ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

TÜRKİYE İÇİN ÜRKÜTÜCÜ İDDİA

TÜRKİYE İÇİN ÜRKÜTÜCÜ İDDİA

Kategori Su & Sulama

Danimarka,AB politikalarında hangi konuyu referandumda götüryor.

Kategori A.B

SAVCININ ÇOCUĞUNA AŞI YAPTIRMAMA İLE İLGİLİ İŞTE MAHKEME KARARI

Kategori Sağlık

5 ilde uzun tarım bitkilerinin ekimi yasaklandı

Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay'ın sınır hattında uzun tarım bitkilerinin ekiminin yasaklandı.

Kategori Tarım

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,

Kategori Tarım

HÜCRE TEDAVİSİNDE DEV ADIM

Hücre Tedavisinde Dev Adım

Kategori Sağlık

Eker, 7. Büyükelçiler Konferansı'nda, bakanlığının çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İnsanların önemli bir kısmının, yaklaşık 1,5 milyar insanın obez ve tokluktan kaynaklanan sorunlarla boğuştuğuna dikkati çeken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, 1 milyara yakın kişinin de aç olduğunu belirtti.

Dünyada 1,3 milyar ton gıda maddesinin israf edildiğini söyleyen Eker, israf edilen gıdalar ile aç olan insanların doymasının mümkün olduğunu söyledi.

İnsanlığın bu sorunların farkında olduğunu, bu konulara ait başlıkların toplantıların gündemine geldiğini vurgulayan Eker, tarım ve gıda alanında da "tarım diplomasisi" alanı geliştiğini bildirdi. Eker, geçmişte ülkelerin gıda yardımlarını uluslararası bir araç olarak kullanırken, günümüzde bilgi ve tecrübe paylaşımı ve tarımsal ticaretin öne çıktığını belirtti.

Eker şöyle konuştu: "Tarımda küresel işbirliği bilgi ve teknoloji paylaşımının yanısıra bir çok ülke sınır ötesi yatırımlar yapıyor. Bu konu çok önemli. 41 ülke başka ülkelerde toprak kiralamış, 62 ülke ise topraklarını ikinci bir ülkeye kiraya vermiş durumda. Dünyada yaklaşık 203 milyon hektar tarım alanının uluslararası şirketlerce satın alındığı veya kiralandığı biliniyor. Dünyanın toprak bakımından en büyük 3 ülkesi bunların içinde. Çin, ABD Hindistan. Bunlar dışarıda başka ülkelerde arazi kiralayanlar veya satın alanlar arasında. Kiralanan toplam tarım arazisinin yüzde 70'i 11 ülkede bulunuyor ve bu 11 ülkenin 7'si dünyada en fazla açlık sorunu yaşayan ülke. Bütün bunları bizim takip etmemiz, izlememiz, gerekirse pozisyon almamız gerekiyor."

Kimsenin artık kendi ülkesindeki toprakla yetinmediğini ifade eden Eker, kendini emniyete almak için başka ülkelerde arazi kiraladığını veya satın aldığını bildirdi. Eker, gıda ve tarım sektörüne ilişkin bilgiler de vererek, 2013 yılı itibariyle, nüfusun yaklaşık yüzde 23'ü, istihdamın 6 milyonu, milli gelirin yüzde 7,4'ü, ihracatın yüzde 11,7'si ve ithalatın da yüzde 6,7'sinin tarım sektörüne ait olduğunu söyledi. Türkiye'deki bitki çeşitliliğinin tanıtımı amacıyla bir çok projelere imza attıklarını dile getiren Eker, uluslararası standartlara sahip Türkiye'nin Milli Botanik Bahçesi'nin bir bölümünü bir kaç ay sonra hizmete açacaklarını bildirdi.

Expo 2016 Antalya'ya ilişkin bilgiler Eker. Türkiye'nin ilk expo etkinliği olan "Expo 2016 Antalya" hakkında da bilgiler vererek, bu etkinlik ile Türkiye'nin hem kültürünü hem biyoçeşitliliğini hem de tarımla ilgili potansiyelini anlatmış olacaklarını söyledi. Expo kapsamında bin 121 dekar alan üzerinde çalışmaların yapıldığına dikkati çeken Eker, buradaki yatırımların 2016'dan sonra da etkin olarak bir çok amaç için kullanılabileceğini ve Türkiye'ye gelir kazandırmaya devam edeceğini bildirdi.

