ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

5 BİN TL'YE SATILAN SÜT

ORDU’da Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Necati Aydın, Türkiye’de az sayıda arıcı tarafından yılda yaklaşık 60 kilogram üretilen arı sütünün kilosunun 3- 5 bin TL’den satıldığını söyledi.

Aydın, "Arı sütünün yaygınlaştırılması amacıyla Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı (DOKAP) tarafından hazırlanan proje kapsamında arıcılara eğitim veriliyor" dedi.

Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Necati Aydın, Türkiye’de 6.5 milyon arı kolonisinde 55 bin profesyonel arıcı tarafından yılda yaklaşık 94 bin ton bal üretimi yapıldığını, arı sütü üretiminin çok düşük olduğunu söyledi. Arı sütü üretiminin çok zahmetli olduğunu, bu nedenle üretiminin zor gerçekleştiğini vurgulayan Aydın, şöyle konuştu:

"5 bine yakın Ordulu gezginci arıcımız yaklaşık 600 bin arı kolonisinde 24 bin ton civarında bal üretimi gerçekleştiriyor. Türkiye’de en fazla bal üretimini yine Ordulu gezginci arıcılarımız yapıyor. Ordu, bal üretiminde birinci sırada. Türkiye’de yaklaşık 60 kilo kadar arı sütü üretildiğini biliyoruz. Çok zahmetli bir iş olduğu için arı sütü üreten de çok az. Kendi ihtiyaçlarına göre kilogramın altında arı sütü üretenlerde var. Ordu’da 5-6 gezginci arıcımız yılda 5 kilogram arı sütü üretimi yaparak bunu perakende olarak kilosu 3-5 bin TL arasında satıyor. Arı sütü genelde kilo değil gram işi satılıyor."

Aydın, Türkiye’de arı sütü üretiminin yetersiz ve pahalı olması nedeniyle Çin’den çok ucuza ithal edildiğini, DOKAP Projesi kapsamında üretimin yaygınlaştırılmasına çalıştıklarını vurguladı. Aydın, şunları söyledi:

"DOKAP tarafından hazırlanan proje kapsamında arıcılara eğitim veriliyor. Pilot il olarak Düzce’de arı sütü üretimi başladı. Ordu’nun da içinde yer aldığı 8 ilimizde DOKAP arıcıları eğitmeye devam ediyor. 3 yıl sürecek eğitim sonrasında bu arıcılarımız arı sütü üretimi yapabilecek. 8 ilimizde üretime bir yıl sonra geçilmesi planlanıyor. Arı sütü Türkiye’de az üretildiğinden gramla satılıyor. Çin’den ithal edilip satılıyor. Arının ırkı, hava şartları, mevsimsel koşullar arı sütü üretimi için çok önemli. 40-50 kovandan bir sezon boyunca ancak 1 kilogram kadar arı sütü üretilebiliyor." 

"SAĞLIK AÇISINDAN ÇOK FAYDALI"

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Özgür Enginyurt ise, arı sütünün oldukça düşük vitamin içeriğine sahip olması dolayısıyla günde 5-10 gram alındığında dahi günlük vitamin ihtiyacının 5’te 1’ini karşıladığını, tek başına bir vitamin takviyesi olarak düşünülemeyeceğini söyledi. Birçok araştırmada arı sütünün antibakteriyel aktivite gösterdiği sonucuna ulaşıldığını belirten Yrd.Doç.Dr.Enginyurt, şöyle devam etti:

 

"Yapılan araştırmalarda arı sütünün sağlık açısından birçok faydası ortaya çıkarılmıştır. Arı sütü bağışıklık sistemini destekler, hücre yenileyici özelliğe sahiptir. Hormonları ve metabolik işlevleri düzenler. Kolesterolü düşürücü etkisi vardır. Bedensel ve zihinsel yorgunluğa karşı enerji kaynağı olup vücuda zindelik kazandırır. Karaciğeri kuvvetlendirir, kansızlık sorununda yardımcı olur. Hafızayı kuvvetlendirir, yetersiz beslenmeden doğan eksikliği giderici güçlü besleyici özelliği vardır."

Kategori Gıda

BAYRAM İÇİN ÇİKOLATA , ŞEKERLEME ALIRKEN ŞUNA MUTLAKA DİKKAT ETMELİ

İŞTE BU CİHAZ KANSER YAPIYOR !

İŞTE BU CİHAZ KANSER YAPIYOR !

Kategori Sağlık

ASELSAN'IN TARIMLA İLGİLİ ÇIĞIR AÇACAK ÇALIŞMASI

Kategori Tarım

GIDATARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’NA 2071 PERSONEL ALINACAK

KUŞ GRİBİ ENDÜSTRİYEL TAVUKÇULUKLA İLGİLİDİR

Prof.DR.Tayfun Özkaya

Kuş gribinin büyük endüstriyel tavukçuluk işletmelerinde patladığını izliyoruz. Buna rağmen sorunun hâlâ küçük işletmelerden, ev tavukçuluğundan kaynaklandığı yolunda bir algı yaratılmak isteniyor.           

