ALO TARIM Haber Portalınız

A+ A A-

KAYISI ÇEKİRDEĞİNE TALEP ARTTI

KAYISI ÇEKİRDEĞİNE TALEP ARTTI

Kategori Tarım

FINDIK DİP SÜRGÜNÜ TEMİZLİĞİNDE YENİ BİR YÖNTEM AZOTLU ÇÖZELTİ

Kategori Tarım

DÜZCE’DE AMERİKAN BEYAZ KELEBEĞİ MÜCADELESİ BAŞLADI

Kategori Etkinlikler

Düzce İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Harun Kabaoğlu, 2014 yılında yapılan faaliyetleri kamuoyuna açıkladı. Yapılan faaliyetler özet olarak;

Bitkisel Faaliyetler

Kategori Etkinlikler

Düzce’de Fındıkta Rekolte Tahmini Eğitimi Yapıldı

Kategori Tarım

FINDIK YEŞİL KOKARCASINA KARŞI DÜZCE’DE BİLİNÇLENDİRME

Kategori Etkinlikler

DÜZCE ' DE KADIN ÇİFTÇİLER EĞİTİLİYOR

DÜZCE ' DE KADIN ÇİFTÇİLER EĞİTİLİYOR

Kategori Etkinlikler

DÜZCE GTH İL MÜDÜRLÜĞÜ 2015 ARALIK AYI FAALİYETLERİ

Kategori Etkinlikler

2014 YILININ TÜRKİYE TARIMI

2014 Yılı Tarım Sektörü Değerlendirmesi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerde Rusya’nın buğday ihracatını durduğu haberlerinin piyasada sıkıntı oluşturduğunu ve ekmek fiyatları yükselecek mi diye endişeye neden olduğunu belirterek, “Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye’yi muaf tuttuğunu da, Türkiye’ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır.

Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerdeRusya'nın buğday ihracatını durduğu haberlerinin piyasada sıkıntı oluşturduğunu ve ekmek fiyatları yükselecek mi diye endişeye neden olduğunu belirterek, "Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye'yi muaf tuttuğunu da, Türkiye'ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır. Halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. Saydığım unsurlar 2015'i buğday açısından çok sıkıntılı geçirmeyeceğimizi göstermektedir" dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, TZOB Toplantı Salonu'nda 2014 yılını tarım sektörü açısından değerlendirdi. Tarım sektörünün 2013-2014 dönemini parlak geçirmediğini belirten Bayraktar, "Başta kuraklık ve don olmak üzere bu sene Türk tarımı doğul afetlerle boğuştu. Bunun doğal sonucu olarak da kayısı ve fındık başta olmak üzere birçok meyvede üretimde gerileme meydana geldi. Hububat üretimimiz bundan olumsuz etkilendi. Başta buğday ve arpa olmak üzere birçok ürünümüz maalesef bu doğal afetlerden zarar gördü. Kanatlı sektörü ve hayvancılık sektörü bu doğal afetlerden olumsuz etkilenmemiş görünüyor. Bu alanlarda üretimimiz yeterli miktarda üreticimiz tarafından, talebi karşılayacak şekilde sağlanmış görünüyor" diye konuştu.

"2007 YILINDAN 2014 YILINA KADAR SÜREKLİ TARIM SEKTÖRÜNDE BÜYÜME OLDU"

TÜİK verilerine bakıldığında 2007 yılında kuraklık yaşandığını ve tarım sektöründe küçülme meydana geldiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

"2007 yılından 2014 yılına kadar sürekli tarım sektöründe büyüme oldu. Ancak 2014 yılının Ocak ve Eylül dönemine baktığımızda 2007'den beri ilk defa yüzde 3 civarında bir küçülme yaşadığımızı görüyoruz. 2014 Kasım ayı itibariyle son 1 yıllık dönemde tarım üretici fiyatlarına, yani ÜFE'ye baktığımızda ÜFE'nin 10.77 arttığını görüyoruz. 12 aylık ortalamayı aldığımızda da yine 10.99 civarında bir artış görüyoruz. Gıda ve alkolsüz içeceklere baktığımızda Kasım ayı itibariyle 1 yıllık artış yüzde 14.7'dir. 12 aylık ortalamaya göre de yüzde 12.37 civarında bir artış söz konusudur. Bu şunu gösteriyor. Yani 2012 ve 2013 yılında da bir benzer Hadise çiftçimiz ürettiği mallarını enflasyon oranında değerlendirememiş. Yani fiyatları enflasyon oranında artmamış. Gelirlerinde enflasyonun altında kalmak kaydıyla bir azalma söz konusu. Tarımdaki istihdama baktığımızda 2014'ün Eylül ayında yüzde 21,5 olduğunu görüyoruz. Yani tarım sektörünün sağladığı istihdam 5 milyon 625 bin olarak görünüyor. İmalat sanayi ve inşaat sektörünün toplamına yakın bir rakam olduğunu görüyoruz. Toplam işsizliği de tarım sektöründeki istihdam 2.2 puan düşürmüştür. 10,5 civarındaki işsizlik rakamı tarım sektörü sayesinde buraya inmiştir. 2,2 puan civarında istihdama katkı sağlamış olduğumuzu görüyoruz."

