ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

DİYARBAKIR VE AKSARAY 'DAN TARIMA BAKIŞ

Kategori Hayvancılık

BAKLİYAT ÜRETİMİNDE NE DURUMDAYIZ !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "2016 Uluslararası Bakliyat Yılı" kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilki olan ve ev sahipliğini Bakanlığın üstlendiği tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Eker, "Toplam 806 bin hektar alanda kuru baklagil üretimi yapılıyor. Son 6 yılda toplam kuru baklagil üretimimiz yüzde 20 arttı" ifadeleri kullandı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Mehmet Akif Ersoy Konferans salonunda düzenlenen toplantıya sektörün önemli isimleri katıldı. Davetlilerden beslenme profesörü Ayşe Baysal, TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Mahmut Arslan ve Dünya Bakliyatçılar Birliği Başkanı Hakan Bahçeci'nin yaptığı konuşmalardan sonra söz alan Bakan Eker, Türkiye'nin girişimi ile Birleşmiş Milletlerin 20 Aralık 2013 tarihindeki genel kurulunda 2016 yılını "Uluslararası Bakliyat Yılı" ilan edildiğini söyledi.

1 yıl boyunca bakliyatın önemini gerçekleştirecekleri organizasyonlarda anlatacaklarını ifade Bakan Eker, "nohut oda bakla sofa" gibi deyimlerin Anadolu kültüründe yer aldığını hatırlattı. Bakan Eker, bakliyat ürünlerinin diyabetin önlenmesinde son derece etkili olduğunu dile getirerek, yılda 1 trilyon dolar değerinde 1,3 milyon ton gıdanın israf edildiğini, buna rağmen yılda 800 milyondan fazla insanın da yatağa aç gittiğini belirtti. Sadece insan ve hayvan beslenmesindeki değeri için değil, baklagillerin aynı zamanda münavebe bitkisi olarak kullanıldığını ifade eden Bakan Eker, ürün grubunun topraktan aldığı besin elementini baklagilin toprağa geri verdiğini, toprağın beslenmesinde çok önemli olduğunu, kimyasal gübreye ihtiyacın kalmadığını bildirdi.

"Dünyada 66 milyon ton baklagil üretiliyor"

Bakan Eker, 2016 Uluslararası Bakliyat Yılı faaliyetlerine yönelik 3 başlık altında eylem planı hazırladıklarını vurgulayarak, bunlardan birincisinin Ar-Ge çalışmaları ile üretimin artırılması, ikincisinin tüketimin arttırılması, üçüncüsünün de baklagillerin tanıtılması olduğunu bildirdi. Yeni bir beslenme kültürü geliştirmek gerektiğinin altını çizen Bakan Eker, "Eğer biz, kendi imkanımızı, kendi gücümüzü, kendi zenginliğimizi, kendi değerlerimizi geliştirmezsek, buradan yeni ürünler geliştiremezsek, o zaman küresel fast food kültürünün tesirinde kalırız ve o bizi alıp götürür. O zaman hem değerlerimizi kaybederiz hem de pek çok manada sağlığımızı kaybetme riski ile karşı karşıya kalırız" diye konuştu. "İnsanlığın 21. yüzyılda beslenme reçetesi bu coğrafyadan çıkacaktır" diyen Bakan Eker, baklagil üretimine ilişkin şu bilgileri verdi: "Dünyada 73 milyon hektar alanda yaklaşık 66 milyon ton baklagil üretiliyor. Dünyada bakliyat üretiminde Hindistan, Çin, Brezilya, Avustralya, Kanada, Myanmar önde gelen ülkeler. Piyasa değeri yaklaşık 40 milyar dolar piyasa gelirine sahip ürün grubu. Türkiye dünya mercimek üretiminde 3'üncü, nohut üretiminde 4'üncü, kuru fasulye üretiminde 23'üncü sırada, payı yüzde 1 civarında. Dünya bakliyat ticareti içerisindeki payımız da yüzde 3 düzeyinde. Baklagiller tane bitkileri içeresinde tahıllardan sonra Türkiye'de ikinci en büyük ürün grubu. Toplam 806 bin hektar alanda kuru baklagil üretimi yapılıyor. Son 6 yılda toplam kuru baklagil üretimimiz yüzde 20 arttı."