Bakan Eker,etkinliğe katılıma ilişkin "Bir yıllık süre içerisinde 189 ülkeye davet mektubu gönderdik, 75 ülke ile iletişim sağlandı, 22 ülke katılacağnı bildirdi, 34 ülke katılım şartları ile ilgili bilgi istedi, bunlar değerlendirme aşamasında" dedi. En fazla ülke katılımı olan botanik exposu olma hedefini benimsediklerini ifade eden Eker, hedef ülkeleri seçtiklerini söyledi. Her kıtadan ülkenin ekonomik, biyoçeşitlilik ve turizm gibi özelliklerinin incelendiğini, bahçecilikte gelişmişlik durumunu dikkate aldıklarını belirten Eker, zaman talep edilen ve hiç yanıt alınamayan hedefte 46 ülke olduğunu söyledi.

Eker, henüz cevap vermemiş olan ülkelerin büyükelçilerinin bunları takip etmesinde yarar olduğunu ifade ederek, ABD ve İtalya'nın değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Büyükelçilere seslenen Eker, bu 46 ülkede temaslarını yoğunlaştırmalarını arzu ettiğini söyledi.

Eker, beklentilerinin, expo tanıtımının ülkelere yapılması ve sunulan davete olumlu bir şekilde cevap vermeleri açısından davetlerin hatırlatılmasını ve tekrar iletişim kurmalarını istediklerini bildirdi. Türkiye'nin G20 başkanlığını devralması sebebiyle bu ülkelere özel önem verilmesini istediklerinni altını çizen Eker, AB ülkelerinden de katılımın sağlanmasının önemli olduğunu, an itibariyle sadece Bulgaristan'dan pozitif yanıt aldıklarını söyledi.

Uluslararası Çiçek Ticaret Birliği'nin katılım sayısının artırılmasının önemli olduğunu, buradan Japonya ve Kenya'nın katılmasının önemli olduğunu belirten Eker, FAO ve UNICEF'in aktif katılım sağlayacağını kaydetti.

Ülkelerden tecrübe paylaşımı talebi Bakan Eker'in konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam eden toplantı ile ilgili edinilen bilgilere göre, Güney Kore, Brezilya, Namibya, Malta ve Bruney diplomatları kendi ülkelerindeki tarım bakanlarının Türkiye'nin tecrübesinden istifade etmek için sürekli kendileriyle temasları olduğunu ve tarım bakanlığı yetkililerini kendi ülkelerine davet ettiklerini bildirdi.

Bakan Eker ise bu yorumların üzerine 12 yılda Türkiye'de tarım alanında devrim niteliğinde projeler yaptıklarını dile getirerek, bu ülkelerin tarım bilgi sistemlerini kurmalarında, kırsal kalkınma projelerinin hazırlanmasında bilgi ve tecrübelerimizi seve seve paylaşabileceklerini ifade etti.

 

 

Kategori Tarım

GIDA DA PESTİSİT KALINTISI VE SAĞLIK

GIDA GÜVENLİĞİ VE TARIMSAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ RAPORU Gıdada Pestisit Kalıntısı ve Sağlık