"FINDIK, KAYISI, İNCİR, KİRAZ, VİŞNE, AYVA, HAŞHAŞ TOHUMU GİBİ EKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞE BAĞLI ÜRÜNLERİN ÜRETİMİNDE DÜNYA BİRİNCİSİYİZ"

"İhracat rakamlarına baktığımızda Ocak ve Ekim döneminde ihracatımız 14.3 milyar dolar civarında görünüyor" diyen Bayraktar, "İthalatımız da 10 milyar dolara ulaşmış görünüyor. Özellikle ihracattaki bu olumlu gelişmelere karşılık yağlı tohumlar ve pamukta net ithalatçıyız. Hatta ithalatımızın 3'te 1'ini bu ürünlere ayırıyoruz. Yani soya fasulyesi, ayçiçeği olmak üzere yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, küspeden oluşan 3.7 milyar dolarlık bir ithalat söz konusu. Pamuk ithalatı tek başına 1.7 milyar doları bulmaktadır. Fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva, haşhaş tohumu gibi ekolojik üstünlüğe bağlı olduğumuz ürünler var. Bu ürünlerin üretiminde dünya birincisiyiz. Bunlar aynı zamanda ihracat potansiyeli olan da ürünlerimiz. Bu ürünlerimizde özellikle gıda güvenilirliğimizi sağlamamız lazım. Ambalajlama, paketleme bunun dışında kaliteli çeşitler yetiştirme noktasında bir takım tedbirleri almak suretiyle bu ürünlerin daha fazla ihracatı mümkün olabilmektedir" ifadelerini kullandı.

"2015'İ BUĞDAY AÇISINDAN ÇOK SIKINTILI GEÇİRMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEKTEDİR"

Tahıl üretimine de değinen Bayraktar, "2014 yılında toplam tahıl üretimimize baktığımızda 2013 yılına göre yüzde 12.7 azalarak 37,5 milyon tondan 32.7 milyon tona indiğini görüyoruz. Buğdayda yüzde 13.8, arpada yüzde 20.3, çeltikte de yüzde 7.8 gerileme olmuştur. Buğday üretimi 19 milyon tona inmiştir. Özellikle son günlerdeRusya'nın buğday ihracatını durduğu haberleri piyasada sıkıntı yaratmıştır. Acaba 'buğday fiyatları yükselecek mi? Mamul madde fiyatları yükselecek mi, ekmek fiyatlar yükselecek mi?' şeklinde kamuoyunda bir endişe yaşandığını görüyoruz. Türkiye'nin ihtiyacı kadar üretim yaptığımızı söylemek durumundayım. Yani 19 milyon ton civarındaki üretim Türkiye'nin ihtiyacı olan üretimdir. Bugün Toprak Mahsulleri Ofisi'nin elinde yaklaşık 2,5 milyon ton civarında buğday bulunmaktadır. Bugün için Rusyaihracatına devam etmektedir. Rusya Şubat ayından sonra ek vergi uygulayacak buğdayına ama bundan Türkiye'yi muaf tuttuğunu da, Türkiye'ye bu vergiyi uygulamayacağını da açıklamıştır. Dolayısıyla mamul madde ihracatında kullanılan buğday biliyorsunuz bir takım ithalatçı sektörler tarafından da yapılmaktadır. Yeterli ithalatın yapıldığı da görülmektedir. Bütün bunlar 2015 yılında ekmek fiyatlarını ve mamul madde fiyatlarının artışını önleyecek unsurlardır. Yani halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. Saydığım unsurlar 2015'i buğday açısından çok sıkıntılı geçirmeyeceğimizi göstermektedir. Halkımız lütfen rahat olsun. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin de elindeki buğdayı zamanında ve yeterli miktarda kullanmak suretiyle fırsatçılara göz açtırmaması lazım. Kendilerini bu süreçte dikkatli olmaya davet ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"KURU BAKLAGİLLERE BAKTIĞIMIZDA 2014 YILINDA YÜZDE 9.7 CİVARINDA ÜRETİMDE BİR AZALMA GÖRÜYORUZ"

