002'de yüzde 18,6 iken 2013'te yüzde 13,4'e kadar inmiştir. Özel kesimde bu oran yüzde 23,4'ten 9,9'a kadar düşmüştür. Hanehalkı tasarrufu ise sadece yüzde 7 düzeyindedir. 
 
Gösteriş ve şatafat içinde yüzenlerin millete tasarruf çağrısı yüzsüzlük değilse nedir?
 
TÜİK araştırmalarına göre, yarısı maddi yoksunluk içinde kıvranan milletin yüzde 40'ı akan çatısını onaramaz, yüzde 76'sı yıpranmış mobilyalarını yenileyemez durumda iken milletin parasıyla 1 katrilyon 370 trilyon liraya 1.150 odalı kaçak saray yaptıran, 420 trilyon liraya yeni makam uçağı alan, trilyonluk makam arabalarıyla şaşaa, gösteriş ve şatafat içinde yüzen bir zihniyetin millete genel tasarruf çağrısı yapması tutarsızlık ve yüzsüzlük değilse nedir? 
 
Buraya gelen Sayın Başbakan, bakanlar ve AKP sözcüleri dolar cinsinden verdikleri rakamlarla, ülkemizde yoksulluğun azaltıldığını, millî gelirin 3 misli artırıldığını anlatmış, ama esasen martaval okumuştur. Birilerinin para cüzdanları, çelik kasaları, ayakkabı kutuları, bir türlü sıfırlanamayan villaları yüzlerce milyonluk dolarlarla, avrolarla dolu olabilir ama milletin kahir ekseriyeti gırtlağına kadar borçlu olup meteliğe kurşun atmaktadır. 
 
Kendi yalanlarını kendi araştırmaları ortaya koyuyor
 
Aile Bakanlığı'nın 2013 yılında açıkladığı, 10 bin 578 hanede yapılan Türkiye'de Aile Yapısı Araştırması ailelerin içler acısı hâlini de ortaya koymuştur. Ülkemizde 2011 itibarıyla hanelerin yüzde 72'sinin ayda 1.200 lira ve altında gelirle hayatta kalmaya çalıştığı, 2.500 liranın üzerinde geliri olanların sadece yüzde 6,6 olduğu gözler önüne serilmiştir. AKP iktidarı kendi araştırmasıyla kendi yalanını ortaya koymuştur. 
 
Bugün geliri asgari ücretin üçte 1'inin altında olduğu için sağlık primleri devlet tarafından ödenen kişi sayısı 9 milyon 200 bini aşmıştır. İşsizlik kronik hâle gelmiştir. Resmî işsizlik oranı yüzde 10,5'e çıkmış olup, iş aramayan işsizlerle birlikte gerçek işsizlik oranı yüzde 17,5'i, işsiz sayısı da 5,5 milyonu aşmıştır. AK torpili, VIP torpili olmayan gençlerimiz iş bulamadığından bunalıma girmektedir. 
 
Bu Devran Artık Böyle Gitmez
 
Varsayalım ki bu beylerin rüyaları gerçek olur da bu zadegân iktidarda kalırsa; 
·  Kredi borcu yüzünden icra gelmeyen hiçbir evin kalmadığını duyacağız, 
·  Her 2 kişiden 1'inin işsiz olduğuna şahit olacağız, kahvehanelerde yaşlılara yer kalmadığını çünkü üniversiteli işsizlerle dolu olduğunu göreceğiz, 
·  Her bir gence 10 polis gözetiminde üniversite sınavlarının yapıldığına şahit olacağız, 
·  Zenginlerin evleri önünde dilenen yoksullara polisin biber gazı sıktığını okuyacağız, 
·  AVM'lerin önünde bakkalların, kasapların, manavların, terzilerin dilencilik yaptıklarını göreceğiz, 
·  Boşanma oranlarının evlenme oranlarının üstüne geçtiğini duyacağız, 
·  Köylerde üç beş yaşlıdan başka kimsenin kalmadığını göreceğiz, 
·  Elimizde kalan fabrikalarımızın isminin de gâvurca olduğuna şahit olacağız, 
·  Başbakan'ın Uganda Cumhurbaşkanına "One minute" dediğini duyacağız, 
·  BOP sayesinde komşu ülkelerimizin sayısının 2 katına çıktığını göreceğiz, 
·  Başbakanın çocukluk arkadaşı, mahalleden arkadaşı, askerlik arkadaşı, belediyeden arkadaşı ve şoförlerinden başka hiç kimsenin milletvekili olamadığını göreceğiz. 
 
Bu devran böyle gitmez. 
 
Bu sözler, AKP zihniyetine "Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular." diyen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un 2011 yılındaki bir konuşmasından alınmıştır. Yaşanan gelişmeler Sayın Kurtulmuş'un öngörülerini maalesef doğrulamaktadır. 
 
Evet, bu devran artık böyle gitmez, AKP'nin sonu gelmiştir, kaçınılmaz son yakındır, bu da milletimizin ve memleketimizin hayrınadır. 

Kategori Siyaset

Buğdayın Verim ve Kalitesini Artıracak Gübreleme Projesi.

Kategori Tarım

AÜ Kalkınma Çalışmaları Araştırma Ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gülçubuk: "Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına da okullardaki gibi süt dağıtılabilir, bunun üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gerekir" "Mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 80'inin aylık gelirinin 750 TL'nin altında" 

Kategori Tarım

Finans sektöründe kadın çalışanlar yarıya yaklaştı

Finans sektöründe sayısı hızla artan kadın çalışanların oranı, 2013 yılı sonunda yüzde 48'i aşarak yarıya yaklaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Mali Aracı Kuruluş İstatistikleri verilerine göre, finans sektöründe 2013 yılında 17 bin 916 girişim faaliyette bulundu.

Finansal hizmet faaliyetlerinde 246 girişim, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 62 girişim, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 17 bin 608 girişim faaliyet gösterdi.

KADIN SAYISI ARTIYOR

Mali aracı kuruluşların ücretli çalışanlar toplamının yüzde 70.8‘i, toplam katma değerinin yüzde 83.7‘si bankalarda oluştu. Mali aracı kuruluşlarda ücretli kadın çalışan oranı yüzde 48.4 olarak gerçekleşti.

Mali aracı kuruluşlarda 2013 yılında ücretli olarak istihdam edilen kadın personel sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5.4 artışla 145 bin 758 oldu. Erkek personel sayısı ise bir önceki yıla orana yüzde 0.5 azalışla 155 bin 292 oldu.

Böylece 2012 yılında yüzde 47 olan ücretli kadın çalışan oranı yüzde 48.4 yükseldi, yüzde 53 olan ücretli erkek çalışan oranı ise yüzde 51.6'ya geriledi.


KATMA DEĞERDE FİNANS HİZMETLERİ ÖNDE 

Sektörde faktör maliyetiyle katma değeri 83.6 milyar lira olarak gerçekleşti. Mali aracı kuruluşlarda toplam katma değerin yüzde 91.2'si finansal hizmet faaliyetleri, yüzde 5.1'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetleri, yüzde 3.7'si ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde oluştu.

 

 

Kategori Ekonomi

Candan: Ülkenin yüzde 93'ü kentleşti, tarım yapabilecek kırsalın oranı..

Kategori Toprak

İŞTE BU ÜRETİMİN DEKARINA MANİSA’DA 135 TL DESTEK VERİLİYOR

Kategori Organik Tarım
Sayfa 1 / 5

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014