"Türkiye net ihracatçı olma konumunu bu yıl da sürdürüyor"

Bakan Eker, baklagillere desteği 2008 yılında ilk defa kendilerinin başlattıklarını dile getirerek, arazi toplulaştırma ile ilgili çalışmalar yaptıklarını, Türkiye tarımına yapılan en büyük iyiliğin, yatırımı, sigorta poliçesinin toprakların bölünmesinin önüne geçilmesi olduğunu söyledi. Sertifikalı tohumu, destekleme kapsamına aldıklarını hatırlatan Bakan Eker, bunun verimi artırdığını, son 10 yılda kırmızı mercimekte verim artışının yüzde 28, kuru fasulyede yüzde 65, nohutta yüzde 23 olduğunu vurguladı. Türkiye'nin tarım ihracatının 2014 yılında 2013 yılına göre yüzde 6,1 oranında artış sağlayarak 18 milyar dolar olduğuna dikkati çeken Bakan Eker, "Tarımsal dış ticaretinde Türkiye net ihracatçı olma konumunu 2014 yılında da sürdürdü" dedi. Eker, bakliyat üretiminde desteklerinin sürdüğünü dile getirerek, şunları kaydetti: "2008'den bugüne kadar 446 milyon lira prim desteği ödedik. 2015 yılı ürünü için prim desteğini yüzde 100 artırdık. Baklagillerde sertifikalı tohum kullanım desteğini de yüzde 20 artırıyoruz. Bu da önemli bir konu. Bu destekler önümüzdeki yıl mercimekte maliyetlerin yüzde 27'sini, nohutta yüzde 18'ini destek olarak karşılıyoruz. Mercimek üreten çiftçi 100 lira harcıyorsa 27 lirasını bizden destek olarak alıyor. Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi ve IPARD kapsamında baklagil ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve ambalajlanması yatırımlarına da hibe desteği sağlıyoruz. Burada 168 adet baklagil projesine 38,4 milyon lira hibe ödedik. Toplamda baklagillerle ilgili 173 projeye 40 milyon lira hibe destek sağladık."

Bakan Eker, 2016 Uluslararası Bakliyat Yılı dolayısıyla, uluslararası düzeyde toplantı, konferans ve kongreler düzenleneceğini, bakliyat tüketiminin artırılması için kamu spotları hazırlanacağını, baklagillerden yapılan yemeklerin tariflerinin yer aldığı kitapların dağıtılacağını, Sağlık Bakanlığı ile yapılacak ortak çalışmalarla yetersiz ve dengesiz beslenme ve obezite gibi sağlık problemlerinin önüne geçilmesi amacıyla programlar gerçekleştirileceğini kaydetti.

"Bakan Eker, 22 ton bakliyat taşıyan tırı uğurladı"

Bakan Eker, konuşmasının ardından Bakanlığın Kreş ve Gündüz Bakımevi'nde eğitim gören kız çocuklarının bakliyatları temsil eden kıyafetleriyle yaptıkları gösteriyi izledi. Çocuklar söz konusu temada yaptıkları resimleri Bakan Eker'e hediye etti. Prof.Dr Ayşe Baysal'a etrafında baklagillerin bulunduğu bir çerçeve içerisindeki teşekkür mektubunu sunan Bakan Eker, daha sonra, toplam 22 ton bakliyatın bulunduğu tırı uğurladı. Bakan Eker, Orta Doğu'da zulümler nedeniyle ülkelerinden kaçarak göç eden komşu halkların Türkiye'ye sığındığına dikkati çekerek, tırdaki yardım paketlerinin AFAD tarafından Türkmeneli Derneği aracılığıyla Suriye ve Telafer'den Türkiye'ye göç eden ailelere dağıtılacağını bildirdi. Etkinlikler kapsamında Türkiye Aşçılar Federasyonu şeflerinin bakliyat kullanılarak hazırladıkları yemeklerin yer aldığı stantları gezen Bakan Eker, yapılan tatlıların tadına baktı ve bir şefin rehberliğinde bakliyatları kullanarak salata yaptı. Bakan Eker, çiftçi kadınlarla da fotoğraf çekindi.

BAKLİYATA PARASAL DESTEK ARTACAK

 

 

 

Kategori Tarım

BUGÜNLERDE ARMUT TÜKETELİM NEDEN Mİ?

BUGÜNLERDE ARMUT TÜKETELİM NEDEN Mİ?