Mısır üretimine bakıldığında üretimin yüzde 0.8 artışla 5 milyon 950 bin tona çıktığını bildiren Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yağlı tohum üretimimiz yüzde 4,5 artışla 2 milyon 117 tona yükselmiştir. Sebze üretimi 2014 yılında yüzde 0.4 artışla 28 milyon 450 bin tondan, 28 milyon 500 bin tona çıkmıştır. Meyve üretimi yüzde 6.2 düşüşle 18.2 milyon tondan 17.1 milyon tona inmiştir. Don en çok meyve üretimini etkilemiştir. Elma üretimimiz yüzde 20.7, kiraz üretimimiz yüzde 9.9, kayısı üretimimiz yüzde 65.4, fındık üretimimiz yüzde 30'lar seviyesinde. Ceviz üretimimiz yüzde 14.8, şeftali üretimimiz yüzde 4.6 civarında bir düşme gösterecektir. Bunun dışında muz üretimimizde yüzde 17 civarında bir artış bekliyoruz. Zeytinde yüzde 5,5, mandalina da yüzde 11.1, üzümde 4.1, incirde yüzde 0.5 oranında bir atış görüyoruz. Çayda yüzde 6.8 civarında üretimini artırmıştır. Kuru baklagillere baktığımızda 2014 yılında yüzde 9.7 civarında üretimde bir azalma görüyoruz. Üretimimiz 1 milyon 148 bin tondan 1 milyon 36 bin tona inmiştir. Nohut üretimimiz yüzde 11.1 oranında azalmıştır. Kırmızı mercimek üretimimizde yüzde 17.7 oranında azalmıştır. Kütlü pamuk üretimimizde yüzde 4.4 oranında artış görüyoruz. Şeker pancarı üretiminde yüzde 2.3 civarında bir artış görüyoruz."

"SON YILLARDAKİ ARTIŞ TALEBİ KARŞILAYACAK DÜZEYDEDİR"

Hayvan sayılarına bakıldığında büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayılarında bir artış görüldüğünü kaydeden Bayraktar, "Kırmızı et üretimine baktığımızda son 2011-2013 döneminde yüzde 28.2 oranında artan et üretimimizin 2014'te yüzde 3,5 civarında gerilediğini görüyoruz. Son yıllardaki artış talebi karşılayacak düzeydedir. Üretime baktığımızda ithalata gerek olmadığını yeterli üretimin olduğunu görüyoruz. İthalat lobilerine buradan sesleniyorum boşuna heveslenmesinler. Kırmızı et üretimi önümüzdeki yıllarda da 2015 yılından itibaren de artarak devam edecektir. Süt üretimine baktığımızda süt üretiminin de yine yüzde 4.7civarında arttığını görüyoruz. Özellikle 2013 yılının rakamını veriyorum. 17.4 milyon tondan 18.2 milyon tona yükselmiştir. 2014 yılında sanayiye aktarılan süt miktarını da yılsonu itibariyle 8,5 milyon ton olarak bekliyoruz. Ocak-Ekim dönemine baktığımızda 7.3 milyon inek sütünün yine sanayiye aktarıldığını görüyoruz. Süt sektörünün ihracatının da son yıllarda arttığını görüyoruz. 2014 yılının sonu itibariyle 360 milyon dolarlık bir ihracat bekliyoruz. Hayvancılık için risklerden en önemlisi kaba yem ihtiyacıdır. Maliyeti düşürücü bir unsurdur. Önümüzdeki dönemde de en önemli ve ucuz yem kaynağı olan kaba yem üretiminin arttırılmasını üretiminin teşvik edilmesi bu süreçte önem kazanmaktadır" şeklinde konuştu.

"KANATLI SEKTÖRÜ HAYVANCILIĞIMIZIN YÜZ AKI OLMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"

"Kanatlı sektörü hayvancılığımızın yüz akı olmaya devam etmektedir" diyen Bayraktar, "Hem yumurta üretiminde, hem de kanatlı eti üretiminde ve ihracatında artış sürmektedir. Yumurta üretimi yaklaşık olarak 16,5 milyar adettir 2013 yılında. Tahminimiz yıl sonu itibariyle 17 milyar adete ulaşacaktır. Tavuk eti üretimimiz 2013 yılında 1 milyon 758 bin tondur. Yıl sonu itibariyle 1.8 milyon tonu aşmasını bekliyoruz. ihracat rakamlarımızda da yıl sonu itibariyle artış bekliyoruz" dedi.