KOOPERATİFLER KAPİTALİST SİSTEME HİZMET ETMEMELİ

Tayfun Özkaya

Kooperatifler kapitalist sistemin sınırları içinde kalmayı kabul ederlerse çiftçiler ve tüketiciler için bir kurtuluş söz konusu olmaz. Diyelim ki köyde süt üreten bir çiftçisiniz. Köyde üye olduğunuz kooperatif; yemi fabrikalardan toptan alıyor, böylelikle piyasadan biraz daha ucuz bir yem elde ediyorsunuz. Sütünüzü de sizden alıp soğutuyor ve büyük süt ve süt ürünleri şirketine satıyor. Kooperatif üyesi olmayan bir çiftçiye göre durumunuz biraz daha iyidir. Ancak her geçen gün yem fiyatları artıyor. Süt şirketi de sütü kooperatifin elinden ucuza almak için uğraşıp duruyor. Süt alanında çalışan şirketler artık piyasada çok güçlüler. Ülkeyi kendi aralarında paylaştılar. Fiyat konusunda anlaşıyorlar. Kooperatif veya diğer çiftçiler bir yerde empoze edilen fiyatı kabul etmek zorunda. Fabrika yemi üretimde esas olduğundan sütünüzde omega 3 ve konjige linoleik asit düşük düzeyde hatta hiç yok. Bu süt ve bundan yapılan yoğurt veya peynir sizi kalp ve damar hastalıkları, beyin ve sinir hastalıklarına (alzheimer ve parkinson gibi) açık hale getiriyor. Ayrıca sizi kanser gibi hastalıklardan yeterince korumuyor. Bu durumda sizin ürünleriniz tüketiciyi de korumuyor. Ayrıca tüketici süt ve ürünlerini marketlerden aldığından çiftçinin eline geçen fiyatın epeyce üstünde bir fiyatla bu ürünleri almak zorunda. Kooperatif sütü kendi işlerse, piyasadaki derecesi biraz daha yükseliyor, ancak gene de zincir süper marketlere muhtaç durumda. Onlar epeyce güçlü olduklarından kooperatif hegemonya duvarını aşamıyor. Kısacası ortak olduğunuz kooperatif sistemin ağlarından kurtulmuş değil. İktidara hâkim olan şirketler ise çiğ sütün satışına yasaklar getirmek, devletin verdiği çiftçi desteklerini kendileri için yarayışlı hale getirmek gibi araçları kullanarak hegemonyasını sürekli pekiştiriyor. Bu durumda sistemin kurduğu oyunun kurallarını reddedip başka bir oyun oynamaya çalışmak gerek. Sistemin içinde oyununu oynamaya çalışan kooperatifler büyüseler, devleşseler bile ne çiftçiye ne de tüketiciye yararlı olamıyorlar. Dünyada şu anda çokuluslu şirket gibi çalışan bazı şirketlerin kökende kooperatif olduklarını biliyoruz. Ülkemizde de bu yönde gelişen kooperatifler var. Üretim ve pazarlama yöntemleri ne insana ne de doğaya dost değil.

 

Bu durumun farkına varan bazı kooperatifler yeni bir yol seçiyorlar. Bu kooperatiflere ekolojik kooperatifler deniyor. Fransa’da bunlar kendilerine biyo-kooperatif demekte. Sütü örnek almaya devam edersek bu kooperatifler yoğun yem (fabrika yemi) yerine meraları tercih ediyorlar. Merayı güçlendirmeye çalışıyorlar. Böylelikle hem yem masrafları düşüyor hem de süt veya peynir insan sağlığına çok yarayışlı bir hale geliyor. Diğer yandan ürünlerini tüketim kooperatifleri, topluluk destekli tarım grupları, çiftçi pazarları veya internet yoluyla doğrudan tüketiciye ulaştırmaya çalışıyorlar. Tüketicilerle ittifaklar oluşturuyorlar. Çiftçi sistem içinde bir yandan ürünlerinden ellerine geçen fiyatların düşmesi veya yeterince artmaması, diğer yandan ise artan girdi fiyatlarından (yem, mazot, gübre, ilaç vb.) oluşan bir makas arasında ezilmekte. Ekolojik kooperatifler işte bu makasın iki kanadını açmaya çalışıyorlar. Bunları yapmanın kolay olduğunu kimse söylemiyor. Ancak diğer yolun sonu çiftçilerin şirketlerin kölesi haline gelmesi olacak. Güya modern üretim, süt üreticilerini her gün yeni bir girdiyi kullanmaya teşvik ediyor. Bu süreç onları iflasa sürüklüyor. Burada başka bir teknoloji mümkün diyoruz. Örneğin küçük kooperatifler bile artık sütleri pastörize edebilirler. Mutlaka fabrika kurmak gerekmez. Artık küçük pastörizasyon makineleri var. Böylelikle küçük kooperatifler çiğ süt değil pastörize süt satabilirler. Ülkemizdeki kooperatifler büyük borçlar altına girerek yatırımlar yapıyorlar. Bunların önemli bir kısmı iflas etti ve şimdi şirketlerin eline geçti. Başarılı olanlar da bıçak sırtındalar ve ürünleri ekolojik değil. Ekolojik kooperatifleri (veya biyo- kooperatifleri) merak eden kooperatifçi var mı acaba?           

Kategori Tarım

Şok gelişme! Ordu harekete geçti!

Kategori Dünya

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014