İNSANLAR NİÇİN SÜT İÇER? ARKEOLOJİDE SÜT

İnsanlar neden süt içer? Arkeolog ve genetik bilimciler, yetişkinlerin süt içmelerine izin veren mutasyonların insan genomundaki en güçlü seleksiyon altında olduğunu keşfettiklerinden beri bu soruya kafa yoruyor.

Bu mutasyonlar insan vücudunun sütten kesildikten çok sonra, bebeklikte laktoz süt şekerinin sindirilmesini sağlayan bağırsak enzimi laktozu üretmeye devam etmesini sağlıyor. Laktoz dayanıklılığına Kuzey Avrupa’da olduğu gibi sadece dünyanın bazı bölgelerindeki insanlar sahip.

Dünyanın birçok bölgesinde ise laktoz gerektiği gibi sindirilemediği için laktoz intoleransından kaynaklanan olumsuz durumlara meydana geliyor. 

Yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinde ise laktoz, işlemler sırasında azaltılıyor ya da kaldırılıyor. Örneğin peynirdeki laktoz, peynir altı suyu olarak domuzları veya başka hayvanları beslemek için kullanılıyor. 

 

Süt şekerini kaldırmak bu kadar kolaysa ve bu mutasyon sadece çiğ süt veya peynir altı suyu içerken gerekiyorsa süt neden bu kadar güçlü bir seleksiyon altında bulunuyor? 

 

 Uluslararası bir ekip alışılmadık bir kaynak yani antik bir kalsife diş plağı kullanarak bu soruya yeni yanıtlar sunmaya çalışıyor.

 

 İnsanların nasıl, nerede ve ne zaman süt ürünleri tükettiğini anlamak için tüketim kanıtını bireylere ve süt ürünlerine kaynak sağlayan hayvanlara bağlamak gerekiyor. Arkeologlar tarafından yapılan önceki araştırmalarda süt ürünlerinin kullanımına dair kanıtı tanımlamak için hayvan sürüsündeki yetişkin dişilerin sayısı veya bir kaptaki süt yağı gibi doğrudan olmayan göstergeler kullanıldı. 

 

 Eski dişler

 

Scientific Reports’da yer alan araştırmaya göre bu ekip önemli bir buluşa imza atarak, süt içmenin ilk doğrudan kanıtını bir insana ait mineralleşmiş biçimdeki dental plakta bulunan diş taşında buldu. İncelenen diş plağı Bronz Çağı’nda yaşamış bir insana ait. 

Oklahoma Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde araştırmacı ve bu çalışmanın yazarlarından biri olan Christina Warinner çalışmayla ilgili olarak şunları ifade ediyor; “Bu çalışma insanların beslenme şekli ve evrim arasındaki ilişkiyi anlamamız için önemli bulgular sağlıyor. Süt ürünleri neolitik dönem sonrası beslenmede görülen bir yenilik ve dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu laktozu sindiremediği için laktoz inetoleransına bağlı semptomlar gelişiyor.” 

 

 

 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılında Türkiye genelinde 5 ilde başlattığı hayvan başı sağlık ile süt analizi laboratuarı kurulması ve desteklenmesi çalışmaları Erzincan’da sonuç verdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılında Türkiye genelinde 5 ilde başlattığı hayvan başı sağlık ile süt analizi laboratuarı kurulması ve desteklenmesi çalışmalarıErzincan'da sonuç verdi. Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından hazırlanan ve Kuzey doğu anadolu Kalkınma Ajansı(KUDAKA)'nın desteklediği proje kapsamında kurulan Süt Analiz Laboratuvarı ve Süt Toplama Merkezi, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Ulaştırma ve Denizcilik Eski Bakanı Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan YardımcısıEkrem Erdem, Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, AK Parti Erzincan Milletvekili Sayın Sebahattin Karakelle, Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy, Kamu Kurum Amirleri, STK Başkanları, Süt üreticileri ve çok sayıda davetlinin katılımıyla hizmete açıldı.