Türkiye'de 3 milyon işletme olduğunu ve 3 milyon işletmenin 30 milyon parsel üzerinde üretim yaptığını söyleyen Bayraktar, "Batı Avrupa ülkelerine baktığımızda, işletme büyüklüğü 400-500 dekar civarındadır. Ülkemize geldiğimizde bunun 59 dekara düştüğünü görüyoruz. 59 dekarda tek parça değildir. Yaklaşık 10 parseldir. Bu şartlarda verimli üretim yapmanın imkansızlığını görüyoruz. 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun çıkması fevkalade sevindiricidir. 10 milyon hektar civarında da toplulaştırma bekleyen arazi vardır. 10 milyon hektar arazimizin de toplulaştırılması önemlidir. Bunu da gerekli desteği veriyoruz" diye konuştu.

"VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNİN İMARA AÇILMASI GELECEK NESİLLERİMİZİN İSTİKBALİYLE OYNAMAKTIR"

Kentleşme ve yol yapımı ile verimli arazilerin tarım dışına çıkarıldığını gördüklerini ve bundan büyük üzüntü duyduklarını belirten Bayraktar, "İllerdeki toprak koruma kurullarına bu manada büyük görevler düşüyor. İl valilerinin başkanlığında toplanan Toprak Koruma Kurularının özellikle kamu yararı konusunu zaman zaman istismar ettiklerini görüyoruz. Kendilerinden bu konuda hassasiyet göstermelerini istiyorum. Ne şekilde olursa olsun. Verimli tarım arazilerinin imara açılması gelecek nesillerimizin istikbaliyle oynamaktır. Ülkemizin gıda güvencesiyle oynamaktır" dedi.

30 ilde büyükşehir belediye sınırlarının tüm ili kapsadığını hatırlatan Bayraktar, "Tarım arazilerinin korunması noktasında büyükşehirlere de büyük görev düşüyor. Büyükşehir belediye başkanlarına da sesleniyorum; lütfen tarım sektörüne ilgi gösterin. Tarım sektörüne gönülden ilgi gösterin, buraya yeterli bütçe ayırın. Tarımla ilgili birimlerinizi biran evvel kurup faaliyete geçirin" ifadelerini kullandı.

Başta gübre, mazot ve elektrik başta olmak üzere girdi fiyatlarının yüksek olduğunu kaydeden Bayraktar, yüksek oranlı vergilerin girdiler konusundaki maliyeti artırdığını ifade etti.

"TARLA VE MARKET ARASINDAKİ UÇURUMUN FEVKALADE FAZLA OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"

Planlama yapılamaması nedeniyle fiyat istikrarının yakalanamadığını ve bu durumun çiftçiyi sıkıntıya soktuğunu bildiren Bayraktar, "Tarla ve market arasındaki uçurumun fevkalade fazla olduğunu görüyoruz. Bazı ürünlerde fiyat farkı 5-6 kata kadar çıkıyor. Üretici para kazanamazken, tüketici de üreticimizin ürettiği bu ürünleri pahalı tüketiyor. Üreticimiz enflasyonun sorumlusu kesinlikle değildir, enflasyonun mağdurudur" diye konuştu.

Bu yıl tarım sigortalarının istenen düzeye ulaşamadığını ve bu yüzden üreticileri teşvik edici tedbirlerin alınması gerektiğini kaydeden Bayraktar, kuraklık, don gibi risklerin sigorta kapsamına alınması gerektiğinin altını çizdi.

"DOĞAL AFETLERDEN ZARAR GÖREN ÜRETİCİLERİMİZİN 2014 YILI BORÇLARININ ERTELENMESİNİ TALEP EDİYORUZ"

Tarım ve balıkçılık sektörüne yönelik sübvansiyonlu kredilerin Ziraat Bankası dışındaki diğer kamu bankaları tarafından da verilmesini talep ettiklerini anlatan Bayraktar, "Doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin 2014 yılı borçlarının ertelenmesini talep ediyoruz. Özel bankalarda yine bu erteleme kapsamına sokulmalı. Yine bu yıl elektrik ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının da ertelenmesini talep ediyoruz" dedi.

Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ziraat Odası sayısının 760'a ulaştığını bildirdi.