Tekrarlayalım. Dev işletmelerle bu tür yeni ve insandan insana yayılma özelliği kazanan kuş gribi veya domuz gribi arasında sıkı ilişkilerin olduğu bir gerçektir. Örneğin Amerika Bilimin İlerlemesi Derneğinin 2008 yıllık konferansında, üye araştırmacılarından Danielle Nierenberg şunları söylemişti:

            “Küreselleşmiş tavuk ticareti ve büyük kentlere yakın olan büyük boyutlu endüstriyel çiftlikler kuş gribi virüsünün yayılmasında büyük ölçüde sorumludur. Buna karşılık köy tavukçuluğu adaletsiz bir şekilde hedef haline getirildi.”

            Bazılarımız ise kuş gribini bir komplo teorisi anlayışı içinde ele alıyor. Komplo yok. Ancak mademki bu hastalık var, bu vesile ile kalmışsa köy tavukçuluğunu silme arzuları yeniden depreşiyor. Eğer köy tavuklarında bu olay görülüyorsa bunlar olayın kaynağı değil, mağdurudur. Gezen tavukçuluk yapanlara çevrelerinde salgın varsa, tehlike geçinceye kadar tavuklarını açığa çıkarmamaları veya tel örtü altında gezdirmeleri önerilebilir.

            Geçmiş yıllarda ortaya çıkan kuş gribi sorunu bazılarına bu vesile ile köy tavukçuluğundan kurtulma fikrini akıllarına getirmişti. Mısır, Tayland ve Türkiye’de ilginç bir biçimde tarım ve sağlık bakanları köy tavukçuluğu aleyhine açıklamalar yapmışlardı. Köylüler hiç neden olmadıkları bir sorunun kurbanları haline getirildiler. Dev işletmelerin ilerleme olduğuna iman etmiş kişiler onca veriye rağmen tuttukları yola devam ettiler. Birçok çiftçi kuruluşu da temelinde köylü düşmanlığı yatan bu açık köy tavuğu düşmanlığı karşısında seslerini çıkarmadı.

 

            Ziraat, veteriner ve sağlıkla ilgili meslek odalarının çoğunun bu olayda büyük tavuk işletmelerine parelel bir görüş içinde olmaları kabul edilebilir bir durum değildir. 

Kategori Sağlık

ÖKSÜRÜK ŞURUPLARI İŞE YARIYOR MU ?

ÖKSÜRÜK ŞURUPLARI İŞE YARIYOR MU ?

Kategori Sağlık

ASKİ BAŞKENT’İN SUYUNA NE DEDİ ?

ASKİ Genel Müdürlüğü ve Ankara İl Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından rutin analizleri yapılan Ankara’nın şebeke suyu, yine tertemiz pırıl pırıl çıktı. 
ASKİ’nin kentin çeşitli noktaları ile İvedik Arıtma Tesisleri çıkışlarından aldığı Kasım ayı su numunelerinin analiz sonuçları açıklandı. Analiz sonuçlarına göre; Başkentlilerin musluklarından akan içme suyunun tertemiz, kaliteli ve içilebilir nitelikte olduğu bir kez daha kanıtlandı.
Şehre verilen içme suyunun her zaman olduğu gibi yine temiz ve pırıl pırıl olduğunu belirten ASKİ yetkilileri, “Başkentliler, musluklarından akan suyu tereddüt etmeden güven içinde kullanabilirler” dediler. 
Başkent’in içme ve kullanma su ihtiyacını karşılayan ASKİ’nin, 1179 noktadan numuneler aldığını hatırlatan yetkililer, numunelerin fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik analizleri yapılarak, suyun kalitesinin kontrol altında tutulduğunu kaydettiler.

-BİR KEZ DAHA BELGELENDİ
Başkent’in farklı noktalarından bir ay süresince alınan su numunelerinin fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik analizleri laboratuarlarda gerçekleştirildi. Kasım ayında yapılan bu analizler sonucunda Başkent içme suyunun standartlara uygun olduğu bir kez daha belgelendi.

-DEĞERLER VE MİNERAL NİTELİKLERİ 
ASKİ’nin Ankara’ya şebeke suyu sağladığı İvedik Arıtma Tesisi çıkışında su değerleri ve bazı minerallerin nitelikleri şöyle:

-Bulanıklık değeri 0.20 olarak tespit edildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bulanıklık değerinin üst sınırını 5, TS 266 ya göre 1.0, Sağlık Bakanlığı ise üst sınırı 1.0,
-Sertlik (Ph) değeri; 7.99 olarak tespit edildi. WHO’ya göre Ph değerleri 6.5 – 8.5, TS 266’ya göre 6.5 – 9.5, Sağlık Bakanlığı’na göre ise 6.5 – 9.5 arasında,
-Sülfat değeri (mg/l) 107.5, Klorür değeri ise 64.3 olarak ölçüldü. WHO, TS 266 ve Sağlık Bakanlığı’nın hem sülfat hem de klorür için belirledikleri ortak üst sınır değeri 250,
-Sodyum değeri (mg/l) 43.1 olarak görülüyor. WHO’nun,TS 266 ve Sağlık Bakanlığı’nın sodyum için belirledikleri ortak üst sınır değeri 200.
-Kalsiyum değeri (mg/l) 43, magnezyum ise 12.8 olarak ölçüldü. İçme suyu ile ilgili uluslararası ve ulusal değerlendirmelerde herhangi bir sınır değer istemeyen yararlı minerallerdir.