Açılış konuşlarının yapılması ile başlayan törende konuşma yapan Vali Kahraman:Türkiye'nin son 10 yılda hayvancılık alanında çok büyük mesafe kat ettiğini ifade ederek;Ab uyum sürecinde kaliteli ve sağlıklı süt üretimi hayati önem taşımaktadır. Kaliteli bir sütte mililitredeki canlı bakteri sayısının 100 bin adetten az, somatik hücre sayısının ise 500 bin adetten az olması gerekiyor. Sütün pazarlanmasında bu kalite kriterlerinin her biri çok önemli. Bu laboratuvar üretilen sütün özelliklerini ortaya koymamız açısından çok önemliydi.Burada üretime açtığımız Doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinin tek süt analiz laboratuvarı ve süt toplama merkezi, Erzincan'ın marka şehir olma yolunda atılan önemli adımlardan biri olacaktır. Aynı zamanda hizmet ve ürün sektöründe projeleri olan girişimcilerin ufkunu genişletecek ve özgüvenini artıracaktır. Maddi destek sağlayan KUDAKA'ya insanımızın yaşamına ve değerlerine sunduğu katkıdan dolayı bu vesileyle teşekkür ediyorum." dedi.

Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri ve süt üreticileri birlikte açılış kurdelesini keserek açılışı gerçekleştirdiler. Açılış sonrası Laboratuarı gezen misafirler Laborantlardan çiğ süt analizindeki uygulamalar hakkında bilgi aldılar. Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından hazırlanan ve Kuzey doğu anadolu Kalkınma Ajansı(KUDAKA)'nın desteklediği 'Ürettiğim Çiğ Sütün Kalitesine Güveniyorum Projesi' kapsamında kurulan süt analiz laboratuvarı ve süt toplama merkezi Erzincan'ın yanı sıraErzurum, Bayburt, Trabzon, Gümüşhane, Artvin, Ağrı, Kars Ardahan ve Tunceli illerine de hizmet vereceği öğrenildi.

 

 

PEYNİR ALTI SUYU NELERE FAYDALI ?

PEYNİR ALTI SUYU NELERE FAYDALI ?

HAMİLELİKTE FISTIK TÜKETİMİ

Hamilelikte Neler Yemeli !

Kategori Sağlık

Burhaniye'de 4 yıldan bu yana başlatılan organik üretimde önemli gelişme sağlayan Kırtık köyü halkı, belediyenin verdiği stantta ürünlerini satmaya başladı. Içeriye 17 Kilometre uzaklıktaki Kırtık köyünde.

Yaz aylarında üretilen domates, biber patlıcan 1 gibi sebzeleri kendilerine ayrılan bölümde satan köylüler, şimdi de festival pazarında zeytinyağı, kuru fasulye, aday çayı ve çamfıstığı kozalağı gibi ürünler satmaya başladılar. Burhaniye de.

Şehit Turhan Bayraktar Parkı içinde düzenlenen Festival Pazarında stant açan Kırtıklılar ürünlerini satmaya başlarken, organik ürünler de ilgi gördü. Organik ürünleri tercih ettiğini anlatan Tüketici Mahmut Çoban.

" Organik ürünleri tercih ediyoruz. Burayı tercih ettik.

Organik ceviz aldık. İçimiz rahat rahat yiyeceğiz" derken.

Üretici İsmail Deniz de." Kırtık köyü kalkınma derneği olarak 4 yıldır organikteyiz.

Derneğimizi bu yıl kurduk. 3 yıl geçişteydik.

Bir yıl da aktif hale geldik. Derneğimizin yazın ürettiğimiz malların yeşilini satıyoruz.

Kışın da kurutulmuşlarını, belediyenin bizim için açtığı stantta insanların beğenisine sunduk. Pazar aşamasındayız.

Şu anda herkesten destek bekliyoruz" dedi. Üretici Necati inan ise.

" Yaşım 64. Biz köylüler olarak bu organiğe bel bağladık.

Bundan sonra da İnşallah iyi olmasını temenni ederim" dedi..

Organik ürünlerin yayarına inandığını anlatan Seviye Aküzüm de."Burhaniye'mizde zeytin festivali nedeniyle yapılan bu sergi çok güzel.

Özellikle organik besinlerin burada mevcut olmasından çok hoşlandım. Artık, bundan sonra gedeoiu ürünler yerine organik besine dönmek her zaman için çok yararlı.

 

Geleceğimiz için çok anlamlı çok yararlı. Teşekkür ediyorum" dedi.