"BİZ ÖZELLİKLE KANATLI SEKTÖRÜ İÇİN AVANTAJA ÇEVİRMEK İSTİYORUZ"

Toplantıda gazetecilerin sorularını da cevaplayan Bayraktar, Suriye ve Rusya kaynaklı gelişmelerin ihracata etkisinin sorulması üzerine Suriye ile ilişkilerin geldiği noktanın tarımsal ürün ticaretini olumsuz etkilediğini ifade etti. Rusya'ya yönelik ambargonun ardından bazı ürün gruplarının ticareti konusunda Türkiye'ye yöneldiğini bildiren Bayraktar, "Biz özellikle kanatlı sektörü için avantaja çevirmek istiyoruz. Kanatlı sektörümüz bu ihracata hazır gibi görünüyor. Yumurta sektörümüz bu ihracata hazır gibi görünüyor" şeklinde konuştu.

Üretimin yeterli olmadığı alanlarda Türkiye'nin ihracat yapma imkanının bulunmadığını söyleyen Bayraktar, Rusya'nın bir şekilde Ab ve ABD'den geçmişte temin ettiği gıda ürünlerini Türkiye'den sağlamak istediğine dikkati çekti. Üretici ve market fiyatları arasındaki yüksek farka dair sorunun nasıl aşılabileceğine ilişkin soru üzerine ise Bayraktar, bu konuyla ilgili bir komisyonun oluşturulduğunu belirterek, üretici kesiminde fiyat artışlarının enflasyonun altında olmasına karşın tüketicinin 4-5 kat pahalı yediğini anlattı. Bunun sürdürülebilir bir durum olmadığını ve tüketicinin bunu kaldırabilmesinin mümkün olmadığını bildiren Bayraktar, "Aracıların devre dışı kalması lazım. üretici örgütlerinin bu manada güçlü olmasını, alıcıyla üretici arasında sözleşmeli üretim modeline gidilmesini istiyoruz" dedi.

 

 

Kategori Tarım

KABIZLIĞA DA İYİ GELİYOR !

Uzmanlar kışın sütle hazırlanarak içilen salebin öksürüğe ve bronşit rahatsızlıklarına da iyi geldiğini bildirdi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Cansu Kolukırık, yaz mevsiminin vazgeçilmez serinleticisi olan dondurmanın lezzet ve kıvamını veren salebin, sıcak sütle karıştırıp kullanıldığı soğuk kış günlerinin de en çok tercih edilen içeceklerinden biri olduğunu belirtti. Kolukırık, üzerine tarçın serpiştirilerek ceviz veya fındıkla süslenerek içilen salebin lezzeti yanında birçok faydası da bulunduğunu söyledi.

 

Kabızlığa iyi geliyor

Salebin bağırsakların çalışmasını düzenlediğine ve kabızlığı önleyip sindirimi kolaylaştırdığına değinen Kolukırık, “Salep gibi müsilaj (suyla şişen maddeler) gibi her gıda, kabızlığı engeller. Salebin üzerine serpiştirilen tarçın, kan şekerini düzenler ve acıkmayı geciktirir. Sütle pişirilerek yapılan salep ise sütün içerdiği kalsiyum ve proteinin yararlı etkilerini taşır. Bu yüzden ara öğün olarak tercih edilebilir” dedi.

Evde yapılanı en sağlıklısı

Salebin evde yapıldığında daha sağlıklı olduğuna ve grip atmaya yardımcı bir etki oluşturduğunu belirten Uzman Cansu Kolukırık, “Kışın sütle hazırlanarak içilen salep, öksürüğe ve bronşit rahatsızlıklarına iyi gelir. Grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkların, daha rahat atlatılmasına yardımcı olur. Hazır olarak tüketildiğinde enerji içeriği yüksek bir içecek olan salep, toz halinde evde alınıp yapılması ve üzerine tarçın eklenerek içilmesi en sağlıklısıdır” dedi.

Tarçın eklendiğinde tok tutuyor

Tarçın eklenerek içilen salebin tok tuttuğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Cansu Kolukırık, “Salep, orkide bitkilerinin yumrularından elde edilir. Bu yumrular mevsimi geldiğinde toplanır ve toz haline getirilir. Kendimizi halsiz hissettiğimizde ve şişkinlik olduğunda içilecek bir fincan bol tarçınlı salep, tok tuttuğu gibi şişkinliği alacak ve vücuda enerji depolayacaktır” diye konuştu.
  

Kategori Sağlık
Sayfa 1 / 6

Visit the best review site bbetting.co.uk for Bet365 site.

Tüm hakları saklıdır. © 2014