 

 

 

Kategori Çevre

İÇME SULARINDA YENİ DÜZENLEME DAMACANALARA KIYAK

Kategori Su & Sulama

TRANSYAĞLARDAN NE KADAR YENMELİ?

Anadolu Ajansı’ ndan Yeşim Sert Karaaslan’ ın “Gıdalardaki trans yağlar azaltılacak” başlıklı haberinde Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’ nun (THSK), “ciddi bir sağlık sorunu” olduğuna dikkat çektiği obeziteyi “önceliklenen” konular arasına aldığını öğreniyoruz.

Obezite ile mücadelede sadece trans yağlara karşı çıkmak yeterli değil.

Trans yağların “gerçek anlamda sıfırlanması” yerine “azaltılmasının” hedeflenmesi de yanlış bir iş.

Endüstri tarafından maniple edilen tıbbi fetva kurumu FDA bile dayanamadı ve senelerdir “en sağlıklı yağ” diye yedirilen “suni trans yağların tamamen yasaklanması” için harekete geçti.

FDA, tatlılar, dondurma, mikrodalga fırın mısır patlağı, dondurulmuş pizza, margarin, kahve kreması gibi işlenmiş ürünlerde bulunan “suni trans yağların” bundan böyle “hiç kullanılmamasını” teklif ediyor (2).

Bağımsız bir kurum olan Tıp Enstitüsü (Institute of Medicine=IOM), suni trans yağların bilinen bir faydası ve bunlar için bir emniyet sınırı olmadığını bildiriyor ve bu yağların olabildiğince az tüketilmesini tavsiye ediyor (3).

Golomb diyor ki: “Trans yağlar hazır gıdaların raf ömrünü uzatıyor ama sizinkini kısaltıyor!” (4).

Gerçek manada sıfırlanma şart

Gerçek manada sıfırlanma, gıdalarımızda trans yağların gerçekten “hiç bulunmaması” demek.

Etiketinde trans yağ miktarı “zero” yazan ürünlere aldanmamak gerekiyor.

Çünkü birçok ülkede 100 gram yağda 0.5 gramdan daha az trans yağ bulunan yiyecekler için “zero” ifadesi kullanılabiliyor.

Trans yağların, çorbadan salata sosuna kadar yüzlerce hazır gıdada olduğu dikkate alındığında büyük ölçüde hazır gıdalarla beslenen insanların ne kadar çok trans yağ aldıkları rahatça anlaşılır.

Mesela, bir porsiyonunda 0.5 gram trans yağ bulunan bir patates cipsinin bir paketinde üç porsiyon var ve bunun hepsini yiyen bir kişi farkında olmadan 1.5 gram trans yağ almış oluyor.

Aldatmacalara hayır!

Bir başka aldatmaca da gıdaların etiketlerine trans yağ yerine insanlara daha yabancı olan “kısmen hidrojenize” veya “PHO” gibi ibarelerinin konması.

Birçok kişi, kısmen hidrojenize yağ veya PHO’ nun aslında trans yağdan başka bir şey olmadığını bilmeyebilir.

Bunlar tüketiciyi aldatmaktan başka bir şey değil!

Tabii trans yağlar zararlı değil aksine faydalı

Sentetik trans yağlarla “tabii trans yağları” birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Süt, peynir, yoğurt ve tereyağı gibi ürünlerde bulunan “trans-palmitoleik asit” veya “trans-palmitolat” vücut tarafından üretilmiyor.

Trans-palmitoleik asit hidrojenize bitkisel yağlarda bulunan “sentetik trans yağlar” gibi kalp hastalıklarına yol açmıyor, tam aksine kalp sağlığını destekliyor.

Trans-palmitoleik asidin “anti-mikrobiyal” etkileri de var ve hücre haberleşmesinde de anahtar rolü bulunuyor.

Harvard’ lı uzmanlar tarafından yapılan araştırmada mandıra ürünlerinde tip 2 diyabet riskini azaltan “tabii trans yağlar” tespit edildiğini de hatırlatmak isterim.

Gelelim neticeye

THSK’ na birkaç tavsiyem var:

BİR: Sadece trans yağı azaltmak fazla bir işe yaramaz. Hedef gerçek manada sıfır trans yağ olmalı!

İKİ: Vatandaşın sızma zeytinyağı ve köy tereyağına ulaşımı kolaylaştırılmalı!

ÜÇ: Okullarda süt yerine “ayran, yoğurt, peynir” dağıtılması sağlanmalı!

DÖRT: Rafine şeker, un ve tüm işlenmiş, paketlenmiş, katkı maddeleri bulunan tüm “hazır gıdalara” karşı çıkmadan obezite ile mücadele sadece “göstermelik” olur.

Prof Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

 

 

Kategori Sağlık
Sayfa 1 / 14

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014