Kategori Organik Tarım

KİŞİ BAŞI PEYNİR TÜKETİMİMİZ

Birçok göstergede Avrupa’nın yarısı düzeyini tutturamayan Türkiye, peynir tüketiminde Avrupa’yı yakalamış gözüküyor

Twitter, tam bir haber ajansı gibi çalışıyor. Saniyeler içinde yüzlerce tweet atılıyor. Pek çok farklı kaynaktan haberleri, güncel gelişmeleri takip edebiliyorsunuz. İşte geçtiğimiz günlerde bu tweetlerden bir tanesinde ilginç bir soru vardı. Soru şu: “Sizce dünyada en çok peynir tüketen ülke hangisidir? Merak uyandırıyor değil mi? İşte merak bu ya, ben de bunun araştırmasını yaptım. Aklıma “Türkiye’de kişi başı ne kadar peynir tüketiyoruz? Bu, Avrupa’da nasıl? En çok ve en az peynir tüketen ülkeler hangileridir? Dünya çapında, örneğin 2013 yılında kaç ton peynir ticareti yapıldı?” gibi sorular geldi. 

Tabii, burası Sağlık Notları köşesi olduğu için şu sorular da ardından geldi: Peynirin sağlığa faydaları nelerdir? Kalp, tansiyon, diyabet gibi hastalığı olan kişiler peynir tüketiminde nelere dikkat etmeli? Peynir, hangi hastalıklara iyi geliyor?... Tüm bu soruları Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği’ne (SETBİR) yönelttim. İlginç yanıtlar aldım. Hadi, anlatmaya başlayalım. Önce rakamlar. 

Ulusal Süt Konseyi verilerine göre 2013 yılı itibariyle Türkiye’de kişi başı peynir tüketiminin 16.5 kg. olduğu tahmin ediliyor. Peki, en fazla peyniri hangi ülke tüketiyor? Yanıt, sürpriz değil. Bütün Avrupa ülkeleri ve Amerika, kişi başına düşen en yüksek peynir tüketim miktarına sahip. Rakamları verelim. Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkede kişi başına düşen peynir tüketim miktarı ortalaması 17.01 kg. Bu, Amerika’da 15.07 kg. Yani Avrupalılar, Amerikalılar peynire bayılıyorlar diyebiliriz. Ancak rakamlar bir başka gerçeği daha ortaya koyuyor. Birçok göstergede Avrupa’nın yarısı düzeyi tutturamayan Türkiye, peynir tüketiminde Avrupa’yı yakalamış gözüküyor. Türkiye’de ortalamanın sadece 1 kilogram gerisinde bir tüketim var. Bu, Türkiye’nin Avrupa’nın birçok ülkesinden daha çok peynir tükettiğini de gösteriyor. 

Asya’da tüketim çok çok düşük 

En düşük kişi başı peynir tüketimi ise 2013 yılı için Filipinler ve Tayvan’da. Rakamlar da bunu gösteriyor. Örneğin Tayvan’da 2013 kişi başı peynir tüketimi 1.11 kg. Bu, Japonya’da 2.28 kg. Filipinlerde ise kişi başı peynir tüketimi sadece 0.18 kg. Daha önce Asya’da insanların daha fazla fast food yani hızlı tüketim gıdalarının içindeki (çoğunlukla pizza’da) peynir tüketiminin giderek popüler hale geldiğini okumuştum. Ancak Asyalılar hala peynire pek yüz vermiyorlar gibi görünüyor. 

Türkiye’de 193 çeşit üretim 

Bir başka ilginç veri daha var. SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Ilgaz’ın aktardığına göre dünyada toplam 2 bin ile 4 bin arasında peynir çeşidi olduğu biliniyor. Kafkas Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre de Türkiye’de 193 çeşit peynir üretimi gerçekleştiriliyor. 

Türkiye’de yıllar itibariyle üretimine paralel olarak tüketiminde de artış olan ve en yüksek pazar payına sahip peynir çeşidi hangisi dersiniz? Tabii ki, beyaz peynir. Son bir veri daha. Türkiye’de 2013 yılında toplam peynir üretimi miktarı 600 bin 266 ton. Peki, şimdi gelelim asıl meselemize. Nedir o? Tabii ki peynirin sağlığa faydaları. Nedir onlar? Peynirin faydaları çok ama biz en önemlilere dikkat kesilelim. 

 

 

Kategori Gıda

BALIK PULUNUN FAYDALARI

BALIK PULUNUN FAYDALARI

Kategori Gıda
Sayfa 1 / 6

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014